BARIŞ VE KARDEŞLİK

-Bir bölgede siyasetçiler, savaş ve terörden- dincilikten ve ırkçılıktan besleniyorlarsa orada barıştan ve kardeşlikten, hele hele demokrasiden söz etmek hiç olası değildir. -Bir ülkede barış, kardeşlik ve demokrasiden söz edebilmek için, önce bu üç kavramdan da nasip almış olmak gerekiyor. Yeryüzünde yaşayan tüm insanlara sorsanız barışın ve kardeşliğin ne anlama geldiğini bilir. İnsanlar arasındaki nifaktan, […]

BARIŞ VE KARDEŞLİK

-Bir bölgede siyasetçiler, savaş ve terörden- dincilikten ve ırkçılıktan besleniyorlarsa orada barıştan ve kardeşlikten, hele hele demokrasiden söz etmek hiç olası değildir.

-Bir ülkede barış, kardeşlik ve demokrasiden söz edebilmek için, önce bu üç kavramdan da nasip almış olmak gerekiyor. Yeryüzünde yaşayan tüm insanlara sorsanız barışın ve kardeşliğin ne anlama geldiğini bilir. İnsanlar arasındaki nifaktan, kutuplaşmadan ve ötekileştirilmekten siyasal ve dolayısıyla maddi rant sağlamaktan vazgeçerseniz barışın ve kardeşliğin kendiliğinden oluştuğunu görürsünüz. Barış huzur ve güven demektir. Barış silahların susması can kayıplarının ve şehitlerin olmaması demektir. İçte ve dışta barış tüm insanlığın vazgeçilmez hülyasıdır.

-Bir ülke düşünün onlarca yıldır terör ile iç içe yaşamaktadır. Bir ülke düşünün idarecileri kendi siyasal gelecekleri için ülke insanını, ülke gündeminden uzak tutabilmek için içte terör, dışta komşu ülkelerin iç işlerine karışarak gündemi hep milliyetçi, ırkçı ve dinci duygulara taşıyıp dursun. Sonrada bu ülkede barış ve kardeşlikten bahsetsin. Bu mümkün müdür?

-Bir ülkede çeşitli inançlara ve etnik kimliklere sahip insanlar yaşıyorsa, o ülkenin yöneticileri her inanç ve etnik kimliğe saygılı olmak, onlara eşit mesafede durmak zorundadır. Hiçbir kesimi incitmeden asgari müştereklerde anlaşarak ülkeyi yönetmesi gerekir.

-Bir kesimin nefretle andığı isimleri o ülkedeki bazı yapılara ve kurumlara vermek barış ve kardeşliğin altına dinamit koymaktır. Alevi katliamcısı olduğu bütün Aleviler ve tarafsız kişilerce iddia edilen “Yavuz sultan selim” ismi hangi barışı çağrıştırıyor. Barışı mı çağrıştırıyor yoksa tehdidimi?

-Topyekun Hace Bektaş Veli etkinliklerine giderek “Hace Bektaş Veli” birleştiricidir ayrıştırıcı değil diyebilenler, öte yandan katlettiği alevi sayısının yüz binlere yakın olduğu bilinen bir kişinin adını köprüye vermekte hiçbir beis görmemektedir. Ülkede yaşayan milyonlarca Alevi’yi yok saymaktadır veya bu yolla dolaylı tehdit edebilmektedir. Ben Yavuz Sultan Selim ismini duyunca gözümün önüne kellesi kesilmiş, derisi yüzülmüş, yakılmış, zehirlenmiş yetmiş bini aşkın insan geliyor. Benim bu isime ve bu ismi o köprüye verenlere saygı duymam isteniyor.

-Kızıl Sultan mı? Ulu hakan mı? Tartışmaları bugün bile yapılan Necip Fazıl’a göre “ulu hakan” ama, said-i nursi’ye göre “zorba” olan 113.ncü islam halifesi, 34.ncü Osmanlı padişahı ll. Abdülhamid’in adının GATA’ya verilmesinin altında ne yatmaktadır. Bu Osmanlı padişahı Osmanlı topraklarının 1/3 ünü kaybetmekten, girdiği her savaştan mağlup olmaktan, Balkanların tamamının Osmanlıdan koparılmasından başka ne yapabilmiş, neyi başarmış ki TSK’nın en büyük hastanesine ismini vermişler.

-Barış ve kardeşlikten söz edilecekse, birleştirici olanın, insanların düşüncelerine ve eylemlerine ışık olanların ismi bir yerlere verilmelidir. Dünya insanına dini inanç, mezhep ve ırk farkı gözetmeden bakabilenlerin ismi verilmelidir. Yaratılanı severim, yaratandan ötürü diyenlerin ismi verilmelidir. Kandan, kinden, nefretten, şiddet ve zulümden beslenenlerin ismi barış ve kardeşliği değil, düşmanlığı körükler.

-Ülkemizde düzen ve birlik, barış ve kardeşlik her şeyden önce ‘insanların birliği ve eşitliği’ fikrini kabul etmekle sağlanır. İnsanların birliği ve eşitliği, her türlü önyargının atılması, ırk, sınıf, renk, millet, cins ve maddi medeniyet farklılıklarını bir tarafa atmamızı gerektiren ruhani bir prensiptir. Bu prensip sadece ülkemizde değil, dünyanın her yerinde, okullarda öğretilmeli ve evrensel olarak beyan edilmelidir.

-Ülkemizde ve dünyada sevgi, saygı ve en önemlisi hoşgörü olursa ülkemiz ve dünya hem savaştan hem kavgadan hem küfürden kurtulur. Bu ülkede yaşayan insanların toplamı; Türkiye’nin her bölgesinde yaşayan ve toplumun her kesiminde bulunan insanlar, tüm farklılıkları ile eşit ve onurlu birer birey

olarak kabul edilmedikçe, takiyyelerle bir arada tutulamaz, ‘Tavşana kaç, Tazıya tut’ taktiği barış ve kardeşliği değil, kin ve öfkeyi büyütür. Bu da ülkemizin üstündeki karabulutların daha da kararmasından başka bir işe yaramaz.

-Ulu önderimiz Mustafa Kemal Atatürk’ün sözü ile bitirelim yazıyı “Yurtta sulh, cihanda sulh” bunu başarma yolunda mücadele edecek yöneticilere kavuşma dileklerimle, Tüm okurlarımızın Geçmiş kurban bayramlarını kutluyorum.

İbrahim Kızıler

Yorumlar

yorum