Şairhane; NEŞET ERTAŞ

NEŞET ERTAŞ’I ÖLÜMÜNÜN DÖRDÜNCÜ YILINDA SEVGİ, SAYGI VE ÖZLEMLE ANIYORUZ

Şairhane; NEŞET ERTAŞ

13754687_10154321487589618_4991513783009605726_n

Şairhanemizde bu hafta büyük bir ustayı yad ediyoruz;Neşet ERTAŞ. Kendizine teklif edilen devlet sanatçısı ünvanını kabul etmeyen, ben halkın sanatçısıyım diyen büyük ustayı Ölümünün 4.ncü yılında sevgi saygı ve özlemle yad ediyoruz. İçinde birazcık türkü kırıntısı olan herkesin tanıdığı ve sevdiği büyük usta Neşet Ertaş, bağlamadaki tavrı ve türküleri ile konservatuarlarda ders konusu olmuştur.

13131765_10154126111764618_6452536747993080417_o

Neşet Ertaşı birazda yakından tanıyalım; Babası bağlama ustası Muharrem Ertaş, annesi Döne Ertaş’tır. 8 yaşına kadar doğduğu köy olan Kırtıllar Köyü’nde yaşamış, sonrasında ailesi ile birlikte İbikli Köyü’ne yerleşmişlerdir. 12 yaşındayken annesi Döne’yi kaybetmiştir. Babası Muharrem Ertaş, Yozgat’ın Kırıksoku Köyünden Arzu isminde bir kadınla evlenince bir süre bu köyde yaşadıktan sonra Yozgat’ın Yerköy ilçesine yerleşmişlerdir.

Ertaş, ilkokula gittiği yıllarda önce keman, sonra da bağlama çalmayı öğrendi. Babası Muharrem Ertaş ile birlikte yörenin düğünlerinde sazı ile çalıp sesi ile türküler söylemeye başladı. Ertaş, etkilendiği tek kişinin babası Muharrem Ertaş olduğunu söyler. Kendi ifadesi ile şu şekilde ifade eder; “Babamla ben aynı ruhun insanlarıyız.”

Neşet Ertaş, Kırşehir’den sonra 2 yıl da Kırıkkale’de bulunduktan sonra 1957 yılının sonunda İstanbul’a gelerek Şen Çalar Plak’ta ilk plağını Neden Garip Garip Ötersin Bülbül adı ile babası Muharrem Ertaş’a ait bir türküyle çıkardı. Halk tarafından çok beğenilen bu plağı ardından diğer plak, kaset ve halk konserleri takip eder. 2 yıl İstanbul’da çalıştıktan sonra Neşet Ertaş Ankara’ya yerleşir ve sahne hayatına burada devam eder. 1962’de İzmir Narlıdere’de askerliğini yapar. Askerliğini yaptıktan sonra Ankara’da çalıştığı gazinoda Leyla isminde bir kızla tanışır ve hemen evlenir. Babası Muharrem Ertaş, Neşet’in bu evliliğine şiddetle karşı çıkar. Bu olaylardan sonra Neşet Ertaş ve Muharrem Ertaş uzun yıllar konuşmazlar. Neşet Ertaş ve Leyla Ertaş’ın bu evlilikten Döne, Canan adında iki kız ve Hüseyin adında bir erkek çocukları olur. 7 yıl evli kaldıktan sonra 1970’lerin başlarında ayrılırlar. 1978 yılında alkol ve sigara kullanımından dolayı parmaklarından felç geçirir ve işsiz kalır. Kardeşinin daveti üzerine Almanya’ya gider. Tedavi olur. Çocuklarının eğitimi ve sanatsal çalışmalarından dolayı uzun bir süre Almanya’da kalan sanatçı, 2000 yılında İstanbul’da verdiği konserle sahne hayatına geri dönmüştür.

Demirel zamanında kendisine sunulan ‘devlet sanatçılığı’ ünvanını; “O dönem Süleyman Demirel Cumhurbaşkanıydı. Devlet sanatçılığı bana teklif edildi. Ben, ‘hepimiz bu devletin sanatçısıyız, ayrıca bir devlet sanatçısı sıfatı bana ayrımcılık geliyor’ diyerek teklifi kabul etmedim. Ben halkın sanatçısı olarak kalırsam benim için en büyük mutluluk bu. Şimdiye kadar devletten bir kuruş almadım, bir tek TBMM tarafından üstün hizmet ödülünü kabul ettim. Onu da bu kültüre hizmet eden ecdadımız adına aldım.” diyerek geri çevirmiştir. Halk bu tavra destek vermiş ve Neşet Ertaş adeta yaşayan bir efsane olmuştur. Unesco Somut Olmayan Kültürel Mirasın Korunması Sözleşmesi kapsamında yapılan ulusal envanterlerden Yaşayan İnsan Hazineleri Türkiye Ulusal Envanterine alınarak yaşayan insan hazinesi kabul edilen Ertaş, 25 Nisan 2011 tarihinde İTÜ Devlet konservatuarı tarafından fahri doktora ödülüne layık görülmüş, bağlamadaki tavrı ve türküleri konservatuarlarda ders olarak okutulmuştur. Hayatı ve eserleri Doç. Dr. Erol Parlak tarafından iki ciltlik bir kitap halinde yayımlanmıştır.

25 Eylül 2012 tarihinde İzmir’de tedavi gördüğü hastanede ileri evrede prostat kanseri nedeniyle yaşamını yitirmiştir. Cenazesi Kırşehir Bağbaşı Mezarlığında Toprağa verildi.

Mezarı ise babası Muharrem Ertaş’ın yanındadır. Mezar taşında ise ”Sakin ol ha, insanoğlu. İncitme canı, her can bir kalp, hakk’a bağlı. İncitme canı, incitme.” yazılıdır.

Neşet Ertaş’ın adı Kırşehir’deki caddelerde, okullarda bulunmaktadır, ayrıca babası Muharrem Ertaş’la birlikte bir de anıtı bulunuyor.

Dünyada robot heykeli yapılmış ilk saz sanatçısıdır. Android heykeli Dünyaca ünlü heykel sanatçısı Adil Çelik tarafından yapılmış Kırşehir Neşet Ertaş Gönül Sultanları Kültür Evi’nde yerini almıştır

ZAHİDEM

Zahide kurbanım ne olacak halim

Gene bir laf duydum kırıldı belim

Gelenden gidenden haber sorayım

Zahidem bu hafta oluyor gelin

 

Hezeli dedeli gönül hezeli

Çiçekdağı da döktü m’ola gazeli

Dolaştım alemi gurbet gezeli

Bulamadım Zahidem’den güzeli

 

Gurbet ellerinde esirim esir

Zahide gurbanım hep bende kısır

Eğer anan seni bana verirse

Nemize yetmiyor bu ev kadar hasır

 

ŞİRİN KIRŞEHİR

Ana vatanımsın baba yurdumsun

Ozanlar diyarı şirin Kırşehir

Uzak kaldım gurbet elde derdimsin

Hasretin bağrımda derin Kırşehir

 

Kimi engin kimi yüksek evlerininen

Kimi fakir kimi zengin beylerininen

Kazaların nahiyelerin köylerininen

Gönlümün içinde yerin Kırşehir

 

Feleğin yazdığı kara yazıynan

Çok yürüdüm bağrımdaki sızıynan

Kara kaşlarıynan kara gözünen

Aşık etti beni birin Kırşehir

 

Garibim engince gönüller alan

Aşkı feryadınan sazını çalan

Ozanlar içinde birimiz olan

Muharrem ustadır erin Kırşehir

 

MÜHÜR GÖZLÜM

Mühür gözlüm, seni elden,

Sakinirim kiskanirim

Uçan kustan esen yelden

Sakinirim kiskanirim..

 

Yagan kardan, esen yelden

Sakinirim kiskanirim..

 

Havadaki turnalardan,

Su içtigim kurnalardan,

Giyindigim urbalardan

Sakinirim kiskanirim..

 

Besikte yatan kuzudan,

Hem oglundan hem gözünden,

Ben seni, senin gözünden,

Sakinirim kiskanirim..

 

Al izzet’i oncalardan,

Elindeki goncalardan,

Yerdeki karincalardan

Sakinirim kiskanirim

 

İKİ BÜYÜK NİMETİM VAR

İki büyük nimetim var

Biri anam biri yarim

İkisine de hörmetim var

Biri anam biri yarim

 

Ana deyip de geçilmez

O yar anadan seçilmez

İkisine de kıymet biçilmez

Biri anam biri yarim

 

Birisi var etti beni

Birisi yar etti beni

İkisinin de birdir yari

Biri anam biri yarim

 

GÖNÜL DAĞI

Gönül Dağı yağmur yağmur boran olunca

Akar can özümde sel gizli gizli

Bir tenhada can cananı bulunca

Sinemi yaralar dil gizli gizli

 

Dost elinden gel olmazsa varılmaz

Rızasız bahçanın gülü derilmez

Kalpten kalbe bir yol vardır görülmez

Gönülden gönüle yol gizli gizli

 

Seher vakti garip garip bülbül öterken

Kirpiklerin oku cana batarken

Cümle alem uykusunda uyurken

Kimseler görmeden gel gizli gizli

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle