SUÇLU AYAĞA KALK

  Savunma duvarlarını aşıp geçen, beyne ve kalbe bir ok gibi saplanan içli sesleri, derin bakışları beni çok etkiledi. Suriyeli iki kız kardeşten söz ediyorum. Gök mavisi gözleri, kömür karası saçları, fidan boylu iki kız kardeş. Sosyal paylaşım yoluyla, kendilerinin ve sevgili ülkelerinin içine düşürüldüğü kahrolası gerçeği anlatmışlar.   Arapçanın şiirselliğine seslerinin ihtişamını katmışlar; biri […]

SUÇLU AYAĞA KALK

 

YENER ARICAN

Savunma duvarlarını aşıp geçen, beyne ve kalbe bir ok gibi saplanan içli sesleri, derin bakışları beni çok etkiledi. Suriyeli iki kız kardeşten söz ediyorum. Gök mavisi gözleri, kömür karası saçları, fidan boylu iki kız kardeş. Sosyal paylaşım yoluyla, kendilerinin ve sevgili ülkelerinin içine düşürüldüğü kahrolası gerçeği anlatmışlar.

 

Arapçanın şiirselliğine seslerinin ihtişamını katmışlar; biri şiir, biri de bizim ağıtları andıran bir ezgiyle yaşamak zorunda bırakıldıkları acıları dile getiriyorlar. Alt yazıdan söylediklerinin çevirisini okusam da beni esas etkileyen onların sesinde, onların bakışlarında somutlaşan yakıcı gerçek oldu.

Öz yurduna aşkla bağlı insanların, dışarda çıkar hesabıyla yapılan acımasız planlar sonucu uzak ellerde oradan oraya savrulmasını, aşağılanmasını anlatıyorlardı ağlarcasına. Asya, Afrika halklarının kanını iliğini sömüren ve sömürüyü sürdürmek için orada yaşayan kadim halkları “insan” olarak görmeyen bu aşağılık anlayışın korkunçluğu bu kızların sesinde, bu kızların bakışındaydı.

 

Suriye’deki iç savaşta bu gün şu kadar kişi, Irak’ta bu kadar kişi, iş kazasında şu kadar kişi… Sayılar, sayılar… Söylenilenlerin birer rakam olmadığı, her birinin altında acı gözyaşlarının, iç burkan ağıtların olduğunu kaçımız algılıyoruz? Bu acının dalgalar halinde yayıldığını ve bitmeyeceğini bilmeliyiz. Sanki tarihin karanlık labirentlerinde yol alıyoruz; alınıp satılan kadınlar, ölüm makinasına dönüştürülen çocuklar, öz topraklarından zorla sökülüp çıkarılmışçasına oraya buraya savrulan insanlar…

 

Yanıbaşımızdakilerin inlemelerine, çığlıklarına kulak tıkarsak; evsiz, yurtsuz, çıplak oluşlarına göz yumarsak bir gün benzer yıkımla biz de karşı karşıya kalacağız.

 

İsrail devletinin Filistin halkına uyguladığı, onlarca yıldır süren zulüm, Afgan halkının acı gerçeği, Irak, Suriye ve şiddet sarmalındaki ülkelerin durumları gözlerimizin açılmasına yetmeyecek mi?

 

“İki buçuk milyon Suriyeli ülkemizde, şu kadar milyonu da başka ülkelerde sığınmacı olarak bulunuyor”. Sanki normalmiş gibi bir cümle; ne var ki bu cümlenin içinde o kadar milyon acının olduğunu anlamak zorundayız. Aydınlanıp, bilgilenmek için karşısına geçtiğimiz parıltılı araçların, çoğu zaman dünyamızı karartanlar olduğunu anlamak zorundayız. Kaderimizin, onların kaderinden ayrı olmadığını biliyorum.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle