İSTANBUL’UN FETHİ

  Bu hata sizlerle İstanbul’un fethi konusunda sohbet edeceğim.  Çünkü  bu hafta İstanbul’un fethinin yıldönümü.  Önce İstanbul’un tarihçesi üzerinde duralım.  İstanbul milattan önceki yüzyıllarda kurulmuş bir şehirdir.  Bizans isimli bir kişinin kurduğu kabul edilir.  Eski isimleri Licus ile Bizans’tır. 330 yılında Roma imparatoru Konstantin Roma İmparatorluğu’nun başkentini Roma’dan İstanbul’a taşır.  Bunun için önce İstanbul’u düzenletir. […]

İSTANBUL’UN FETHİ

 

Bu hata sizlerle İstanbul’un fethi konusunda sohbet edeceğim.  Çünkü  bu hafta İstanbul’un fethinin yıldönümü.  Önce İstanbul’un tarihçesi üzerinde duralım.  İstanbul milattan önceki yüzyıllarda kurulmuş bir şehirdir.  Bizans isimli bir kişinin kurduğu kabul edilir.  Eski isimleri Licus ile Bizans’tır. 330 yılında Roma imparatoru Konstantin Roma İmparatorluğu’nun başkentini Roma’dan İstanbul’a taşır.  Bunun için önce İstanbul’u düzenletir. Roma’ya benzemesi için çevresinde yedi tepe sayılır. Çünkü Roma yedi tepe üzerindedir. Yeni kurulan kente önce NewRoma adı verilir. Daha sonra yeni düzenleyicisi Konstantin’e izafeten Konstantiniye adı verilir. Daha sonraları da şehirden anlamında Stanpoli denir ve bunun bozulmuşu ile İstanbul olur. Konstantin şehri Roma başkenti olarak düzenletirken aynı zamanda Roma’nın dinini de değiştirmiştir.  O zamana kadar çok dinli ve laik bir yapıda olan Roma İmparatorluğu İstanbul’a taşınırken 325 yılında yapılan İznik konsülü ile devletin dinini resmen Hıristiyanlık olarak kabul etmiştir.  Bundan dolayı şehir yapılırken devlet kilisesi olarak bugünkü Ayasofya inşa edilmiştir.  Ayasofya kutsal bilgi anlamındadır.  Şehrin etrafı da surlarla çevrilmiştir.  Şehir surları bugünkü Beyazıt dolaylarından geçmektedir.  Surlar daha sonraki yıllarda şehrin büyümesi üzerine genişlemiş ve bugünkü sınırlarına kadar gitmiştir.  Roma İmparatorluğu 390 yılında ikiye ayrılır ve İstanbul Doğu Roma İmparatorluğu’nun başkenti olur.  Doğu Roma İmparatorluğu daha sonraki yüzyıllarda Bizans imparatorluğu olarak anılacaktır. 532 yılında Doğu Roma’nın başında Jüstinyanus vardır.  Jüstinyanus’a karşı büyük bir isyan çıkar ve bu isyan sırasında Ayasofya yakılır.  İsyan bastırıldıktan sonra Jüstinyen Ayasofya’yı yeniden inşa ettirir.  Yeni Ayasofya 537 yılında ibadete açılır.  Bugünkü Ayasofya 537 yılında yapılan binadır.  Yüzyıllar içinde çeşitli bakımlar geçirmiştir.  Bizans İmparatorluğu İstanbul’a çok önem vermiştir.  Kara tarafındaki surları üç kat inşa etmiştir.  Surların önünde birde hendek vardır.  Deniz tarafındaki surlar ise bir sıradır.

İstanbul Konstantin’in inşasından sonra pek çok ulusun dikkatini çekmiştir.  Bunun için zaman zaman şiddetli kuşatmalara maruz kalmıştır.  Özellikle Balkanlardan gelenler ordular İstanbul’u sık sık kuşatmıştır.  Fakat Bizans her kuşatmayı kaldırtmayı başarmıştır.  450’li yıllarda Avrupa Hun İmparatoru Attila’da İstanbul önlerine gelmiştir.  678 yılında Emevi halifesi Muaviye’nin oğlu Yezit emrindeki bir ordu ile İstanbul’u kuşatmıştır.  Bu kuşatma sırasında Hz. Muhammed’in sancaktarı Ebu Eyüp El Ensari surların önünde şehit olmuştur.  Bugünkü Eyüp Sultan  bu kişidir.  Mezarı Fatih’in hocası Ak Şemsettin tarafından rüyasında bulunmuştur.  Daha sonraki yıllarda Avarlar ve Kumanlar’da İstanbul’u kuşatmışlar ama alamamışlardır.  Bu kuşatmalar sırasında Bizanslılar Suriyeli bir bilim adamının icadı ile Bizans ateşi denilen ve denizde de yanan silahı bulmuşlardır.  Bu silah Bizans’ın çok işine yaramıştır.  1071 yılındaki Malazgirt savaşından sonra Türkler kısa bir süre içinde Üsküdar kıyılarına kadar gelmişlerdir.  1075 yılında da İznik merkez olmak üzere Anadolu Selçuklu Beyliğini kurmuşlardır.  1095 yılında Haçlı seferlerinin başlaması ile başkentlerini Konya’ya taşımışlar ve burayı başkent ilan etmişlerdir.  Gelen Haçlı orduları Kudüs üzerine gitmişlerdir.  1204 yılında gelen Latin Haçlı ordusu İstanbul’u alarak Bizans İmparatoru’nu İstanbul’dan çıkarmıştır.  İstanbul ve çevresi Latin İmparatorluğu denilen yeni devletin toprağı olmuştur.  Edremit’te Latin İmparatorluğu’nun toprakları içindedir.  Bizans İmparatoru ise İznik’e çekilmiş ve burada İstanbul’u geri almanın hesaplarını yapmaktadır.  Bu arada İstanbul’u almayı düşündüğünden Selçuklular ile uğraşamamaktadır.  Bunu fırsat bilen Selçuklular ise kıyı bölümlerini Bizanslılardan almaya çalışmıştır.  Edremit bu dönemde alınmıştır.  1453 yılı içinde Osmanlı Beyliği İstanbul’u kuşatmıştır.  Başta genç padişah Fatih Sultan Mehmet vardır.  53 günlük bir kuşatma sonunda İstanbul fethedilir.  İstanbul’un kuşatmasında teknolojik üstünlük olarak Osmanlı ordusunda ateşli silahlar vardır.  Yani toplar ilk defa bir kent kuşatmasında kullanılmaktadır.  İstanbul’un fethinden sonra Bizans’ın devlet kilisesi camiye çevrilir.  Topkapı çevresine sultan sarayı inşa edilir.  Osmanlı’lar döneminde şehir düşmanlar tarafından kuşatılmaz.  Bundan dolayı Osmanlılar kentin surları ile çok ilgilenmemişlerdir.  Oysa Osmanlılarda Balkanlarla çok ilgilenmek zorunda kalmışlardır.  1912 yılındaki Balkan bozgununda Bulgar orduları Çatalca’ya kadar gelmişlerdir.  1918 Mondros Ateşkes anlaşması ile İngilizler de boğazları geçerek İstanbul önlerine demirlemişlerdir.  16. Mart. 1920 tarihinde ise İstanbul’u resmen işgal etmişlerdir.  İngilizlerin işgali 6. Ekim. 1923 tarihinde sona ermiştir.  İngilizlere savaşmadan İstanbul’u terk ettiren ise Ulu Önder Atatürk’tür.  Böylece güzel kentimiz düşman işgalinden kurtarılmıştır.  Birinci dünya savaşı sonunda işgal edilen kentlerimizden en son kurtarılan kentimiz İstanbul olmuştur.  İstanbul’u fethinden itibaren bu fetih hiç kutlanmamıştır. 1950’li yıllardan itibaren İstanbul’un fethi kutlamaları başlamıştır.  Oysa bu güzel şehir zaten bizimdir.  Asıl kutlanması gereken gün onun düşman işgalinden kurtarıldığı 6. Ekim olmalıdır.  Onun kurtarıcısı da Ulu önder Atatürk’tür. Saygılarımla

Yorumlar

yorum