DEMOKRASİ VE LAİKLİK

Ülkemiz tarihinin en karanlık günlerinden geçerken en sık duyduğumuz kelime “Demokrasi” hiç duymadığımız ise maalesef “Laiklik” oluyor. Laiklik olmadan Demokrasi nasıl oluyor onu biraz anlamaya çalışacağım. Öncelikle konuya Demokrasi nedir diye başlamak gerekir. Genel anlamda Demokrasi günümüz dünyasında; Tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir diye […]

DEMOKRASİ VE LAİKLİK

İbrahim-Kızıler[1]

Ülkemiz tarihinin en karanlık günlerinden geçerken en sık duyduğumuz kelime “Demokrasi” hiç duymadığımız ise maalesef “Laiklik” oluyor. Laiklik olmadan Demokrasi nasıl oluyor onu biraz anlamaya çalışacağım.

Öncelikle konuya Demokrasi nedir diye başlamak gerekir. Genel anlamda Demokrasi günümüz dünyasında; Tüm üye veya vatandaşların, organizasyon veya devlet politikasını şekillendirmede eşit hakka sahip olduğu bir yönetim biçimidir diye tarif edilir. Genellikle devlet yönetim biçimi olarak değerlendirilir. Demokrasinin tanımı tartışması günümüzde hala devam eden bir tartışmadır. Bunun sebepleri: ülkelerdeki bazı kurumların, sivil toplum örgütlerinin, siyasi partilerin görüşlerini haklı çıkartmak adına demokrasi tanımını kullanmalarıdır, Ülkemizde de İnsan hak ve özgürlüklerinin alabildiğince kısıtlanmış  olmasına, TBMM’sinde muhalif parti milletvekillerine sille tokat saldırı yapılmasına rağmen “İleri Demokrasi” tarifi yapıldığı gibi.

Birde Laikliğin tanımına bakalım; Laiklik, devlet yönetiminde herhangi bir dinin referans alınmamasını ve devletin dinler karşısında tarafsız olmasını savunan prensiptir ve bununla birlikte Din ile devlet işlerinin birbirinden ayrılmasını, akılcılığı ve devletin; din ve vicdan hürriyetini tanımasını kapsar. Laiklik dini istismar etmemek ve dini istismar ettirmemek demektir.

Türkiye Cumhuriyeti’ne demokratik, sosyal hukuk devleti olma özelliği kazandıran laiklik, her dine ve mezhebe bağlı bireylerin eşit haklara sahip olduğu, insan haklarına saygılı bir toplum düzeni gerektirmektedir. Laik düzende herkes vicdan, dini inanç ve düşünce özgürlüğüne sahiptir. Kimse, Dini, din duygularını ya da dince kutsal sayılan şeyleri, siyasal ya da kişisel çıkar sağlamak amacıyla kötüye kullanamaz. Demokrasinin temelini oluşturan laiklik olmadan, din ve vicdan özgürlüğünden kesinlikle söz edilemez.

Demokrasinin temelini Oluşturan “Laiklik” yoksa, orada demokrasiden bahsetmek de olası değildir. Yani bir ülkede Laiklik tüm kurallarıyla hakim değilse, O ülkede demokrasi yok demektir. 15 Temmuz FETÖ darbe girişiminin ardından her önüne gelen demokrasiden bahsedip, demokrasi kazandı diyor. Geceleri ise bir kısım halk devlet görevlileri tarafından “Demokrasi nöbeti” ne çağrılıyor. Diyanet işleri başkanı bile demokrasiden bahsedip, demokrasiye çağrı yapıyor. İşte anlamadığım nokta budur. Demokrasi ile yönetilen ülkelerin hangisinde dini bir kurum vardır. Demokrasi için Laiklik olmazsa olmaz bir şartken, laiklik uygulamalarının tamamında dini hiçbir kurum yokken. Diyanet işleri neyin çağrısını yapıyor?  Laikliği anayasadan çıkartmak isteyenlerin Demokrasi sözcüğünden de ne anladıkları merak konusu.

Bizler darbelerden ve darbecilerden çok çekmiş bir toplumuz. Çünkü her darbe sonrası en çok zarar gören kesim hayata soldan bakan sosyalistler ve Aleviler olmuştur. Darbe sonralarında bu iki kesimin üzerinden adeta silindir geçirilmiştir. Bütün aydınlar, sosyalistler, devrimciler en büyük zulümlere uğratılmış, devlet kadrolarından ayıklanmıştır. Onun için bizler ister sivil, ister askeri darbe olsun hepsine karşı olmak zorundayız. Darbelerin ve darbecilerin yandaşı ve destekçisi olmak hayata soldan bakanlar açısından “kendi ayağına kurşun sıkmak” gibi bir şeydir.

Bizler ülkemizde gerçek anlamda bir demokrasi ve laiklik istiyoruz. Din ve inancımızda özgür olmak istiyoruz. Verdiğimiz vergilerin dini bir kuruma yönlendirilmesini, tek bir mezhebin finansmanı için kullanılmasını kabul etmiyoruz. Anti demokratik bir kurum olan Diyanetin devlet kasasından beslenmesini kabul etmiyoruz. Hele hele bu dini kurumun demokrasi çağrısını hiç de samimi bulmuyoruz.

İbrahim Kızıler

Yorumlar

yorum