DİL BAYRAMI

  Bu hafta Dil Bayramı idi. Hepimizin Dil Bayramı kutlu olsun. Bunun için bu hafta Dil Bayramı üzerinde sohbet edeceğiz. Önce tarihi kökenlere bakalım. Türkçe Orta Asya’da ortaya çıkmış bir dildir. M.Ö.4000 yıllarında yazıyı bulan Sümerlerinde Türkçe ile bağlantıları vardır. Orta Asya’da Türkçeyi olumsuz etkileyen dil Çince olmuştur. Bunun için gerek Hunlar, gerekse Göktürkler Çin’den […]

DİL BAYRAMI

 

Bu hafta Dil Bayramı idi. Hepimizin Dil Bayramı kutlu olsun. Bunun için bu hafta Dil Bayramı üzerinde sohbet edeceğiz. Önce tarihi kökenlere bakalım. Türkçe Orta Asya’da ortaya çıkmış bir dildir. M.Ö.4000 yıllarında yazıyı bulan Sümerlerinde Türkçe ile bağlantıları vardır. Orta Asya’da Türkçeyi olumsuz etkileyen dil Çince olmuştur. Bunun için gerek Hunlar, gerekse Göktürkler Çin’den uzak durmaya çalışmışlardır. Çin’e girip orayı fetheden Türklerse kısa bir süre içinde Çinlileşmişlerdir. 700’lü yıllarda Emevilerin Orta Asya’yı fethetmek için gelmeleriyle bu sefer Arapça etkili olmaya başlamıştır. Emeviler önceleri zorla Arapçayı din dili olarak dayatınca çatışmalar çıkmıştır. Karahanlılar döneminde ise Türk devletinin yönetici kesimi Müslüman olduğundan Arapça din dili olarak yerleşmiştir. Bunun ardından Arapça etkisini her alanda göstermeye başlamıştır. 1099 yılında Belh kentinde bir kongre ile Arap harfleri kabul edilmiş ve kullanılmaya başlanmıştır. Selçuklularda ise Arapçanın yanında Farsçada etkili olmaya başlamış ve Türkçe iyice dışlanmıştır. Karahanlılar  döneminde  Kaşgarlı Mahmut Divanı Lügatı Türk’ü yazmıştır. Bu kitap Araplara Türkleri tanıtmak amacıyla yazılmıştır. Selçuklularda yönetim Farslara geçmiş ve bu yüzden Farsçada yönetim dili olarak yerleşmiştir. Ayrıca açılan medreselerde de Arapça yerleşmiştir. Bütün bu gelişmeler yüzünden Türkçe dışlanmış ve Türkçe konuşan göçebe Türkler yönetimden kopmuşlardır. Bu durum ise göçebeler ile yönetim arasında zaman zaman çatışmalara neden olmuştur. Anadolu Selçuklu Devleti zamanında bu kopukluk yüzünden Babalılar isyanı çıkmıştır. İsyanı zorla bastıran Selçuklular Moğollara yenilmekten kurtulamamışlardır. Moğol yenilgisi sonrasında ise kontrol Moğollara geçmiştir. Bu dönemde bir ara yönetime Türkçeyi savunan kesim gelmiştir. Bu kesimin yöneticisi olan Karamanoğlu Mehmet Bey 1277’de Türkçe’yi resmi dil yapan ünlü fermanını yayınlamıştır.

Osmanlılar döneminde ise önceleri Türkçe egemen iken Yavuz’dan itibaren Farsça, Arapça ve Türkçenin karışımı Osmanlıca denilen bir dil kullanılmaya başlanmıştır. Deniz terimleri ise İtalyanca ve Rumcadır. Halk ise Türkçe konuşmaktadır. Medreselerde dil ise Arapçadır. Kadılar Arapça yargılama yamaktadır. Göçebeler ise dağlarda kendi başlarının çaresine bakmaktadırlar. Osmanlı’nın skolastik  döneme girmesi onun geri kalmasına neden olmuştur. Bunda Türkçe düşünememenin de etkileri vardır. Avrupa devletleri ise Rönesans ve reform yaptığından gelişmeye başlamış ve teknolojik üstünlüğü kazanmıştır. Bu yüzden 1699 yılından itibaren Osmanlılar toprak kaybetmeye başlamışlardır. Bunun üzerine çareler aranmaya başlanmış ve çare olarak Avrupa’dan uzmanlar getirilerek ıslahat yapılmaya başlanmıştır. Bu Avrupalı uzmanlar ile Avrupa dilleri etkili olmaya başlamıştır. 1773 yılında  Bahri Mühendishanesi’nin açılması ile eğitimde Fransızca etkili olmuştur. Galatasaray İdadisi Fransızca eğitim veren bir okuldur. 1838 yılında İngiltere ile imzalanan Baltalimanı anlaşması

ile İngilizcede Osmanlı topraklarında kendini hissettirmeye başlamıştır. 1890’lı yıllarda ise

denge politikası ile Osmanlılar Almanya ile yakınlaşmaya başlamışlar ve bu yüzden Almanca etkili olmaya başlamıştır. Bu dönemlerde ise Osmanlı aydınları Paris’te yetişmektedirler. Bunun için aydınlar Fransızca konuşmaktadırlar. Askerler ise Almanya ile yakınlaşmaktan dolayı Almanca öğrenmektedirler. Çünkü öğretmenler ve komutanlar Almandır.

Osmanlı aydınları bu dönemde devleti kurtarmak için çeşitli siyasi fikirler üretmişlerdir. Bunlardan birisi Osmanlıcılıktır. Bu fikir başarılı olmayınca yerine Batıcılık fikri devreye sokulmuştur. Fakat bu da başarılı olmamıştır. Bu sefer yerine İslamcılık devreye sokulmuş bu da başarılı olmamıştır. En sonunda Türkçülük fikri devreye sokulmuştur. Türkçülük fikri 20.y.y.lın başında devreye girmiştir. Türkçülük fikrinin devreye girmesi ile Türkçe üzerinde incelemeler başlamıştır. Kurtuluş savaşı Türkçülük fikri ile yapılmış ve savaş kazanıldıktan sonra Ulus devlet kurulmuştur. Ulus devletin kurulmasından sonra ulu Önder Atatürk’ün talimatları ile devrimler yapılmıştır. Ülke ulusal bilinç  içinde batı medeniyetine göre düzenlenmiştir.

1931 yılında Türk tarihini incelemek için Türk Tarih Kurumu kurulmuştur. Türk Tarih Kurumunun kurulmasından sonra sıra dil konusuna gelmiştir. Bunun için dil konusunda neler yapılabilir o tartışılmıştır. Bu çalışmalar sonda 12.Temmuz.1932 tarihinde Türk Dil Kurumu kurulmuştur. Türk Dil Kurumu 26.Eylül.1932 tarihinde 1.Türk Dil Kurultay’ını toplamıştır. Bu tarih her yıl Dil Bayramı olarak kutlanmaya başlanmıştır. Aynı yıl ezanda Türkçe okunmaya başlanmıştır. Böylece ibadet dili olarak ta Türkçe kullanılmıştır. 1950 yılında Ezan yeniden Arapçaya çevrilmiştir. Hala günümüzde Arapçadır. 1950 yılından itibaren ABD’nin etkisi ile İngilizce tekrar etkili olmaya başlamıştır. Bu etki hala devam etmektedir. Bugün günlük dilimiz Türkçe, İngilizce, Arapça, Farsça karışımı kırma bir dildir. Din dilimiz Arapça, Tıp dilimiz Latince, Hukuk dilimiz Farsça, bilim dilimiz ise İngilizcedir. Bazı okullarımız İngilizce eğitim vermektedir. Ayrıca bazı yerel diller ise resmiyet kazanmaya çalışmaktadır. Unutmayalım farklı etnik grupları birleştiren dildir. Dil uluslaşmayı sağlar. Saygılarımla.

 

Yorumlar

yorum