ENDİŞE İÇİNDE YAŞATILIYORUZ

Bir yurttaş olarak ülkemin içerinde bulunduğu durum son dönemlerde beni sürekli endişelendirmeye başlamıştır. Mevcut iktidar ile katlanılamaz hale gelen üzerimizdeki baskılar ve sünni İslam dışındaki inançlara uygulanan bilinçli baskı ve  asimilasyon çabaları, yarına ve çocuklarımızın geleceğine endişe ile bakmamızı sürekli hale getirmiştir. Mevcut iktidardan güç bulan bazı karanlık (bizlerce malum) odaklar tarafından  kendi inancı dışında […]

ENDİŞE İÇİNDE YAŞATILIYORUZ

İbrahim-Kızıler[1]Bir yurttaş olarak ülkemin içerinde bulunduğu durum son dönemlerde beni sürekli endişelendirmeye başlamıştır. Mevcut iktidar ile katlanılamaz hale gelen üzerimizdeki baskılar ve sünni İslam dışındaki inançlara uygulanan bilinçli baskı ve  asimilasyon çabaları, yarına ve çocuklarımızın geleceğine endişe ile bakmamızı sürekli hale getirmiştir. Mevcut iktidardan güç bulan bazı karanlık (bizlerce malum) odaklar tarafından  kendi inancı dışında kalan tüm kişi, inanç ve ibadet yerlerine  yapılan bilinçli ve sözlü saldırıların daha da artacağı ve bu gidişin ileride fiili saldırılara dönüşeceği korkularını yaşıyorum. İktidarın bunca hak ve özgürlük gaspına rağmen, ülkemizi ve devletimizi içine sürüklediği karanlık girdaba  ses çıkarmak bir yana halk nezdinde desteğini arttırması, endişelerimde haklılığımın göstergesi olmaktadır. Demokrasiyi bir amaç değil iktidara gelebilmek için araç olarak gördüğünü gizleyerek yönetimi ele geçiren AKP iktidarının uygulamaları ülkemizde bizleri neredeyse nefes alamaz hale getirmiştir. Bu gidişle bu coğrafyada yaşamamız bile olanaksız hale getirilecektir.

Asıl önemli olan, bunca hak gaspına, hırsızlık ve yağma iddialarına, 400 milletvekili verseydiniz bunlar başınıza gelmezdi sözlerine rağmen, Her gün gelen şehit haberleri, canlı bombalarla yapılan katliamlara karşı, mevcut iktidara yurttaşların büyük bir bölümünün övgüler düzmesi akıl alacak gibi değildir.

Bu iktidara oy veren yurttaşlarımızın bazıları ile bu kaygıları paylaştığımızda biraz fazlaca evhamlandığımızı söyleyerek bizlerin endişelerini yatıştırmaya çalışıyorlar. Ama onlara hep şunu söylüyorum.

Sen salt inanç ve siyasi düşüncenden dolayı hiç kuşku ve endişe içinde yaşadın mı? Senin ve çocuklarının, ve ailenin geleceğini düşündükçe sabahlara kadar endişe içerisinde yorganın altında döndün durdun mu? Gözlerini tavana dikip inancından dolayı katledilenleri düşündün mü sabahlara kadar? Sen hiç inancın nedir dendiğinde bunun niçin sorulduğunu düşünerek tedirginlik yaşadın mı hiç günlerce? Büyük şehirlerde meydana gelen bombalı saldırı olaylarından sonra telefonla çocuğuna veya yakınına ulaşamayınca endişeyle  ağladın mı? Yasadışı hiçbir davranışın ve hareketin olmadığı halde birileri  siyasi ikbali için seni ve inancını hedef gösterdiğinde yaşamından nasıl endişe edileceğini bilir misin?

Sen hiç çocuğuna inancını ve kimliğini sakla, yoksa seni huzursuz edip zarar verebilirler diye nasihat etmenin zorluğunu ve utancını yaşadın mı? Bu ülkeyi severken, bu coğrafyada yaşayan insanlarla birlikte mutlu bir geleceğin düşünü kuramamanın ve bunun nedenlerini çocuklarına anlatabilmenin zorluğunu yaşadın mı? Ya da seni kendisi gibi inanmadığın için katledebilecek bir grubun varlığını hissetmenin, bu insanlara şirin görünerek katledilmekten  kurtulabileceğinin ezikliğini yaşadın mı? Hiç inanmadığın konularda salt can güvenliği korkusu ile inanıyor göründün mü? Sen hiç Maraş’ı, Çorum’u, Sivas Madımak’ı, Gaziyi düşünüp bu insanlar neden yakılıp katlediliyorlar diye düşündün mü?

Eğer yukarda yazdıklarımı düşünmediysen ve hissetmediysen beni anladığını sakın söyleme. Ben tekrar katledilinceye kadar gülüp oynamaya sonra da timsah gözyaşı dökmeye devam et.

Bir çift sözümde 11 ay hiçbir Alevi köyüne uğramayan sözüm ona Belediye kültür müdürlüğünün birden bire RAMAZAN ayında Alevilerin varlığını anımsayarak, Ramazan eğlencesi diyerek Alevi köylerine kültür hizmeti götürüyor adı altında Alevileri “Ramazan” kelimesine ve ayına alıştırma çabasınadır. Bizler Alevi inançlı insanlarız, bizlere kültür hizmetini Ramazanda değil, Muharrem ayında, hatta yılın her ayında ver, ama bizim yabancısı olduğumuz Karagözle Hacivat’ın hacı cavcav’lı oyunları ile değil. 1826 tarihinde Kırşehir Şeriat mahkemesinde Osmanlı kadıları tarafından yargılanan ve “Hayali gönlümde çekerim ahı/ Acep görür müyüm gül yüzlü şahı/ Bunca aşıkların sırr-ı penahı/ Giden sail selam getir pirimden” diyen Hace Bektaş Veli dergahı postnişini Hamdullah Çelebi’nin savunmasını getir. Arap orduları tarafından gerçekleştirilen Türkmen katliamları Talkan ve Curcan’ı getir, Bayat boyunun inanç önderi “Dede Korkut’u” getir ki kültür hizmeti görelim. Sizleri alkışlayıp takdir edelim.

Yorumlar

yorum