“ŞORTA SALDIRIDAN ÇIKARILAN SONUÇLAR”

Kısa bir zaman önce şortla belediye otobüsüne binen genç bir kıza insanlıktan nasibini almayan biri tarafından saldırıda bulunulmuş, herkesin içinde tekme tokatla kızı yara bere içinde bırakmıştı. Saldırıyı gerçekleştiren yaratık daha sonra duran otobüsten elini kolunu sallayarak inip kayıplara karışmış, saldırıya uğrayan kızın polise şikayeti üzerine otobüs içindeki kamera görüntüleri incelenerek saldırgan tespit edilmiş ve […]

“ŞORTA SALDIRIDAN ÇIKARILAN SONUÇLAR”

Kısa bir zaman önce şortla belediye otobüsüne binen genç bir kıza insanlıktan nasibini almayan biri tarafından saldırıda bulunulmuş, herkesin içinde tekme tokatla kızı yara bere içinde bırakmıştı.

Saldırıyı gerçekleştiren yaratık daha sonra duran otobüsten elini kolunu sallayarak inip kayıplara karışmış, saldırıya uğrayan kızın polise şikayeti üzerine otobüs içindeki kamera görüntüleri incelenerek saldırgan tespit edilmiş ve yakalanmıştı.

Yakalanan yaratık polis ve savcının sorgulamasının ardından serbest bırakılmasından sonra herkesle alay edercesine kameraların önünde “bak işte ben yaparım ve bana bir şey olmaz” misali sırıtarak “her şey İslami hukuk kurallarına göre oldu” deyip bir de hukuk devletine meydan okumuştu.

Bütün bu olayları ekran başında takip eden insanlarımızın sosyal medyadan gösterdiği büyük tepkiden sonra ne yapacağını şaşıran hükümetten gelen talimat üzerine saldırganı serbest bırakan savcı tekrar harekete geçmiş ve saldırganı “halkı kin ve düşmanlığa ittiği, aşağıladığı” gerekçesi ile gözaltına alıp mahkemede tutuklanmasına yol açmıştı.

Olayı biraz geniş tutarak anlatmamın sebebi buradan çıkarılan birçok sonucu sizle paylaşmak istemem.

Bu saldırıyı iktidar münferit bir olay olarak göstermeye çalıştı ama kesinlikle öyle değil. O saldırıyı gerçekleştirenin kafa yapısında ve hatta çok daha radikal düşünen milyonlar yaşıyor bu ülkede. Toplumun getirildiği noktayı, ayrışmayı iyi analiz etmemiz ve bundan gerekli dersleri çıkarmamız gerekiyor. İktidarın gerekli dersi çıkaracağını zannetmiyorum çünkü başbakan dahi neredeyse saldırganı haklı gösterecek şekilde eğer tahammül edemiyorsanız saldırmayın, mırıldanın şeklinde demeç veriyor. Aileden sorumlu kadın bakan ise saldırıyı kınarken türbana da atıfta bulunarak daha önce türban takanların ne sorunlar yaşadığını aktarmaya çalışıyor. Kendisi de türbanlı olduğu için nalıncı keseri gibi hep kendine yontmaya çalışıyor, kendi mağduriyetlerini ön plana çıkarıyor.

Olaydan sonra saldırıya uğrayan kızın yaptığı açıklamada olay esnasında kendisine sadece üç gencin yardımcı olduğunu ve saldırganı durdurmaya çalıştığını, otobüsteki diğer yolcuların saldırgana hiç tepki göstermediğini söyledi. Bir düşünün; 48 kilo olduğunu söyleyen kızın herkesin içinde saldırıya uğraması ve toplumun buna bu kadar duyarsız kalması ve belki de saldırıyı onaylaması. Belki de o yolcuların içinden de oh olsun, şort giyip de dışarı çıkmasaydı diyenler olduğunu yüksek ihtimal.

AKP iktidarının da bugün en çok beslendiği konu toplumun duyarsız kalmasıdır. Her gün 5-10 askerimizin PKK tarafından öldürülmesi artık sıradan hale gelmiş durumda. Yıllarca iktidarını bugün terör örgütü olarak suçladıkları cemaat ile paylaşmalarına rağmen halkın gereken tepkiyi vermemesi, hatta demokrasi kahramanı olarak görmeleri duyarsızlığın en büyük kanıtı. Sosyal medyadan tepki gelmesine rağmen halkın bu olaya da genelde sessiz kalması ileride daha büyük saldırıların da yolunun açılması demek.

Burada birçok kez dile getirmiştik. Bir ülkede eğer adalet de kokmaya başlarsa o devlet çökmüş demektir. Ki koktuğunu burada da çok net gördük. Her şeyden önce hürriyeti kısıtlanan bir vatandaş var ortada ve o darp edilmiş. Savcı bir şey yapamıyor ve serbest bırakıyor ama aynı savcı yukarıdan gelen talimatla saldırganı tekrar yakalıyor fakat tutuklama kıza yaptığı saldırıdan dolayı değil, serbest bırakıldıktan sonra yaptığı açıklamalar ile “halkı kin ve düşmanlığa ittiği, aşağıladığı” gerekçesiyle yapılıyor. Kısacası saldırıya uğrayan kız yediği tekme, dayakla kalmıştır. Benzer olayın başı kapalı bir kıza yapıldığını düşünün. Eminim ki saldırıyı yapan kişi bugün müebbetle yargılanacak şekilde tutuklanmış olurdu. Tabii yargılanmadan önce eğer linç edilmemiş ise. Alın size bir toplum fotoğrafı!

Yargıya güveni kaybeden halk soluğu nerede alır? Ya bu benim kaderimmiş deyip boynunu kırıp sessizce oturur, ya hakkını mafya aracılığıyla aramaya başlar ya da kendini daha güvende hissetmek için cemaatlerin, tarikatların kucağına atar. Bugün cemaatlerin çığ gibi büyümesinin bir sebebi de budur. Devleti, toplumu arkasında hissetmeyen birey soluğu buralarda alıyor. Cemaatin şemsiyesi altında kendini güvende görüyor, halledemediği sorunları cemaat aracılığıyla çözüyor. Bunun karşılığında da cemaatin istediği yönde gidip oyunu kullanıyor, kamuoyu oluşturuyor.

Son sözümüz de kaçak saray sakinine olsun. Hatırlarsanız yıllar önce bir mezuniyet töreninde başörtüsü nedeni ile kürsüye çıkartılmayan bir kıza yanında olduğunu bildirmek için telefon açmıştı. Şimdi daha kötüsünü başı açık bir kızımız giydiği şort nedeniyle yaşıyor. Kendisi 75 milyonun cumhurbaşkanı olduğunu, Yenikapı ruhunun yaşatılması gerektiğini söylüyor. Aradan haftalar geçmesine rağmen neden acaba saldırıya uğrayan kızımıza bir telefon açma gereksinimi ya da olayı kınayan bir açıklamada bulunmuyor? Başka yerlerden özveride bulunmasını isterken dön de bir arkana bak ve ülkeyi kıyısına getirdiğin uçurumu gör ve ilk önce o Yenikapı ruhuna sen sahip çık.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum