“ZEYTİNİ TANIYALIM”

“ZEYTİNİ TANIYALIM” Bugün körfez Gazetesi okuyucuları ile buluşmamızın ikincisini yaşıyoruz. Bize bu buluşmayı sağlayan Körfez Gazetesi sahibi Ensar Aytekin’e, Körfez Gazetesi yöneticilerine ve çalışanlarına teşekkür ediyorum. Sezon itibarı ile geldiğimiz “Zeytin zamanı” dolayısıyla bu gün Zeytin ve zeytin ürünleri üzerine sohbet edeceğiz.   ZEYTİNİN TARİHÇESİ Zeytinin tarımsal anlamda ilk kullanımına ilişkin verileri Doğu Akdeniz’de Suriye […]

“ZEYTİNİ TANIYALIM”

“ZEYTİNİ TANIYALIM”

Bugün körfez Gazetesi okuyucuları ile buluşmamızın ikincisini yaşıyoruz.

Bize bu buluşmayı sağlayan Körfez Gazetesi sahibi Ensar Aytekin’e, Körfez Gazetesi yöneticilerine ve çalışanlarına teşekkür ediyorum.

Sezon itibarı ile geldiğimiz “Zeytin zamanı” dolayısıyla bu gün Zeytin ve zeytin ürünleri üzerine sohbet edeceğiz.

 

ZEYTİNİN TARİHÇESİ

Zeytinin tarımsal anlamda ilk kullanımına ilişkin verileri Doğu Akdeniz’de Suriye sınırları içerisinde rastlanmıştır ve tarihi MÖ6.000 yılına dayanmaktadır. Veriler zeytinin buradan üç koldan dünyaya yayıldığını göstermektedir.  Son yıllardaki çalışmalarda Hatay, Kahramanmaraş ve Mardin şeridinde zeytin ağacının en alt türüne rastlanılmış olması bu yargıyı kesinleştirmektedir. Güneydoğu Anadolu’ da ilk yerleşimini tamamlayan zeytin, Batı Anadolu’ ya ve oradan da Ege adaları yolu ile Yunanistan, İtalya, Fransa ve İspanya’ ya kadar uzanmıştır. Sicilya yolu ile Kuzey Afrika’ ya sıçrayan zeytin, Güneydoğu Anadolu’ dan çıkarak Suriye ve Mısır üzerinden ilerleyen ikinci kol ile birleşmiş ve böylece Akdeniz’ in tüm güney kıyılarına yayılmıştır. Bir üçüncü kolda Irak ve İran üzerinden Afganistan ve Pakistan’ a kadar ilerlemiştir.

Kur’an ve İncil’de zeytin sözcüğü birçok kez geçmektedir. Kuranı Kerimde zeytinin incirle birlikte Tanrının insanlara bir hediyesi olarak Sina Dağı’na cennetten indirildiği yazmaktadır. Yine Kuranı Kerimde birçok defa zeytin üzerine yemin edildiği görülmektedir ve zeytin mübarektir hiçbir yere ait değildir, Ne doğuya nede Batıya…evveldir.

Hazret-i Nuh ve gemisindeki canlılar hariç, yeryüzü üzerinde yaşayan her şey silinir. Tufan durulduğu zaman Hazret-iNuh, suların çekilip çekilmediğini anlamak için geminin penceresinden bir güvercin salar. Sular çekilmediği için güvercin gemiye döner. Hz. Nuh, yedi gün sonra güvercini tekrar salar. Güvercin bu sefer, ağzında yeni koparılmış zeytin yaprağıyla gelir. O zaman Nuh, suların yeryüzünden çekildiğini anlar. Ağzında zeytin yaprağı tutan güvercin, o günden bu güne, ümidin ve barışın simgesi olur. Üç din açısından da büyük önem arz eden Zeytin dağın da İsa’nın gökyüzü.

Zeytin çeşitleri; Yeşil zeytin, Siyah zeytin: Bu iki tür kendi içinde yapılış şekillerine göre  çeşitlendirilebilir. Örneğin, yeşil zeytin; kırma, çizme ve dolma olarak; siyah zeytin; sele zeytini, suya bastırılan şekli, yuvarlama usulü ve tenekeye yapılan zeytin diye belirtebiliriz.

Zeytinyağı; Zeytin ağacı Tanrı’nın insanlara bir armağanıdır. Bu benzersiz ağacın meyvesi zeytinin özü Zeytinyağı ise anne sütüne en yakın özelliğe sahiptir. Ülkemizde kişi başına zeytinyağı tüketimi1,5 kg olup dünya sıralamasının en gerilerinde yer almaktadır. (alıntıdır)

” ZEYTİN ZAMANI VE SORUNLARI”

Sevgili arkadaşlar; Zeytin hasat döneminin gelip çattığı şu günlerde; yöre halkımız hep umut içinde ürünlerini aşağıdaki olumsuzluklar içerisinde hasat etmekte. Üreticilerimizin tek amaçları ürünlerinde değer kazanımı görüp bütçelerini bir nebze olsun ferah kılabilmek. Ama görülüyor ki hep üretim maliyetlerinin nasıl düşürüleceği ve üretim maliyetleri düşürülerek üretici bu yolla daha fazla kazanç elde edeceği incelenmekte.

Ama zeytin öyle enteresan bir üründür ki boyutları sadece maliyetle sınırlandırılacak bir sektör değildir.

Şimdi bu boyutları biraz açarsak; ortaya ne kadar fazla sorunların çıkacağına, üretimden başlayarak bir göz atalım.

1- ZEYTİN HASADI:

Her ürün gibi, zeytinde el emeği göz nuru ile hasadı yapılan bir ürün. Bazı değerli arkadaşların görüşleri arasında bu hasadın makinalaşma ile yapılması önerilmekte. Bu önerinin büyük üreticiler açısından haklılık payı olsa da, geçimini zeytin işçiliği yaparak sağlayan emekçiler açısından sakıncalı yanları da var. Sakıncalı yanı istihdama vuracağı darbe!

Oysa ilk aşamada bu alanda iş gücüyle çalışma gösteren insanlarımızın nasıl “sosyal güvenlik şemsiyesi” altına alınabileceğinin yolları Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı tarafından araştırılmalı ve bu çalışan emekçi kardeşlerimiz “sosyal güvence” altına alınmalı.

2- ZEYTİNİN İŞLENMESİ:

Yıllardan beri zeytin hasadı başladığında küçük çaptaki üreticiler arasında hep şu konuşmalar geçer.

“Sen kaç randıman (kilo gram başına zeytinyağı oranı) aldın? Sana % kaç yağ verdiler, tahsiliye (zeytin sıkma ücreti) o fabrikada kaç lira” gibi.

Yapılan bu konuşmaların altında hep zeytin üreticisinin, kazanç kayıplarının acısı yatmakta.

Yapılması gereken, fabrikaya gelen zeytin, zeytindeki yağ oranı ön testine, tabi tutulup üreticinin zeytininde % kaç yağ oranı var belirlenip üreticinin zeytini fabrikaya öyle kabul edilmeli. Bu yöntem ile üretici sıkma işlemi için zeytinini fabrikaya teslim ettiğinde zeytininden kaç kilo gram yağ alacağını bilerek evine gitmeli

3- ZEYTİN ÜRÜNLERİNDE PİYASA OLUŞUMU

Zeytin hasat mevsimi geldiğinde her yıl bir belirsizlik kendini göstermekte ve üretici yel yemiş saman tozu gibi oradan oraya savrulmakta.

Bu durumun önüne, sorunu çözmesi gereken kuruluş olan TARİŞ bile maalesef geçememekte. Tariş kooperatif gibi değil; ticareti düşünen, tüccar zihniyetiyle, faaliyet gösterdiği için zeytin üreticisi zeytin piyasasında perişan vaziyette. Tariş, zeytin ürünlerinin fiyat belirlemesini geciktirerek küçük üreticinin ürünlerinin elinden çıktıktan sonra zeytinyağına taban fiyat vermesi üreticinin kazanç kaybına neden olmakta.

4-ZEYTİN ÜRÜNLERİNİN PAZARLANMASI

Bu ülkede zerre kadar bir ürün piyasaya sürülse; üretim maliyeti kadar da reklam payı ayrılarak reklam verilmekte. Şimdi soruyorum? Zeytin ve zeytin ürünleri reklamı için bu körfezde veya bölgede bir “reklam fonu” var mı? Zeytin tüketimine ilgi artırılmadan kazanç yükseltilemez!

Şunu belirtmek istiyorum! Piyasada en kalitelisi yedi-sekiz lira olan zeytinyağını üretim maliyetini makinalaşmayla düşürseniz bile küçük üretici yine kazanamaz.

Öncelikli hedef; zeytin ürünlerinin, market raflarındaki fiyatların üreticiye nasıl yansıtılabileceği olmalı. Yapılması gereken üretici ve tüketici menfaatleri dengeli bir şekilde korunarak üretici ve tüketici aracılara ezdirilmeden zeytin ürünleri tüketiciye sağlıklı bir şekilde ulaştırılmalı.

Kısaca, Zeytine ve Zeytin ürünlerinin üretimine ve pazarlamasına daha farklı bakış yapmanın zamanı geldiğinin üstünde durulması gerektiğini belirterek tüm Körfez Halkına saygılarımı sunuyorum.

Yorumlar

yorum