İÇİ KAFİR, DIŞI MÜSLÜMAN ÇOKTUR

Ülkemizde İslam ve Müslümanlar adına öyle ipe sapa gelmez şeyler uydurulmaya başlandı ki, milletçe ne yapacağımızı, nasıl düşüneceğimizi şaşırdık kaldık. İslam’ın kutsal kitabı dururken bu ipe sapa gelmez şeyleri söyleyenler ve bunu dinin emri gibi göstermeye kalkanlar çoğalınca 19.ncu yüzyılda yaşamış doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmeyen, Şiirlerinde Genç Abdal, Genci, Genciya, Güvenç Abdal […]

İÇİ KAFİR, DIŞI MÜSLÜMAN ÇOKTUR

İbrahim-Kızıler[1]

Ülkemizde İslam ve Müslümanlar adına öyle ipe sapa gelmez şeyler uydurulmaya başlandı ki, milletçe ne yapacağımızı, nasıl düşüneceğimizi şaşırdık kaldık. İslam’ın kutsal kitabı dururken bu ipe sapa gelmez şeyleri söyleyenler ve bunu dinin emri gibi göstermeye kalkanlar çoğalınca 19.ncu yüzyılda yaşamış doğum ve ölüm tarihleri kesin olarak bilinmeyen, Şiirlerinde Genç Abdal, Genci, Genciya, Güvenç Abdal gibi mahlaslar kullanmış olan Genç Abdal’ın bir şiirini aktarmak istedim. Şiir sanki bu günleri görmüş gibi yazılmıştır.

Gaflet uykusunda yatar uyanmaz / Can gözü kapalı gafilan çoktur

Hak sözü dinlemez asla inanmaz / Kalbi çürük fesat cahilan çoktur

Kuran’ın Hükümlerine vermez özünü / Gaflet uykusundan açmaz gözünü

Taştan katı beter söyler sözünü / Bed amelli fesat münkiran çoktur

Nefs atına binmiş gezer boşuna / Hak’sız olanların Hak’ta işi ne!

İblis gibi düşmüş halkın peşine / Şeytan dolabına aldanan çoktur

Bildiğinden şaşmaz nasihat almaz / Aslı münkir olan imana gelmez

Hakk’ını yitirmiş kendini bilmez / Nefsiyle oynaşan pehlivan çoktur

Genç Abdal’ım herkes mest olur sanma / Her kurban derisi post olur sanma

Her yüze güleni dost olur sanma / İçi Kafir, Dışı Müslüman Çoktur.

İşte böyle diyor bugünleri görmeden, bugüne ait bu şiiri yazan Genç Abdal. Hazır söze Genç Abdal’dan başlamışken biraz da kendisini tanıtmak istiyorum.

Asıl adı bilinmiyor. Çünkü, herkes onu yaşından dolayı Genç diye çağırıyormuş. Adı da böyle kalmış daha sonra da asıl adını hatırlayan çıkmamış. Küçük yaşta İstanbul’a gelmiş ve divan katipliği yapmıştır. Divan katibi iken Alevi tarikatına girmiş ve dervişliği memuriyete tercih etmiştir. Sadrazam Yusuf Kemal Paşanın zevcesi Şair Zeynep Kamil Hanımefendi Alevi dostuymuş. Pir Mehmet Dede ile Sücaaddin Dedeyi İstanbul’a konağına davet etmiştir. Dedeler konakta aylarca kalmışlar. Onları ziyarete gelenlerle konak dolmuş taşmış. Genç Abdal böyle bir ortamda bulunmuş ve şiirler söylemeye başlamış. Ondaki cevheri gören dedeler, yaşının küçüklüğüne rağmen Zeynep Hanımın konağında ona nasip vermişler. Genç Abdal mürşit ve rehberiyle birlikte Anadolu’ya geçmiş ve şehir şehir, köy köy gezmiş. İrticalen şiirler okuyormuş. Yanındaki katipler hemen orada şiirlerini kaleme alıyorlar ve dinleyen halk da hemen ezberliyormuş. Şiirlerinde Genç Abdal, Genci, Genciya, Güvenç Abdal gibi mahlaslar kullanmıştır. Beş sene Sultan Seyit Battal tekesine hizmet etmiştir. Burada saz ve keman çalmasını da öğrenmiştir. Pir Mehmet Dedenin ölümü üzerine Sultan Sücaaddin Veli tekkesine gelerek postunu sermiştir. Mehmet Sücaaddin vefat edince yerini alan Ali Rıza Hadi’ye bağlanmış ve cemlerde güvendelik ve zakirlik yapmıştır. Yatağan Baba tekkesinde de uzun süre hizmet etmiştir. Ali Rıza Hadi’nin izniyle Bağdat ve Kerbela’ya kadar gitmiş ve 3 yılın sonunda Eskişehir’e dönmüştür. 85 yaşında iken vefat etmiş ve tekkenin içinde garipler mezarlığına defnedilmiştir. Genç Abdal’ın yaşamı hakkında bilinenler bunlardır. Birde tam bir Hak aşığı olduğu bilinmektedir. Kendi ağzından şöyle söylemektedir. “Genç Abdal’ım özüm Hak’ka bağlarım”

Bir başka şiirinde de münafıklar için çok büyük nasihatler vardır onu da yazımıza ekleyelim ki, kendisini Yüce Allah’ın yerine koyarak kararlar veren, Yüce Allah’ın kitabını yok sayarak İslam adına şarlatanlık yapanlar belki birazcık kendilerine gelirler.

Eğer mümin isen inad eyleme / Kamile teslim ol, eyle itaat

Nafile, ömrünü berbad eyleme / Fena amellerden eyle feragat

Dilinde zikreyle Hayr-ul Beşeri / Hayır kelam söyle, eyleme şerri

Bir gün gelir aziz ömrün mahşeri / Kapanır başına, türlü kıyamet

Sakla imanı, uyma şeytana / Aklını başına devşir divana

Yüzü kara çıkmış ulu divana / Belki sana haktan olmaz şefaat

Görmediğin şeyi, ben gördüm deme / Gördüğünü sakla yalan söyleme

Hak niyazı gözet haramı yeme / Sakın emanete etme hıyanet

Genç Abdal’ım söyler sözünü esrar / Günahım affeyler Hazreti Gafffar

Erenlerden himmet iste çok yalvar /Cümle yollar sana olsun selamet

Bu din üzerinden kendilerine rant sağlayan, din tacirleri bu nasihatten pek nasiplenmezler ama biz yine de son sözümüzü söyleyelim.

“aşk ile tığlar çekip adaya karşı durmuşuz

ol sebebten kavm-i süfyan eşkiya derler bize

baş-ı can-u terk eylemişiz bizler imameyn aşkına

bende-i şah-ı şehidi kerbela derler bize”…………….güvenç abdal

 

Yorumlar

yorum