CHP’NİN İLACI BAYKAL MI?

Son zamanlarda CHP içerisinde çok garip gelişmeler görüyoruz. Hepsini ibretle izliyoruz. CHP’nin geçmişine baktığınızda üyesi olmaktan onur ve gurur duyulan bir parti iken, son günlerde CHP nereye diye soruşturulan bir sürece girdik. Siyasi partiler tarihimize baktığımızda İlk partinin bağımsızlığımızı kazandıktan sonra Halk fırkası adıyla kurulan bugünkü CHP’yi görüyoruz. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Türk milleti için […]

CHP’NİN İLACI BAYKAL MI?

Son zamanlarda CHP içerisinde çok garip gelişmeler görüyoruz. Hepsini ibretle izliyoruz. CHP’nin geçmişine baktığınızda üyesi olmaktan onur ve gurur duyulan bir parti iken, son günlerde CHP nereye diye soruşturulan bir sürece girdik. Siyasi partiler tarihimize baktığımızda İlk partinin bağımsızlığımızı kazandıktan sonra Halk fırkası adıyla kurulan bugünkü CHP’yi görüyoruz. Büyük önderimiz Mustafa Kemal Türk milleti için en uygun yönetim şeklinin çok partili sisteme dayalı cumhuriyet ve demokrasi anlayışı olduğunu biliyordu. Demokrasilerin düzgün işleyebilmesi için birden fazla partiye gerek vardır. Siyasi partiler demokratik hayatın ve çoğulculuk sisteminin vazgeçilmez unsurlarıdır. Çok partili demokratik rejimlerde halk, siyasi partiler aracılığıyla kendi düşüncelerini serbestçe ifade etme özgürlüğüne sahipti. Ayrıca muhalefet partileri iktidar partisini denetleme yetkisine de sahip oluyordu. Mustafa Kemal bu nedenle çoklu parti için çalışmaların başlanmasını istiyordu. Mustafa Kemal çok partili hayata geçişe öncülük etmiş, ilk siyasi partiyi kurmuştur. Partinin özelliklerine baktığımızda “ “CHP” TC’nin il siyasi partisidir. Halk fırkası adı ile kurulmuş, cumhuriyetin ilanından sonra “Cumhuriyet Halk Partisi” adını almıştır. Birinci Mecliste oluşturulan Müdafaa-i Hukuk grubunun partileşmiş durumudur. Tüm ulusun partisidir. Cumhuriyet devrimleri bu parti ile gerçekleştirilmiş ve yerleştirilmiştir. Programın temeli 6 ilke çerçevesinde oluşmuştur. Ekonomide Devletçilik ilkesini benimsemiştir.
İkinci siyasi parti olarak 17 Kasım 1924 tarihinde “Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası” kuruldu. Bu parti, kurtuluş savaşında Atatürk’le aynı saflarda bulunmuş olan bir grup sivil ve asker tarafından kuruldu. Bu kişiler Kazım Karabekir (partinin başkanı) Rauf Orbay, Ali Fuat Cebesoy, Refet Bele, Adnan Adıvar’dı. Mustafa Kemal Atatürk yeni kurulan partiyi olumlu karşıladı. Çünkü demokrasilerde çok parti olmalıydı. Aynı zamanda hükümetin denetlenmesi için de muhalefet partilerinin bulunması gerekliydi. Demokrasinin yerleşmesi için bu gerekliydi. Terakkiperver cumhuriyet fırkasının özellikleri ise şöyleydi. TC’nin ikinci siyasi, ilk muhalefet partisidir. Mustafa Kemal’e ve devrimlere karşıdır. Eski düzen yanlılarınca desteklenmişlerdir. Ekonomide liberalizmi (serbest ekonomi) savunmuştur. Terakkiperver Cumhuriyet fırkası demokratik hayatı benimsemekle beraber dini inanışlara saygılıyız görüşüne de ağırlık veriyordu. Programında “Parti dini inançlara saygılıdır” görüşünün yer alması cumhuriyet karşıtlarının parti içinde toplanmasına neden oldu. Kısa zamanda amacından sapan parti, aynı zamanda inkılâpları benimsemeyen kişilerin sığınabileceği bir yer durumuna geldi. Doğuda çıkan Şeyh Sait ayaklanmasında, partinin bazı yöneticilerinin de rolü olduğu gerekçesiyle, Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası kapatıldı (5 Haziran 1925). Henüz çok partili hayata geçme zamanının gelmediği anlaşıldı. Ta ki 1946 yılına kadar.
Bunları bugünkü siyasi hayatımıza daha iyi bakabilelim diye yazdım. Aslında hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz ülkemizde. Bugün AKP-CHP-HDP-MHP adıyla anılan partilere baktığımızda siyasi yelpazenin hiç değişmediğini görüyoruz. Sosyal Demokrat bir CHP, Cumhuriyet kazanımlarına ve Atatürk ilke ve devrimlerine tamamen karşı bir görüntü sergileyen ve Osmanlı hülyası ile yatıp kalkan Laiklik karşıtı eylemlerin odağı olduğu tesbiti yapılan ve Atatürk’ten adeta nefret eden bir AKP. Etnik temelli politikaların odağı gibi hareket eden HDP ve MHP TBMM’sinde temsil edilmektedir. Diğer siyasi partilerin esamesi bile okunmamaktadır.
Yazmak istediğim AKP-MHP-HDP değildir. Bunlar bazı yönleriyle adeta birbirinin kopyası gibidirler. Perde önünde kavga ediyor görüntüsü verseler de, perde gerisinde bazı konularda iş birliği yaptıklarını artık görüyoruz.
CHP’sine gelince 1950 de sağ ve muhafazakarlara kaptırılan iktidar bir daha CHP’ye dönmemiştir. Ta ki sayın Bülent Ecevit’e kadar. 1972 yılında İsmet İnönü’nün yerine genel başkan seçilen Bülent Ecevit, 1973 yılında girdiği Genel seçimlerde % 33 oy alarak CHP’yi birinci parti konumuna taşımıştır. 1973 yerel seçimlerinde ise bu defa % 37 oy alarak yükselişini sürdürmüştür. 1977 Genel seçimlerinde ise CHP % 41.3 oy oranıyla ülkenin en güçlü siyasi partisi konumuna gelmiştir. Sonrası malum. Solun bu önlenemez yükselişi CHP içerisinde hizipleşmeler ve gruplaşmalar ile önlenmeye çalışılmış. Sağ-sol çatışmaları bilinçli olarak tırmandırılmış ve 12 Eylül 80 darbesiyle ülkemiz Faşist Cuntaya teslim edilmiştir.
12 Eylül cuntasının kapattığı siyasi partilerin üzerinde yasak 1992 yılında kaldırılmış, CHP yeniden kurulmuş Deniz Baykal Genel başkan olmuştur. CHP’nin yeniden açılmasının ardından ise Deniz Baykal’ın genel başkanlığında 1995 yılındaki seçimlerden % 10.71’lik oy oranıyla 5. parti olarak çıkan CHP, muhalefet görevini üstlendi. 1999 seçimlerinde ise yüzde 8,71 oy alarak barajı geçemedi ve Meclis dışında kaldı. 2002 seçimlerinde 19,39 ile ikinci parti olan CHP, 2007’de de yüzde 20,88 oy oranı ile yine ana muhalefet partisi oldu. Baykallı CHP’nin aldığı en yüksek oy işte budur.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun genel başkanlığı döneminde ise CHP, 2011 seçimlerinde yüzde 25,98 oy alarak AK Parti’nin ardından ikinci oldu ve ana muhalefet görevini sürdürdü. 2015 seçimlerinden CHP % 24.95 oy alarak yine 2.nci parti oldu. 7 Haziran 2015 seçimlerinde tek parti iktidarını yakalayamayan AKP ülkeyi 1 Kasım 2015 tarihinde tekrar genel seçime sürüklemiştir. Bu seçimde yine Kılıçdaroğlu başkanlığında ki CHP % 25.32 oy alarak 2.nci olmuştur.
CHP’de kan değişikliği gerekli midir? Evet gereklidir. Bu değişikliğin adı CHP’yi % 8.71 ile baraj altında bırakan Deniz Baykal ve onun örgütledikleri değildir. Bugün AKP’nin dikensiz gül bahçesi yapmak istediği ülkemizde RTE’nin önündeki en büyük engel yine CHP’dir. Onun için CHP’yi tıpkı MHP gibi karmakarışık bir hale getirme çabalarına dur demek zorundayız. CHP içerisinde genel başkan Kılıçdaroğlu’na karşı bayrak açanlar, genel merkezden onaysız kendi güçlerini test etmek için miting düzenleyenler, aslında CHP’nin yükselmesini engelleyenlerdir. CHP gibi sosyal Demokrat bir partide tıpkı RTE ve AKP gibi mezhepsel farklılıklarla kendilerine siyasi rant sağlamak isteyenler bu yükselemeyişin de baş sorumlularıdır. CHP altı okundan birisi olan LAİKLİK ilkesini özümsemeyenler ile hiçbir yere varamayacaktır. Yine CHP içerisinde ki bazı kişiler siyaseten yükselmelerinin karşısında engel gördükleri kişileri başarısız gösterme çabası ile parti aleyhine çalışmaktan vaz geçmelidir.
Seçmeninin büyük çoğunluğu ile gönül bağı kuramayanların CHP’yi bir yerlere yükseltmesi de ancak hayaldir. CHP’nin umudu RTE’nin yasağını kaldıran Deniz Baykal ve yandaşları değil, onun karşısında olanlardır.

Yorumlar

yorum