17.AĞUSTOS DEPREMİ

  Bu hafta sizlerle deprem üzerinde sohbet edeceğim. Çünkü bu hafta 17.Ağustos.1999 tarihli Yalova merkezli büyük depremin 17.yıldönümü. Depremi bir hatırlayalım da yaşantımızı ona göre düzenleyelim. Çünkü bizler toplum olarak biraz vurdumduymaz bir toplumuz. Bize” bir şey olmaz abi “ gibi bir takıntımız var. Oysa yüzyıllarca bu coğrafyada yaşayanlara bir şeyler olmuş ve hala da […]

17.AĞUSTOS DEPREMİ

 

Sinan Kahyaoğlu

Bu hafta sizlerle deprem üzerinde sohbet edeceğim. Çünkü bu hafta 17.Ağustos.1999 tarihli Yalova merkezli büyük depremin 17.yıldönümü. Depremi bir hatırlayalım da yaşantımızı ona göre düzenleyelim. Çünkü bizler toplum olarak biraz vurdumduymaz bir toplumuz. Bize” bir şey olmaz abi “ gibi bir takıntımız var. Oysa yüzyıllarca bu coğrafyada yaşayanlara bir şeyler olmuş ve hala da olacak. Ülkemizin türkülerinin büyük bir bölümü acı doludur. Ya sel vurmuş, onu ağlanır, ya dağ yol vermemiş ona ağlanır, ya da düşman pusu kurmuş can yakmış ona ağlanır. Önce deprem nedir ona bakalım. Deprem yer kabuğundaki kırıklarda biriken enerjinin açığa çıkmasıdır. Bu enerji açığa çıkarken toprağı sallar. Bu sarsıntıya deprem deriz. Ya da eski tabirle zellele. Dünyanın kabuğunun her yerinde kırıklar yoktur. Kırıklara fay adı da verilir. Faylar deprem üretmelerine veya üretmemelerine göre diri ya da ölü faylar diye tanımlanırlar. Diri faylar hareketli faylardır. Bunlar gider gider deprem üretirler. Ölü faylar ise aktivitesini yitirmiş ve deprem üretmeyen faylardır. Faylar dikey ve yatay olmak üzere de ikiye ayrılırlar. Dünyanın kabuğundaki faylar genellikle kabuğun hareketli olduğu yerlerdedirler. Buralarda dünya kabuğundaki levhaların kontak noktalarıdırlar.

Dünyada Büyük Okyanus çevresi deprem bakımından hareketlidir. Ayrıca Çin’den başlayıp İspanya’da son bulan hat ta deprem bakımından hareketli hattır. Bu hatlara Alpin kuşak adı verilir. Bu deprem kuşakları aynı zamanda insanın yaşayacağı en iyi yerlerdir. Türkiye’de bu Alpin kuşak üzerinde yer alır. Yani deprem kuşağındadır. Çin, Hindistan, Pakistan,İran, Türkiye, Yunanistan, İtalya ,İspanya, Portekiz,Cezayir, Fas,İzlanda, ABD,Şili,Filipinler ve Japonya deprem bakımından dünyanın en hareketli yerleridirler.

Deprem ölçü birimine Rihter ölçeği adı verilir. En şiddetli deprem 9 şiddetindedir. Japonya şiddetli depremlerle sık sık sarsılmaktadır. Depremdeki hasarı iki unsur meydana getirir. Birisi yapıların depreme dayanıklı olmaması, diğeri ise depremin şiddetidir. Gelişmemiş ülkelerde genellikle konutlar depreme dayanıksız olduğundan hasar çok olur. Gelişmiş ülkelerde ise deprem şiddetli dahi olsa hazar az olur. İran’da meydana gelen 5 şiddetindeki bir depremin hasarı  Japonya’da 8 şiddetindeki depremde görülmemektedir.

Bunun nedeni Japonya’nın gelişmişliğidir.

Ülkemizde deprem kuşağındadır. Ülkemizde üç tane fay hattı vardır. Depremler bu hatlarda olmaktadırlar. Birincisi Kuzey Anadolu Fay hattıdır ki bu hat Saros körfezinden başlar ve tüm Karadeniz dağlarının güney eteklerini takip ederek Erzurum yakınlarına kadar uzanır. Bu fay hattı dünyanın en hareketli fay hatlarındandır. Yaklaşık her 5 yılda bir deprem üretir. Bu fay hattı üzerinde 551 yılında İzmit merkezli büyük bir deprem olmuştur. Bu deprem öncesi Roma İmparatorluğunda doğu ve batı kiliselerinin birliği için bir konsül toplanması kararı alınmıştı. Konsül İzmit’te toplanacaktı. Fakat deprem olunca konsül toplanamadı ve kiliseler arası birlik sağlanamadı. Bu depremle ilgili o dönemlerde bastırılmış paralarda mevcuttur. Bu fay hattı üzerinde yine 1939 yılında 2.Dünya savaşının başladığı günlerde Erzincan merkezli bir deprem olmuş ve yaklaşık 39 bin vatandaşımız  can vermiştir. Savaşa girmeyen Türkiye doğal afet sonucu 39 bin canını kaybetmiştir. Yine 1925 yılında Şeyh Sait isyanı sıralarında Erzurum’da da bu hat üzerinde bir deprem olmuş ve vatandaşlarımız canlarını vermişlerdir. 1992 yılında yine Erzincan’da deprem olmuş ve vatandaşlarımız can vermiştir..

Son olarak 17.Ağustos.1999 tarihinde Yalova merkezli deprem olmuş ve yaklaşık 17 bin vatandaşımız can vermiştir. Yalova’dan Adapazarı’na kadar tüm yerleşim alanları zarar görmüştür. İkinci deprem hattı Ege kıyılarıdır. Ege kıyılarında denize dik uzanan fay hatları deprem üretmektedir. Özellikle güney Ege kıyıları daha  fazla deprem üretmektedir. Son olarak Denizli’de deprem olmuştu. Yine tarihi kayıtların birinde Alaşehir için “deprem yaşanmış ve insanlar korku içinde yıkık binalarda oturmaktadırlar” diye bir ibare vardır. Üçüncü deprem kuşağı ise Doğu Anadolu deprem kuşağıdır. Bu kuşak Hatay’dan başlar ve Van’a kadar uzanır. Van Erçiş depremi,Varto deremi,Tunceli depremi bu hat üzerinde olmuş depremlerdir.

Ülkemizdeki depremlerde zarar en fazla çürük binalar yüzünden verilmektedir. Kır yerleşmelerinde çamurla örülmüş taş evler ve çatısı toprakla örtülü konutlar depremde çok zararlar vermeye neden olmaktadır. Son yıllarda betonarme binalar çoğaldı. Hatta apartmanlar çoğaldı. Artık köylerde dahi betonarme binalar yaygındır. Fakat eksik malzeme kullanıldığından apartmanlar bir deprem sırasında tost gibi üst üste yığılmaktadır. Bu durumda zararı arttırmaktadır. Bundan dolayı işimizi dürüst yapalım. Ahlaklı olalım. Karşımızdakini kandırmayı düşünmeyelim. Sonra deprem için gerekli tedbirleri alalım. Deprem sırasında nasıl davranacağımızı bilelim. Önümüzdeki günlerde İstanbul’da büyük bir deprem beklenmektedir.

Bu büyük depreme hazırlıksız yakalanmayalım. Unutmayalım doğa affetmez ve arkamızdan ağlamaz. Bizler ağlarız. Ne kadar doğaya uygun yaşarsak o kadar mutlu oluruz . Saygılarımla.

 

Yorumlar

yorum