ADD’DEN ALMANYA’YA TEPKİ

  ADD Edremit Şube Başkanı Yüksel Eker Alman PArlementosunda alınan soykırım kararı ile ilgili tepkisini yazılı basın açıklamasıyla dile getirdi. Eker kararı;”20. Yüzyılın, Namibya’da Hererolara karşı ilk soykırımını ve II. Dünya savaşında da Yahudilere karşı ikinci soykırımı yapanlar, kendilerine yandaş ülke arıyorlar galiba…” şeklinde değerlendirdi. Yüksel Eker Açıklamasında şu görüşleri dile getirdi; ”2 Haziran 2016, […]

ADD’DEN ALMANYA’YA TEPKİ

 

ADD Edremit Şube Başkanı Yüksel Eker Alman PArlementosunda alınan soykırım kararı ile ilgili tepkisini yazılı basın açıklamasıyla dile getirdi.

Eker kararı;”20. Yüzyılın, Namibya’da Hererolara karşı ilk soykırımını ve II. Dünya savaşında da Yahudilere karşı ikinci soykırımı yapanlar, kendilerine yandaş ülke arıyorlar galiba…” şeklinde değerlendirdi.

Yüksel Eker Açıklamasında şu görüşleri dile getirdi; ”2 Haziran 2016, Federal Alman Meclisi, 1915’teki tehcir olayını “soykırım” olarak nitelemek üzere bir karar alarak, Türk-Alman dostluğuna büyük bir darbe vurdu. Bu karar, ne yazık ki, koyu bir ön yargılı taraflılığın ürünüdür. Sayısız belgeler ve yayınlar spektrumuna rağmen, olaylar Alman Halkına sadece Ermeni görüşlerini yansıtır bir biçimde sunulmuştur.

Türkiye’nin Doğusundan Ermenilerin başka yerleşim bölgelerine tehcir ettirilmeleri gereği niçin doğmuştu, görmezlikten gelinmiştir. Tehcir şunun için gerekli görülmüştür: Silahlanmış Ermeni isyancılar, Rus ordularıyla işbirliği yaparak, Osmanlı ordusuna karşı savaşmışlardır. İstilacılarla birlikte, Doğu Anadolu’da Müslüman halkı katletmişlerdir. Söz konusu edilen tehcir, en az 4 cephede savaşmak zorunda kalmış olan Osmanlı İmparatorluğu’nun bir tepkisidir.

 

Daha da kanıtlayıcı olan, Osmanlı arşivlerindeki belgelerin “Ermeni soykırımı” iddiasını çürütmekte olduğudur. Bu belgeler, iddiaların aksine, 500.000 Türk ve Müslüman’ın Ermeni askerî birliklerinin ve gerillasının kurbanı olduklarını kanıtlamaktadır.

Ermenilerin hedefi, Doğu Anadolu’da Ermeni nüfusunun çoğunlukta olduğunu kanıtlamak için, etnik bir temizlik yapmaktır. ( Ermenilerin çoğunluğunun ikamet ettiği Doğu Anadolu’nun bazı bölgelerindeki Ermeni nüfusu bile, tüm nüfusun ancak beşte biri kadardı. Dolayısıyla, amaçladıkları hedefin gerçeklerle ilgisi yoktu).

Kısacası: İsyancı elebaşılar dan Boghos Nubar, 30 Ocak 1919’da “The Times of London”‘a açıkça yazdığı bir mektupta, Ermenilerin 200.000 kişilik bir kuvvetle “fiilen savaşmakta” olduğunu itiraf etmiştir. (Boghos Nubar bu durumu defalarca doğrulamıştır).

 

  1. Yüzyılda yapılan soykırımların birincisinde, Almanya Afrika’nın güneybatısındaki Namibya’lı Hereroların kökünü kazımış olanlar, ikincisinde ise Yahudilere soykırım uygulayanlar, herhangi bir kanıt olmadığına göre, Türkiye’yi neye istinaden “soykırım” yapmakla suçluyorlar? Ayrıca, bu kara kararla, – Almanya’nın yüzü ağarmayacaktır. – Almanya’daki Türk düşmanlığı körüklenecektir; – daha doğmamış Türk çocukları bile şimdiden suçlu ilan edilecektir; – Almanya, uluslararası barışa katkı yapmamayı tercih etmiş olacaktır.

 

Eğer Ermenistan geçmişiyle yüzleşmeden korkmuyorsa, Türk ve Ermeni tarihçilerinden oluşan bir araştırma komisyonu kurulabilir ve bu komisyona, uluslararası başka bir komisyondan, örneğin UNESCO’dan, noter vazifesi yapabilecek tarafsız üyeler de dahil edilebilir. Eşzamanlı olarak, Türkiye’nin uzun zamandan beri kamuya açtığı arşivler misali, Ermenistan da arşivlerini açmalıdır. (Korkarız ki, Ermeni tarafı en önemli ve kendilerini suçlu duruma düşürecek belgeleri, çoktan “güvence” altına almıştır.) Ermenistan’ın şoğukkanlı suskunluğu nedeniyle, asıl soru yanıt aramaktadır: Ermeniler, gerçeklerle yüzleşmek için hazır mıdırlar..?”

 

Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum