ALTINOLUK’TA SULAR DURULMUYOR

Altınolukta derelerin ve denizlerin kirliği gündemdeki yerini koruyor. Vatandaşlar kirliğe dikkat çekmek ve ilgililerin önlem almasını sağlamak adına her olanağı kullanıyor. Konuyla ilgili 1 Ağustos 2016 tarihli gazetemizde “BU ÇIĞLIĞI DUYUN” diyerek vatandaşların tepkisini dile getirmiştik.  Ancak bu güne kadar hiçbir resmi kurumdan; ne Edremit Belediyesi’nden, ne Balıkesir Büyük Şehir Belediyesi’nden, ne BASKİ’den ve ne […]

ALTINOLUK’TA SULAR DURULMUYOR

Altınolukta derelerin ve denizlerin kirliği gündemdeki yerini koruyor. Vatandaşlar kirliğe dikkat çekmek ve ilgililerin önlem almasını sağlamak adına her olanağı kullanıyor.

Konuyla ilgili 1 Ağustos 2016 tarihli gazetemizde “BU ÇIĞLIĞI DUYUN” diyerek vatandaşların tepkisini dile getirmiştik.  Ancak bu güne kadar hiçbir resmi kurumdan; ne Edremit Belediyesi’nden, ne Balıkesir Büyük Şehir Belediyesi’nden, ne BASKİ’den ve ne de Balıkesir Halk Sağlığı Müdürlüğünden konuyla ilgili bir açıklama yapılmadı.

Başta resmi kurumlar olmak üzere bütün özel kuruluşlar, sivil toplum örgütleri ve vatandaşlar olarak konuya duyarsız kalırsak Oksijeni ile ünlü Altınoluk,  deniz kirliliği ile anılmaya başlayacak.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Korum Derneği,  Altınoluk Demokrasi Platformu’nun Desteğiyle Altınoluk Cumhuriyet meydanında “DERELERİMİZ TEMİZ AKSIN!  DENİZİMİZ KİRLENMESİN!” diyerek konuyla ilgili kitlesel basın açıklamasında bulundu.

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Korum Derneği, Başkanı Süheyla tarafından okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi;”Kaz Dağı’nın eteğindeki Edremit Körfezimiz hepimizin bildiği gibi ülkemizin, hatta dünyanın en güzel yerlerinden biri.  Doğal ve kültürel değerleriyle önemli bir çekim alanı.  Bu nedenledir ki son yıllarda büyük göç aldı.  Ayrıca yaz dönemlerinde de yazlıkçı ve tatilci akınına uğruyor.

ALT YAPI EKSİKİKLERİ GİDERİLMELİDİR

Kış nüfusu ve yaz nüfusu arasında bu kadar büyük farkların olması ve bununla ilgili yeterince önlem alınmaması ve altyapı eksiklikleri bölgede önemli sıkıntılara yol açıyor. Tüm bölgede ciddi bir kirlilik var. Tüm köyler,  dereler,  yol kenarları, sahiller, hatta ormanların içi bile çöpten, moloz atıklarından, plastik torba ve petlerden geçilmiyor. Bu kirliliğe bir de derelerin fosseptikler ve atık sularla kirlenmesi eklenince, denizlere kadar yaşadığımız her yer insan sağlığını tehdit eder bir hale geliyor.

Ilıca Deresi kenarı moloz ve çöpten geçilmiyor, çöpler gelişigüzel yakılıyor ve dere siyah akıyor.  Mıhlı Çayı üzerinde günü birlik tesisler, hayvan ahırları, siteler ve yerleşimler var. Mıhlı Çayı’nda tuvalet kâğıtları yüzüyor. Şahindere’ye deşarj yapan Altınoluk Atıksu Arıtma Tesisi var. Şahinderesi 10 gündür kapkara akıyor. Havran ve Edremit çayları da kirlilikten geçilmiyor. Edremit Körfezi’nde benzer konumda bir sürü dere var.  Derelerle gelen kirli sular, termal tesisi atıkları ve ayrıca denize verilen bir sürü kanal ile denizimiz sürekli kirleniyor. Geçtiğimiz yıl bir sürü sağlık hastalık yaşandı,  kusma, ateş ishal vakası görüldü.  Deniz suyu ölçümlerinde ciddi kirlenmeler saptandı. Bu yıl da yine kalabalık dönemlerde benzer sıkıntılar yaşandı. Çoluk çocuğumuz, torunlarımız hastalandı.

HEPİMİZ SORUMLUYUZ

Bölgemizin temizliğinden vatandaş olarak hepimiz sorumluyuz. Çuvaldızı önce kendimize batıralım: Mümkün olduğunca az atık üreteceğiz, organik atıklarımızı gübreye dönüştürecek, geri kazanılabilir atıklarımızı ayrıştırmayı öğreneceğiz.  Arabaların pencerelerinden yol kenarlarına pet şişeleri fırlatmayacak, piknik yaptığımız yerde çöplerimizi bırakmayacağız. Çevreyi kirletenleri de gerekirse tartışmak pahasına uyarmaktan kaçınmayacağız.

BELEDİYELER ÖNAYAK OLAMADILAR

Ancak vatandaş elinden geleni yapsa da çevre koruması sadece yurttaş sorumluluğuyla giderilecek bir konu değil. Kamu gücünün ve yerel yönetimlerin sorumluluğunda olan hususlar var. Katı atıkların ve atık suyun akılcı bir şekilde yönetimi ve sürekliliğini sağlamak gibi ciddi görevleri var. Bölgenin katı atıklarının ayrıştırılarak toplanması ve sağlıklı bir şekilde değerlendirilmesi ne yazık ki hala çözümlenemedi. Belediyeler buna önayak olamadılar. Hala sadece vahşi depolama sistemini uygulayarak, hem doğayı zehirlemekte, hem de bir sürü ekonomik değeri ziyan edilmekteler.

Küçükkuyu’dan Edremit’e kadar Bölgede biri Küçükkuyu’da, ikincisi Altınoluk’ta diğeri de Zeytinli’de olmak üzere üç adet merkezi atık su arıtma tesisi var. Altınoluk için ek tesis çalışmasına başlandığı ve Narlı bölgesi için de yeni bir tesisin temelinin atıldığı biliniyor. Ayrıca bazı sitelerin ve bazı otellerin de paket arıtma tesisleri var. Arıtma sistemlerine bağlı olmayan ve vidanjörle boşaltılan fosseptikler var. Arıtma tesislerinin arıtıldığı düşünülen atık suları derelere bağlı durumda.  Arıtma tesislerindeki en ufak olumsuzluk önce dereleri ardından da denizi etkilemekte. Son günlerde Mıhlı’dan ve Şahindere’den şikâyetler gelmekte. Mıhlı’ya bağlı site arıtma tesislerinin incelenmesi gerekiyor. Özellikle Altınoluk arıtma tesisinin dereye atık su bağlantısından itibaren ciddi bir kirlilik görülmekte. Arıtma Tesisinin işletilmesinden sorumlu olan ve Balıkesir Büyükşehir Belediyesi’ne bağlı olan BASKİ resmi web sitesinde yaptığı açıklama ile bu kirliliği kabul etmese de ortada gözle görülür bir durum var ve bu durum fotoğraflarla tespit edilmiş durumda.

ÖLÇÜMLER OBJEKTİF VE TARAFSIZ OLMALIDIR

Ayrıca, Altınoluk civarında denizin de zaman zaman kirlendiğine dair bilgiler var. Türkiye Çevre Eğitim Vakfı tarafından belgelendirilen mavi bayraklı plajların kirlilik ölçüm değerleri kurumun web sitesinde yer alıyor. Balıkesir Halk Sağlığı Müdürlüğü’nce yapılan 13.07.2016 tarihli ölçümde deniz suyunda ölçülen P.K. değerinin izin verilen limitlerin üstünde olduğu görülmektedir. Mavi bayrak olmayan diğer plajlarda durum bilinmemektedir. Son günlerde denize girdikten sonra uçuk çıkaran, bağırsakları bozulan, hastalanan vatandaşlar var.

Edremit Körfezimizin en önemli gelir kaynağı eskiden zeytin idi, günümüzde ise turizm.  Turizm ekonomisi de temiz bir doğa, temiz dereler ve temiz deniz ister. Bölgedeki kirlilik insan sağlığını etkilediği gibi, turizm gelirlerini de etkileyecektir.

Vatandaş tarafından resmi kurumlara yapılan şikâyetler sonuçsuz kalıyor. Derneğimizin BİMER’e yaptığı başvuru ile ilgili henüz her hangi bir yanıt gelmedi.

DOĞA DOSTU ÇÖZÜMLER ÜRETMELİYİZ

Bölgemizdeki hem katı atıklar ve çöpler, hem de kirlenen dereler ve denizimiz için ilgili tüm kamu kuruluşlarını, STK’ları,  yerel yönetimleri ve vatandaşı, hep birlikte bir temizlik ve arınma, arıtma seferberliğine ve yerel, somut, doğa dostu çözümler üretmeye davet ediyoruz. Bu amaçla:

  1. Balıkesir ve Çanakkale Halk Sağlığı Müdürlükleri dere ve denizlerde düzenli ölçümleri yapıp kamuoyunu bilgilendirsin, kirlilik olan plajlarla ilgili uyarılar yapılsın ve vatandaşın hastalanması engellensin. Halktan hiç bir şey gizlenmesin, dürüst olunsun.
  2. Balıkesir ve Çanakkale Çevre ve Şehircilik İl Müdürlükleri yazlık sitelerin, yerel yönetimlerin ve termal otellerin arıtma tesislerini ve kirlilik yaratan diğer tesisleri daha sıkı denetlesin, cezai tedbirler uygulasın ve kirlilik nedenlerini ortadan kaldırıcı önlemler alsın.
  3. Ayvacık, Küçükkuyu, Burhaniye, Havran ve Edremit Belediyeleri ile Balıkesir Büyükşehir Belediyesi koordineli bir işbirliği içinde çöpler, katı atık yönetimi ve atık su yönetimi konusunda yaz nüfusuna da uygun şekilde çözümler ve projeler üretsin ve altyapı eksiklerini gidersin. Halkla iletişim kanallarını açık tutmaya da özen göstersinler ve sorumluluğu birbirlerinin kucağına atmasınlar. Sorumlunun o değil de bu olmasını belirtmek, sorunu ortadan kaldırmıyor.
  4. Ayvacık ve Edremit Kaymakamlarımız, bölgemizdeki tüm köy ve mahalle muhtarları ile işbirliği yaparak köylerde ve kırsal alanlarda temizlik seferberliği yapsın. Bu herkesin sorumluluğu, siyasetin yapılmayacağı, farklılıkları öne çıkartılmayacağı tek konu bu.
  5. Orman ve Su İl Müdürlükleri, ormanlık alanlardaki kirlilikle ilgili çözümler üretsin.
  6. Milli Eğitim Bakanlığı, tüm bölgede ilk eğitimden başlayarak çocuklarımıza doğayı ve çevreyi koruma dersleri başlatsın, ana babalarına da bu konuda yetişkin eğitimi versin.
  7. İlgili sivil toplum örgütleri olarak bizler çevre sorunlarına daha sıkı sahip çıkalım, sivil denetim ve bilgilendirme görevimizi yerine getirelim.
  8. Vatandaşlar da çevreyi kirletmesin ve yaşam alanlarına sahip çıksın.
  9. Halk yöneticilerini seçiyor, vergisini veriyor ve her seviyedeki seçilmiş ve atanmışların maaşlarını ödüyor, karşılığında da hizmet bekliyor. Kamu görevlileri, yerel yönetimler ve milletvekillerimiz vatandaşın talep ve şikâyetlerini dinlesin, topu birbirine atmasın ve gereğini yerine getirsin. Vatandaş, bu hizmetlerin daha kaliteli hale getirilmesi için, yerel yönetimlere ve kamu yönetimine yardımcı olmayı da bilecektir.

Her şeyden önemlisi de çöpün ayrıştırması, geri dönüşümü, suyun tasarruflu kullanımı, atık su miktarının azaltılması konularında yerel, küçük, doğa dostu çözümler üretelim ve kullanalım. Anayasanın 56. Maddesi gereğince çevremizi savunmak hepimizin görev ve sorumluğunda.

DERELERİMİZ TEMİZ AKSIN!

Ilıca, Mıhlı, Şahindere, Havran ve Edremit çaylarında pet şişeler, naylon torbalar, tuvalet kâğıtları değil; balıklar ve kurbağalar yüzsün.

DENİZLERİMİZ KİRLENMESİN!

Ege’nin mavi sularında gönül rahatlığı ile yüzebilelim, serinleyelim.

Temiz ve korunmuş bir doğa, çocuklarımıza ve torunlarımıza bırakacağımız en önemli miras olacaktır.”

HÜSEYİN EROĞLU

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle