DÜNYA BARIŞ GÜNÜ

  Bu hafta Dünya Barış Günü idi. Bundan dolayı bu haftaki sohbet konumuz Dünya Barış Günü üzerine olacak. Dünyada insanlık kadim çağlardan beri sürekli savaşmıştır. Savaşlar özellikle Neolitikte yerleşik hayata geçilmesi ile başlamıştır. Önceleri kadınların egemenliğinde yaşayan insanlık barış içinde yaşarlarken ataerkil düzene geçilmesi ile savaşlarda şiddetlenmiştir. Üreten toplumların ellerindeki artı ürünleri almak için ve […]

DÜNYA BARIŞ GÜNÜ

 

Sinan Kahyaoğlu

Bu hafta Dünya Barış Günü idi. Bundan dolayı bu haftaki sohbet konumuz Dünya Barış Günü üzerine olacak. Dünyada insanlık kadim çağlardan beri sürekli savaşmıştır. Savaşlar özellikle Neolitikte yerleşik hayata geçilmesi ile başlamıştır. Önceleri kadınların egemenliğinde yaşayan insanlık barış içinde yaşarlarken ataerkil düzene geçilmesi ile savaşlarda şiddetlenmiştir. Üreten toplumların ellerindeki artı ürünleri almak için ve önemli ticaret yollarını kontrol altında tutmak için savaşlar yapılmıştır. Dünyanın üretemeyen coğrafyalarında ise mutlak bir barış hakim olmuştur. Dünyada en fazla savaş üç kıtanın kesiştiği noktada olan Ortadoğu’da olmuştur. Bu topraklar kanlı topraklardır. Dünyada ilk barış ise yine Ortadoğu’da bir yer olan Kadeş’te Mısırlılar ile Hititliler arasında olmuştur.

Dünya sürekli savaşlar içinde yaşamıştır. Savaşlarla imparatorluklar kurulmuş ve yine imparatorluklar yıkılmıştır. Eski dönemlerde savaşlarda silah olarak ok ve kılıç kullanılırken daha sonraki yüzyıllarda ateşli silahlarda kullanılmaya başlanmıştır. Ateşli silahların kullanılması savaşları daha korkunç hale getirmiştir. Topların kullanılması ile kaleler savunma yerleri özelliklerini kaybetmiştir.

Özellikle 20.y.y.da sanayi devrimi ile buharlı makineler devreye girmiş ve ucuz mal üretilmeye başlanmıştır. Ucuz manifaktür malın üretilmesi bu malların hızla pazarlara sunulması ve pazarlardan ucuz hammadde temin edilmesi zorunluluğunu meydana getirmiştir. Bu durum ise demiryolları ve buharlı gemilerin devreye sokulması ile aşılmıştır. Bu arada bu ticaret yollarının kontrolü ve korunması zorunluluğu ortaya çıkmış ve yeni yakıcı silahlar üretilerek piyasaya sürülmüştür. 19.y.y.da savaşlar daha yakıcı olmaya başlamıştır.

Avrupalı ülkelerin sanayilerini geliştirmeleri ile yeni pazarlar bulma aramaları başlamıştır. Bu durum ise sömürgecilik faaliyetlerini başlatmıştır. Sömürgecilik faaliyetleri  gelişmiş ülkeler arasında şiddetli savaşlara neden olmuştur. 1853 yılında başlayan Osmanlı-Rus savaşı bazı tarihçilere göre ilk dünya savaşıdır. Bu savaşta İngiltere ile Fransa Osmanlı İmparatorluğu’nun yanında yer almış ve savaşa girmiştir.Bu savaşta ilk defa hemşire görev yapmıştır.

20.y.y.lın başında ise sömürgeci ülkeler arasındaki rekabet şiddetlenmiştir. Bu rekabet 1914 yılında 1.Dünya savaşına neden olmuştur. Bu savaşta ilk defa uçakta kullanılmıştır. Bu savaşta milyonlarca insan ölmüştür. 1918 yılında bu savaş sona ermiş ama barış gelmemiştir. Almanya yeniden savaşa hazırlanmıştır. 1933 yılında Hitler’in iktidara gelmesi ile Almanya hızla silahlanmaya başlamıştır. 1.Eylül.1939 tarihinde Alman orduları Polonya’ya girerek işgale başlamıştır. Savaş 1945 yılına kadar sürmüş ve bu savaşta 52 milyon insan hayatını kaybetmiştir. Dünya savaş tarihinde en fazla kayıp bu savaşta verilmiştir. Japonya’ya insanlık tarihinin en korkunç silahı olan atom bombası atılmıştır. Bu tarihten sonra bu silahı kullanmayı hiçbir devlet göze alamamıştır. Atom bombasını atan ABD ise maalesef yargılanmamıştır.

1945 yılında savaşın sona ermesinden sonra Birleşmiş Milletler teşkilatı kurulmuştur. Bu teşkilat bünyesinde yer alan Dünya Barış Konseyi doğu blokunun etkisindedir. SSCB ve Varşova Paktı ülkelerin önerisi ile  2.Dünya savaşının başlangıç tarihi olan 1.Eylül günü Dünya Barış Günü olarak kabul edilmiş ve doğu bloku ülkelerinde kutlanmaya başlanmıştır.

Fakat batı bloku ülkeler bu günü kutlamamışlardır.

BM 1981 yılında Genel Kurulu’nun açılış günü olan Eylül’ün üçüncü Salı gününü  “Uluslar arası Barış Günü” olarak kabul etmiştir. Amacı dünyada bir gün de olsa barışın sağlanması ve hiçbir insanın ölmemesidir. Bu arada İngiliz film yapımcısı Jeremy Gilley 1999 yılında “Bir gün barış” isimli bir kampanya başlatmıştır. Yapımcının amacı da dünyada bir gün sabitleyip o gün hiç kimsenin ölmemesini sağlamaktır. Bunun üzerine BM 2001 yılında bu barış gününü 21 Eylül’de sabitlemiştir. Her 21.Eylül günü 160 ülkede “Dünya Barış Günü” olarak kutlanmaktır. Bu gün BM merkezinde bulunan bir çan çalınmaktadır. Çanı dünyadaki her ülkenin çocuklarının gönderdiği bozuk paralarla Japonya yapmıştır. Çanın üzerinde “Çok yaşa mutlak barış” yazmaktadır. Türkiye ise dünya barış gününü 1.Eylül günü kutlamaktadır.

Maalesef dünyada mutlak barış hiç sağlanmamıştır. Sağlanacak gibi de görünmemektedir. Bugün de dünyada şiddetli savaşlar olmakta ve insanlar ölmektedirler. Ortadoğu’da sınırlar büyük devletler tarafından yeniden çizilmek istenmektedir.

İnsanlar ülkelerinden göçe zorlanmakta ve çocuklar mülteci olarak büyümektedirler. Bu

çocuklar yollarda şiddete maruz kalmakta ve yetersiz beslenme yüzünden sağlıksız ve güvensiz yaşamak zorunda bırakılmaktadırlar. Mutlak barış için Ulu Önderimiz Atatürk gerekli formülü söylemiştir.”Yurtta barış dünyada barış” eğer insanlık bu söze kulak verirse barışı yakalar. Saygılarımla.

Yorumlar

yorum