Alevi müzik ve deyişleri dinleyenlerin çok yakından bildiği bir türkünün adıyla ve sözleriyle başlayacağım yazıma. Söz ve müziği Mürsel Sinan’a ait olan bu türküyü seçmemin sebebi, 15 Temmuz Feto darbe girişiminden sonra sokağa dökülenlerin ve koro halinde “Demokrasi” sözcüğünü türkü nakaratı olarak ağızlarına sakız yapmasıdır. Türkü’nün sözleri şöyleydi;   Bana Okudun mu Diye […]

 

İbrahim-Kızıler[1]

 

Alevi müzik ve deyişleri dinleyenlerin çok yakından bildiği bir türkünün adıyla ve sözleriyle başlayacağım yazıma. Söz ve müziği Mürsel Sinan’a ait olan bu türküyü seçmemin sebebi, 15 Temmuz Feto darbe girişiminden sonra sokağa dökülenlerin ve koro halinde “Demokrasi” sözcüğünü türkü nakaratı olarak ağızlarına sakız yapmasıdır. Türkü’nün sözleri şöyleydi;

 

Bana Okudun mu Diye Sormayın / Kitap Okumadım İnsan Okudum

 

Kitabı İnsandan Ayrı Görmeyen / İnsanı Sınırsız Umman Okudum

 

Hak Emretti Bir Dergaha Çağrıldım / Yol Çetindir Düştüm Kalktım Doğruldum

 

Sohbet Kazanında Piştim Yoğruldum / Cehlin Arasında İrfan Okudum

 

Dünü unutmuşların durumuna düşmemek için bugün demokrasi, demokrasi, demokrasi diye türkü çağırır gibi tutturanların anladığı demokrasiyi bizler çok iyi biliyoruz. Onun için bazı hatırlatmalar yapmak gerektiğini, bu hatırlatmaları yapmazsak dün “Demokrasi benim için bir amaç değil, araçtır” diyenlerin ve ardına takılıp meydanlarda demokrasi diye slogan atanların gerçek kimliğini asla anlayamayız.

 

Bizler yani Aleviler ve devrimciler, insan okuya okuya özellikle siyaset içinde varlığını sürdürmeye çalışan insanların sarrafı olmuşuz. Bugün atılan vatan, millet, Sakarya nutuklarının peşine hemen takılmayız. Hani “ Bir söze bakarım söz mü diye, birde söyleyene bakarım kim diye” bir sözümüz vardı. Bizler öncelikle kişinin geçmişte yaptıklarına bakar, gelecekte de aynı şeyi yapıp yapmayacağına karar veririz.

 

Bir Çin atasözü aynen şöyle diyor. “ Dünyada kusursuz iki insan vardır. Biri ölmüştür, öteki ise doğmamıştır” bizde de derler ki “ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz” Bu iki söz üzerinden gidersek ancak doğruyu bulabiliriz. Kusursuz insan yoktur, kusurlarını görebilen insanlar iyi insanlardır. Yüzlerce binlerce kişiyi mağdur ettikten sonra ya kusura bakmayın biz aldatılmışız demekle kusurlardan kurtulamazsınız.

 

Siyaset aynı makamlarda kalmak , aynı makamları muhafaza etmek için kullanılamaz. Siyasette kusuru olduğuna inanan, çok sık aldatılabilen insanlar için istifa diye bir müessese vardır ve etik olarak da istifa kaçınılmazdır. Ben çok aldatılıyorum, Ergenekon, Balyoz, Askeri casusluk davalarında hep birileri bizi aldattı demek, ileride tekrar aldatılmayacağının işareti değil, bilakis tekrar, tekrar aldatılabileceğinin işaretleridir. Her aldatılmadan sonra ülkemiz darbelere veya darbe girişimlerine maruz kalacaksa, bırakın o makamları, terk edin o koltukları, Aldatılamayacak olanlar gelsin, sizlerin nasıl aldatıldığınızı! Bildikleri için demokrasimizi yeniden düzenlesinler ve bizlerde darbe ve darbe girişimlerinden kurtulalım.

 

15 Temmuz darbe girişiminde bulunanların, o makamlara nasıl getirildiklerini bizler çok iyi biliyoruz. Askeri okulların, adalet mekanizmasının, eğitimin, sağlığın nasıl ele geçirildiğini de çok çok iyi biliyoruz. Bizler Sizlerin demokrasi adına “İleri Demokrasi” uygulamaları adı altında ülkemizin yetiştirdiği aydınlarımıza uyguladığınız temizlik harekatını unutmadık. Silivri de, Hasdal’da, Maltepe de, Hadım köy de topladığınız asker sivil tüm yurtseverlere ve aydınlara reva gördüğünüz zulmü unutmamızı bir özürle sağlayamazsınız. Gezi parkı eylemleri sırasında ki davranış ve nutuklarınız kulaklarımızda çınlarken bunları bizim unutmamız hiç olası değildir. Geçmişte yaptıklarınız, gelecekte de ne yapacağınızın göstergesidir.

 

CHP’nin araştırma, bilim ve yönetim platformu tarafından 2015 yılında hazırlanan raporda aynı şu tespitler yapılmıştır. “ Türkiye’de demokrasi zorlu bir darboğazdan geçmektedir. AKP iktidarı hukuk devletini ve güçler ayrılığı ilkesini ayaklar altına almış, yasama organını kendisine tabi hale getirmiştir.

 

Özerk kurumlar, bu iktidar döneminde özerkliklerini yitirmiştir. Çıkarılan yasalar ve başvurulan uygulamalarla, başta yaşam hakkı olmak üzere temel insan hakları tehlike altına girmiştir. Yurttaşların örgütlenme hakkı ve ifade özgürlüğü gasp edilmektedir. İktidarı eleştiren sosyal medya ve televizyon kanallarına ceza yağdırılmaktadır. AKP’yi desteklemeyen gazeteler ve gazeteciler, AKP mitinglerinde hedef gösterilmektedir. İktidar vergi cezalarını adeta bir silah olarak kullanmaktadır. AKP kin ve nefreti her fırsatta körüklemektedir. Kışkırtmalarla yurttaşı, yurttaşa düşman etmeye çalışmaktadır. Toplumumuzu yurttaşların birbirine güvenmediği, kimliklerin ve kültürlerin birbirine düşman olduğu bir toplum haline getirmeye çalışmaktadır” diyor.

 

Bu tespitler sizler tarafından hiç dikkate alınmadığı, devlet yönetimi liyakat sisteminden hızla uzaklaştırılarak, Cemaatlerle iç içe olanlara teslim edildiği için bu gün ki durumlara düştük. Zamanında muhalefeti adam hesabına almayanların, uyarılarını yok sayanların nesine güvenmemizi bekliyorsunuz. Onun için bizler size inanmıyoruz. Tıpkı şairin dediği gibi, bizler “ Okudum, okudum insan okudum, kitabı insandan ayrı görmeyen, insanı sınırsız umman okudum” diyoruz ve güvensizliğimiz devam ediyor.

Yorumlar

yorum