10 EKİM  “ANMA DEĞİL, MÜCADELE GÜNÜ”

        10 Ekim 2015’te DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingine yönelik Ankara garında yaşanan bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden 101 kişi Edremit’te anıldı.   Edremit Demokrasi Platformu tarafından Edremit cumhuriyet meydanında düzenlenen anma programında 10 Ekim’in Sadece Anma Günü Değil, Bir Mücadele Günü olduğu vurgulandı.   […]

10 EKİM  “ANMA DEĞİL, MÜCADELE GÜNÜ”

 

 

 

 

10 Ekim 2015’te DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingine yönelik Ankara garında yaşanan bombalı saldırı sonucu hayatını kaybeden 101 kişi Edremit’te anıldı.

 

Edremit Demokrasi Platformu tarafından Edremit cumhuriyet meydanında düzenlenen anma programında 10 Ekim’in Sadece Anma Günü Değil, Bir Mücadele Günü olduğu vurgulandı.

 

Anma programında hazırlanan basın bildirisini Sağlık Emekçileri Sendikası Edremit temsilcisi Bünyamin Karataş okudu. Okunan Basın bildirisinde;”10 Ekim 2015’te Ankara’da Emek, Barış ve Demokrasi Mitingi için toplanmıştık. Türkiye’nin dört bir yanından gelmiştik. Emek, Barış, Demokrasi taleplerimizi haykırmak için gelmiştik. İşçiler, kamu çalışanları, işsizler, yoksullar, mağdurlar olarak sesimizi duyurmak için gelmiştik. “Savaşa İnat, Barış Hemen Şimdi!” demek için gelmiştik.

 

Ankara’da gür bir barış sesi çıkacak iken bu iradeye bomba konuldu.10 Ekim 2015’te Türkiye Cumhuriyeti tarihinin en büyük katliamı başkent Ankara’da gerçekleştirildi. DİSK, KESK, TMMOB ve TTB’nin çağrısıyla düzenlenen Emek, Barış ve Demokrasi Mitingine yönelik bombalı saldırıda 101 arkadaşımızı, kardeşimizi, canımızı, dostumuzu ve sevdiklerimizi yitirdik. Eşimizi, kızımızı, oğlumuzu yitirdik. 500’e yakın arkadaşımız, kardeşimiz, canımız ciddi yaralanmalarla hayatta kaldı.

O gün onların meydanda haykırdıkları emek, barış, demokrasi talebi bugün de yakıcılığını koruyor.

Bu katliam, ülkenin ve bölgenin giderek tırmanan ve tırmandırılan gerilimli ortamında gerçekleşmiştir. AKP iktidarının Suriye ve Ortadoğu’da yeni Osmanlıcı, yayılmacı politikaları savaşı derinleştirmiş; mezhepçi, ırkçı politikalarla halk ayrıştırılıp kutuplaştırılmış; emekçi sınıfların kazanılmış hakları, tasfiye edilmiş; Hükümetin Suriye politikasının bir sonucu olarak Reyhanlı’da patlayan bombaların ardından benzerleri yaşanmaya başlamıştı. Siyasi iktidar, sonucunu beğenmediği 7 Haziran seçimlerini yok sayarak yenileme kararı almış; çözüm masası bir çırpıda devrilmişti. Bu koşullarda on binlerce insan barış ve demokrasi talebiyle Ankara yoluna düştüler. Garın önünde 101 kişi katledildi.

Bu katliamdan sonra İstanbul, Gaziantep, Ankara’da başka patlamalar oldu. Böylece siyasi iktidarın içeride ve dışarıda ısrarla sürdürdüğü savaş politikaları çok sayıda cana mal oldu. Bombalamalarla geçen bir yılın bilânçosunda bir darbe girişimi ve bu darbe girişiminin bastırılmasından sonra yüz bine yakın kamu emekçisinin işten atıldığı, çok sayıda insanın gözaltına alındığı, üniversitelerin kuşatıldığı, televizyon-gazete-radyoların kapatıldığı, emeğin kazanılmış haklarının son kırıntılarının tasfiyesinin de gündeme alındığı bir karşı darbenin tesisi de bulunuyor.

Bu bakımdan bir yıl sonra 10 Ekim, sadece katliamda yitirdiklerimizi andığımız bir gün değildir. 10 Ekim’e yol açan siyasal ortam devam ettiği sürece de 10 Ekim, sorumlularıyla hesaplaştığımız bir mücadele günü olacaktır. Bu ortamın yaratılmasının sorumluluğu da Hükümetin üzerindedir.

10 Ekim anmasının yasaklanması hiçbir biçimde kabul edilemez. Bu yasağı bu kadar kolaylıkla koyabileceğini zannedenler yanılıyorlar. Ama biz biliyoruz ki, yasaklara rağmen gerçekler ortaya çıkacak, sorumlular yargılanacaktır. Bunun için sonuna kadar mücadele edeceğiz.

10 Ekim dava dosyasına giren belgelerden anlaşılmaktadır ki bu katliam göz göre göre gelmiştir. Katliama hazırlıkları görmeyenler, önlem almayanlar ve hatta bu katliama adeta yol verenlerin tek tek açığa çıkarılması ve gerçeklemesinde sorumluluğu olan istihbarat, emniyet, valilik, bakanlık vb. her düzeyde yetkili ve görevlilerin yargılanması ve cezalandırılması için bu mücadele sürecektir.

10 Ekim’de yitirdiklerimize sözümüz var. Demokrasiyi, barışı ve özgürlüğü kazanacağız. AKP Faşizmin adım adım tesis edildiği bu süreçte 10 Ekim davası hukuki bir hesaplaşma ve demokrasi mücadelesi olacaktır.

Ülkenin hızla Suriye’de savaş bataklığına sürüklendiği, içerde çatışmaların ve katliamların sürdüğü, baskıların ve polis şiddetinin arttığı bir süreçte mücadeleyi büyütmek ve demokrasiyi, barışı kazanmak yitirdiklerimize karşı borcumuzdur. 10 Ekim davasının takipçisi olacağımızı, Ankara garında katledilen arkadaşlarımızın mücadelesini yükselteceğimizi bir kez daha ilan ediyor; emek, barış ve demokrasi güçlerini de ortak mücadeleye çağırıyoruz.” İfadelerine yer verildi.

 

Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum