“ŞEHİT OL, MUTLU OL”

Yürekler kor oldu için için yanmaya devam ediyor.  İçin için yanmaya devam ediyor, çünkü bu ateş hiç bitmek tükenmek bilmiyor.   Geçen yıl 10 Ekim’de Ankara Gar Katliamını yaşadık yüreklerimizdeki ateşe benzin dökülmüş gibi alev alev yandık, kavrulduk.   10 Ekim’deki patlama ülkemizde ne ilk ne de son terör olayıydı. Her gün ülkemizin bir köşesinden […]

“ŞEHİT OL, MUTLU OL”

Yürekler kor oldu için için yanmaya devam ediyor.  İçin için yanmaya devam ediyor, çünkü bu ateş hiç bitmek tükenmek bilmiyor.

 

Geçen yıl 10 Ekim’de Ankara Gar Katliamını yaşadık yüreklerimizdeki ateşe benzin dökülmüş gibi alev alev yandık, kavrulduk.

 

10 Ekim’deki patlama ülkemizde ne ilk ne de son terör olayıydı. Her gün ülkemizin bir köşesinden terör haberi alıyoruz ne yazık ki.

 

Ömrünün baharında gencecik fidanlar tek tek toprağa düşerken, analar, babalar, eşler, evlatlar ağlamaya devam ediyor.

 

Bu yazıyı yazmaya başladığım sırlarda 18 şehit haberi vardı gündemde. Belki siz bu satırları okurken hiç istemem ama şehidimiz bilmiyorum kaç olacak.

Yitip giden canlar bizim canlarımız. Bilebildiğimiz bunlar ve bilemediğimiz basına haber bile olamamış canlarımız da vardır belki.

Bu haberler olağan karşılanmaya başlandı.

O anaların, babaların yüreklerini düşündükçe insan kahrolmaktan kendini alamıyor.

Nereye kadar sürecek bu, ne zaman dinecek bu yangın.

 

Ne demişti ozan “Ali Asker” yemen türküsünde;

“Zenginimiz bedel verir

Askerimiz fakirdendir

Düzen hiç değişmiyor, dünde öyleydi bugünde öyle.

 

Acı’da, sevinç’te kan bağı gerekmiyor illâ…

Sadece insan olmak gerek…

Mühim değil dini, dili, ırkı, mezhebi…

Can onlar…

İçimiz parçalandı yine…

Son olsun…

Son bulsun…

 

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan geçtiğimiz günler de bir şehit cenazesinde; “Ne mutlu onun ailesine, ne mutlu onun tüm yakınlarına” diye konuşmuştu.

 

Bir ülkede İktidarlar vatandaşının can ve mal güvenliğinden sorumlu olarak onların refahını geliştirmek için politikalar üretirler. İnsan kendi ayaklarının üzerinde durarak kazandığı geliri ile ailesinin rızkını kazanıyor ve çocuklarının geleceğinden kaygı duymuyorsa mutlu olur.

 

Zamanın da eski Cumhurbaşkanlarımızdan Turgut Özal da “Benim Memurum işini bilir” diyerek vatandaşa nasıl zengin olunacağının yolunu gösterdi. Onun sayesinde bu gün çok şükür zenginimiz çoğaldı.

 

“Mutlu” ve  “zengin” insanlarımız çoğalıyor. Ülkemiz  “Mutlu” ve  “zengin” insan cenneti oldu bizi yönetenler sayesinde. Allah başımızdakileri eksik etmesin.

 

Bu Ülkenin Vatansever gariban insanları “şehit” olup “Mutlu olmak”  yerine huzurlu, sağlıklı ve refah için da yaşamak istiyor.  Mutluluk ve refahı ülkesinde yaşamak istiyor. Başka yaban ellerinde mutluluk ve refah aramak istemiyor.

 

Sermayenin vatanı olmaz. Sermaye hangi ülkede huzur ve kazanç varsa oraya gitmek ister. Ülkenin zengin insanları da ülkeleri yaşanamaz bir hal alınca başka ülkelere kapak atmanın derdine düşer.

 

Sahte “Mutlu” ve “Zengin” olma hayalinden vazgeçip insan olalım. Birebirimize insanca değer verelim. Kucaklaşalım. Ancak birlik olursak bu zorlukların üstesinden gelebiliriz.

 

Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum