MUHARREM AVI VE AŞURE

Bu yazı geniş detaylı uzun bir çalışmanın neticesi değildir. Gayem benim gibi merak edip öğrenmek isteyenlerin tecessüsünü gidermek ve halkımıza elinden geldiğince bir şeyler aktarmaktır gayem. Bütün dinlerin gayesi insanları doğruya yüceliğe hakikate ulaştırmaktır. Şöyle ki insanoğlu yaratılışından beri bu arayıştadır. Mistik ve ilahi kozanın içinde Rabbına yanaşmanın çarelerini aramaktadır. Tanrı”nın buyruklarını yerine getirmenin dışında, […]

MUHARREM AVI VE AŞURE

Bu yazı geniş detaylı uzun bir çalışmanın neticesi değildir. Gayem benim gibi merak edip öğrenmek isteyenlerin tecessüsünü gidermek ve halkımıza elinden geldiğince bir şeyler aktarmaktır gayem.

Bütün dinlerin gayesi insanları doğruya yüceliğe hakikate ulaştırmaktır.

Şöyle ki insanoğlu yaratılışından beri bu arayıştadır.

Mistik ve ilahi kozanın içinde Rabbına yanaşmanın çarelerini aramaktadır.

Tanrı”nın buyruklarını yerine getirmenin dışında, bir şeyler yapmak ister. Kutsal günleri değerlendirir. Bu ona Rabbına karşı bir vazife yapmanın huzurunu ve mutluluğunu verir. Bunlardan biride AŞURE günüdür. Muharrem ayının onuncu günü yapılan aşurenin dinler ve mezheplere göre de bir anlamı vardır.

Aşure gününün faziletleri:

1.Hz. Adem’in özrü, tövbesi Aşure gününde kabul edilir.

  1. Hz. Yakub’un gözleri bugünde açılır.(Hz Yakup oğulları içinde en çok Yusuf’u severdi. Kardeşleri kıskanarak onu bir kuyuya atarlar. Yakup oğlunun hasretiyle ağlamaktan gözlerini kaybeder.) Bir mucize eseri olarak oğluna kavuşur.
  2. Hz. Eyub sabrı ile tanınmış bir peygamberdir. Yıllarca hasta yattı ve aşure günü sağlığına kavuştu.
  3. Hz. İsa o gün doğdu ve yine aşure gününde semaya yükseldi.
  4. Hz. İbrahim’in oğlu Hz. İsmail o gün doğdu.
  5. Sesinin gürlüğü ve güzelliği ile tanınan Hz. Davut’un tövbesi o gün kabul edildi.
  6. Hz. Musa’ya aşure gününde bir mucize verilip denizi yararak Firavun’u ve ordusunu sulara gömülür.
  7. Hz. Nuh’un gemisi aşure gününde karaya çıktı.

Rivayet odur ki: Gemide yiyecek bir şey kalmamıştır. Hayvanları da kesmek istemezler. Geminin ambarının kıyısında köşesinde ne varsa onları karıştırıp pişirirler. Böylece bu yemeğin adı aşure olmuş.

Farklı dinlere mensup olmalarına rağmen, Müslümanlar için kutsal sayılan gelenek ve kültürümüzün bir örneği olan aşure günü Yahudiler ve Ermeniler içinde önemlidir.

Ermeniler 25 Aralık ile 6 Ocak arasında yaptıkları çorbaya ANUŞ derler. Bu çorba Hz. İsa’nın doğuş gününü kutlamak için yapılır. Bu çorbada aynen Müslümanların aşuresi gibidir. Onlarda bizim gibi komşulara ikram ederler.

Rumların da KALİVA ‘sının hazırlanışı ve tadı aşureden farklı değildir. Bizde aşure günü daha çok aleviler tarafından coşkuyla kutlanır. Her yıl Hz. Hüseyin’in şehit düştüğü Kerbela’da kutlamalar yapılır. Şii Alevi ve bir kısım Suni Müslümanlar tarafından anılır. Yas tutma savaşın gerçekleştiği Muharrem ayının 10’unda (Aşure Günü) doruğa çıkar. Bu günde konuşmalar yapılır. Yapılan tiyatro şeklinde canlandırılır ve ağıtlar yakılır. Hüseyin’in neden hayatını feda ettiği özellikle vurgulanır. Baskıya ve zulme teslim olmadığı belirtilir.

Filozof ve sosyolog İbn Haldun’a göre Hüseyin akıllı ve içtihat sahibidir. Yani ayet ve hadisleri anlamaya ve doğru şekilde yorumlamaya muktedirdir. Ona göre adaletli bir Halife olmayan Yezit saflarında savaşmak caiz değildir. Hüseyin’e karşı asker göndermesi fasıklığını kuvvetlendirir. Bu nedenle Hüseyin’i şehit ecirli ve sevaplı olduğunu belirtir.

Sayıca fazla olmayan Küfe’li taraftarları Yezit tarafından bastırıldı. Hüseyin beraberindekiler Kerbela’da Yezit’in 4500e yakın adamıyla karşılaştılar. Burada Burada meydana gelen savaşta Hüseyin ve taraftarlarının hepsi öldürüldü.

Şii ve Alevi Müslümanlığında bu olayın çok önemli bir yeri vardır.

Olayların gelişimi:

Hz.Muhammed’in 632 yılında vefat etmesinden sonra Müslüman toplununum başına kimin geçeceği kavgası baş gösterdi. Müslümanların bir kısmı ilk olarak Ebu Bekir’in halifeliğini kabul ettiler. Ebu Bekir’den sonra sırasıyla Ömer, Osman ve Ali’nin halifeliğini kabul ettiler.

Bununla beraber bir kısım Müslümanlar peygamberimizin kuzeni ve damadı olan çocukluğundan beri peygamberimizin evinde büyümüş ve Onu korumak için kendi hayatını tehlikeye atmış olan Ali’nin halifelik için daha doğru bir seçim olduğunu düşünüyorlardı.

Müslümanların bir kısmı Ali’nin yanlış olduğunu düşünmekle beraber kendinden önceki halifeleri kabul ettiğine inanırlar. Bununla beraber kendi halifeliğine kadar hiçbir savaşa katılmayışı diğerlerini halife olarak kabul ettiğine yorulur. Osman asiler tarafından öldürülünce Ali başa geçti. Osman’ı halife kabul edenler onun katilini bulana kadar Ali’yi halife olarak kabul etmeyeceklerini söylediler ve Müslüman toplumu ilk kez iç savaşa sürüklendi. İslam Devleti Ali ve Muaviye önderliğinde ikiye bölündü. Ali 661 yılında Haricilerden Abdurrahman Bin Mulcem tarafından gerçekleştirilen bir suikastta hayatını kaybetti ve iktidar 20 yıllığına düşmanı 1. Muaviye’nin eline geçti.

Muaviye oğlu Yezit’in kendinden sonraki halife olarak kabul edilmesini daha hayattayken garantiye almaya çalıştı. Taraftarlarına Yezit’e bağlılık yemini ettirdi. Yaklaşık olarak bunun üzerine 70 taraftarı ve ailesi Küfe’ye doğru yola çıktılar. Sayıca fazla olmayan Küfe’li taraftarlar Yezit tarafından bastırıldı. Hüseyin ve taraftarları Kerbela’da şehit düştü.

Bu iktidar mücadeleleri İslamiyet’e dün olduğu gibi bugünde çok zarar vermekte ve Müslüman dünyasının birliğini bozmaktadır.

Kerbela OLAYI Alevi ve Suni Müslüman coğrafyasında birçok edebi ve müzikal esere konu olmuş mersiye gibi yeni bir türün doğuşuna neden olmuştur.

Hakikat olan şu: Hz. Ali, Hasan Hüseyin bunlar Peygamber Efendimizin Ehl-i Beytinden sayılıyor. Peygamber Efendimiz ehl-i beytime dokunmayın buyurmuştur. Esasında halifelik bunların hakkı idi. Ne yazık ki Hz Ali öldürüldü. Hz Hasan zehirlendi. Hz Hüseyin Kerbela’da şehit edildi.

Bu duyarlılığı bu acıyı biz suni kardeşleriniz olarak aynı şekilde duyuyor ve yaşıyoruz. Şu aşure gününde acımızı tatlı yapmaya çalışalım. Herkesin aşure gününü Allah kabul etsin.

 

SARAHAT ÜLKER

Yorumlar

yorum