İNSANLIĞIN GELECEĞİN TEHDİT ALTINDA

  Ziraat Mühendisleri Odası Balıkesir Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Coşar, ‘Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’ dolayısı ile yazılı bir basın açıklaması yaptı. Ziraat Mühendisleri Odası Balıkesir Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Coşar, ‘Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’ dolayısı ile Birleşmiş Milletler, 1994 yılında aldığı kararla, 17 Haziran tarihini “Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü” olarak ilan […]

İNSANLIĞIN GELECEĞİN TEHDİT ALTINDA

 

Ziraat Mühendisleri Odası Balıkesir Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Coşar, ‘Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’ dolayısı ile yazılı bir basın açıklaması yaptı.

Ziraat Mühendisleri Odası Balıkesir Yönetim Kurulu Üyesi Bülent Coşar, ‘Dünya Çölleşme ve Kuraklıkla Mücadele Günü’ dolayısı ile Birleşmiş Milletler, 1994 yılında aldığı kararla, 17 Haziran tarihini “Dünya Çölleşmeyle Mücadele Günü” olarak ilan etmiştir. Çölleşme Yoksulluğun Hem Nedeni, Hem Sonucudur. Çölleşme ülkemizi doğrudan ilgilendiren ve maruz kaldığımız çok önemli bir tehdittir. Toprakları çölleşen bir ülkenin temel sorunları açlık, susuzluk, işsizlik ve iç göçtür. Bunun sonucunda işsizlik, gelir dağılımdaki adaletsizlik artacak, çarpık kentleşme, çevre kirliliği, doğal kaynakların aşırı kullanımı ve tahribi gündeme gelecektir. Bu nedenle hep birlikte geleceğimize şimdiden sahip çıkmamız, toprağımızı korumamız gerekmektedir. Çölleşme, kuraklık, toprak erozyonu ve çoraklaşma gibi arazi bozulum faaliyetleri sonucunda dünyada yaklaşık 1,2 milyar insanın yaşamını doğrudan veya dolaylı olarak etkilemektedir. Türkiye Topraklarının % 2’si Tuzlu, Türkiye’de İşlenen Arazilerin  % 5,5’i Tuzlu, Mevcut Sulanan Alanların Yaklaşık % 30’u Tuzlu, Harran Ovası Topraklarının % 12’si Tuzludur. Erozyon-Çölleşme ilgili ise, Türkiye’de erozyon sorunu bulunmayan alan %13,5, şiddetli ve çok şiddetli erozyon sorunu olan alan % 59 dur. Su erozyonu sorunu olan 57,2 milyon hektar, rüzgar erozyonu sorunu olan alan 506,309 hektardır. Türkiye de uzun yıllar yağış ortalaması 646 mm iken 1999 yılında bu değer % 10 oranında, 2006 yılında % 7, 2013 yılında ise %13 ve 2015 yılında %10 oranında azalmıştır. Yağıştaki bu azalma ve düzensizlikler de en çok tarım üretimini olumsuz yönde etkilemiş, üretim açısından yağış rejimindeki sapmanın etkisi toplam yağıştaki azalmanın etkisinden daha fazla görülmüştür.  Yağış rejimindeki değişiklik düzen ve süreklilik göstermediği durumlarda yağış miktarındaki artış olsa bile tarımsal üretime olumlu etkisi olmayacaktır. Çünkü tarımsal açıdan kurak olan süreler, günlük yağmur rejimi ile yakından ilgilidir. Ülkemizde tarımsal yönden kuraklığa etki eden en önemli faktör ilkbahar yağışlarıdır. Özellikle hububat üretimi bakımından, toplam yıllık yağış yeterli görülmesine rağmen, ilkbaharda yağışların az olması halinde kuraklık kendini gösterir ve ürün randımanın, olayın derecesine göre değişmek üzere normalin altında elde edilmesine sebep olur. Bu durum, Çölleşmenin Türkiye koşullarında gelecek dönemlerde daha yoğun bir şekilde etkili olacağı gerçeğini çok daha görünür kılmaktadır (İDEP, 2012; Saygın, 2013). Çölleşme ve kuraklık, iklim değişikliğinin etkileri ile birlikte, insanlığın geleceğini tehdit etmekte ve ortak mücadele edilmesi gereken bir sorunu oluşturmaktadır.

Yorumlar

yorum