GELİŞEN TÜRKİYE’DE GELİŞMEYEN MİMARLIK BETONA YENİK

  Zamanımızda hayatımızda ki eskiyi özlemeyen pek az insan vardır. Eski insanlıklar, komşuluklar, eski bayramlar, meyveler, sebzeler, beslenmeler, eski tatlar. Hatta anne kurabiyeleri, poğaçaları, böreklerin bile tatları bir başkaydı. Şimdi ise hepsi katkı maddeli, karbonatın yerini çeşitli mayalar aldı. Havalı ama tatsız yiyecekler. Gösterişi var ama…   Birde yaşadığımız alanlar; evlerimiz. Gelişen Türkiye’mizde gelişmeyen başında […]

GELİŞEN TÜRKİYE’DE GELİŞMEYEN MİMARLIK BETONA YENİK

 

Zamanımızda hayatımızda ki eskiyi özlemeyen pek az insan vardır. Eski insanlıklar, komşuluklar, eski bayramlar, meyveler, sebzeler, beslenmeler, eski tatlar. Hatta anne kurabiyeleri, poğaçaları, böreklerin bile tatları bir başkaydı. Şimdi ise hepsi katkı maddeli, karbonatın yerini çeşitli mayalar aldı. Havalı ama tatsız yiyecekler. Gösterişi var ama…

 

Birde yaşadığımız alanlar; evlerimiz. Gelişen Türkiye’mizde gelişmeyen başında mimarlık ve teknoloji geriledi. Gösterişli binalar, süslü püslü hatta abartılı. Sağlık geri planda. Evler buz damı. Betona yenik. Gösterişli olsun da sağlıklı olması önemli değil. Ömrü kısaltmak için herşey yapılıyor. Batının terk ettiğini biz havada kapıyoruz. Avrupa ahşaba, organik tarıma döndü, bizse; hala hormonlu tarımla tohumlarla, üstelik hava güneş su tabiatıyla dünyada eşi olmayan ülkemizde Avrupa’ya bağımlı yaşıyoruz. Tembeliz, hazırcıyız. Hastalıklı bir toplumuz.

 

Evet, neyse. Mimarlık teknoloji geriledi. Betona, penlere yenik düştü. Eski yapılara, eski camiilere, tarihi evlere bakın. Sanatsa sanat, estetikse estetik. Mimarlarımız, müteahhitlerimiz, mühendislerimiz. Bunun sizlerde farkındasınız mutlaka.

 

Mesela; Edremit, Akçay, Altınoluk’un durumu. Müteahhitlik geldi mertlik bozuldu. Arsayı ver, kat karşılığı beton yığınını al. Neymiş 5 daire 10 daire almış, n’olmuş? Sadece bir tanesinde oturacaksın. Gerisinin hammalısın. Güzelim bahçeli evlerini verip betona yenilmek ne acı.  Çocuklar apartmanlara hapis. Koşup oynayamıyorlar. Bilgisayar başında, ellerinde tabletler cep telefonları. Konuşmayı bile bilmiyorlar artık.

 

İÇİNDEN ÇIKILMAZ BİR HAL ALDI SAYIN TRAFİK SAYIN ZABITA UYUYOR MUSUNUZ?

 

Yaz bitti, trafik sorunu bitmedi. Sağlı sollu araçların park etmesi, kaldırımların işgali. Akçaylılar ‘çıldırmaya az kaldı doktorum nerde’ şarkısını söylüyor. Araç sahipleri gemiyi iyice azıya aldı. Artık dükkân önü, apartman-bina önü, hatta ve hatta hükümet konağı, misal Havran’da da Atatürk Anıtı, tören alanına dahi park eden yük indiren toptancı araçları yüzünden sıkıntılı anlar yaşanır.

 

Uyarı ikaz vız geliyor tırıs gidiyor. Önlem için konan delinatörler bile caydırmıyor; ezip söküp ihlal ediyorlar. Birde yavuz hırsız hesabı ev sahibini bastırmaya haklı çıkmaya çalışıyorlar. Akçay sokaklarında çıngar çıkması kadar doğal ne olabilir ki?

 

 

SÜS SEKTÖRÜ ALDI BAŞINI GİDİYOR

 

Eskiden nikahlar nikah salonunda yapılır, konuklara nikah şekerleri hazırlanan küçük objelerle dağıtılırdı günün anısına. Şimdilerde aynı şeyler düğünlerde takı takanlara, bebelerin bebek mevlütlerinde, yaş günlerinde, 6 ay kınalarında (onlarında bazıları buzdolapları kapısını süsleyip sonrada çöpe).

 

Geçen bir dost, bebeği 1.5 yaşına gelmiş, bebe mevlüdü yaptı. Çocuk kocaman. Kucakta salladılar sırasıyla. Çeşit çeşit yiyecekler hazırlanmış. Çocuğun adının yazıldığı küçük kekler, küçük kutularda şekerler lokumlar, buzdolabı süsleri. Anne kendi de diyor ‘’2 gün sonra herkes atar’’ diye. Kapılara ‘’hoş geldin bebek’’ süsleri ve bir yığın tantana. Babaların imanları gevriyor ev geçindireceğiz diye. Borçlara giriyorlar. Birde hanım hamile kaldı, bebek doğurdu, yaş günü kınası, nişan törenleri, kınalar, düğünler uzayıp gidiyor. Nereye kadar? İşte bu arada sektör kazanıyor, kredi borçları yuvaları yıkıyor.

 

Ne derler; ayranı yok içmeye tahterevalliyle gezmeye. Olan dayanıyor, olmayanda. Bir yarıştır gidiyor. Bir sünnet merasimleri yapılıyor sanırsınız anne babanın düğünü. Evler eşyalar yenileniyor. Nedir bu yahu?

 

 

MAHALLEMİZİN BALIKÇISI VE CEVİZCİSİ

 

Bizim mahalle alışveriş merkezi gibi. Ne ararsan var. Bakkalı, kasabı, manavı, pazarı. Yani aklınıza ne gelirse. Önce ki gün eve geliyorum Pazaryeri Camii önünde ceviz tezgahı, yanında balıkçı. Balıkçı Fırat’la selamlaştık. Haftanın Cuma günleri hariç her gün en taze balıkları ondan almak mümkün. Saat 10:00-13:00 arası yetişen alıyor. ‘’Abla yazsana beni’’ dedi. Ardından cevizci Şuayip ve Aytaç ‘’Bizi de yazar mısın abla? Bizde Perşembe günleri buradayız. Bursa Cumalıkızık cevizini getiriyoruz. Tadı lezzeti farklıdır, kalitelidir’’ dedi. ‘’Olur’’ dedik, maksat vatandaşa faydamız olsun. Sonuçta ekmek parası derdinde herkes.

 

 

CAHİT BABA ‘’DEDE’’ OLDU

 

Eski Akçay Belediye Başkanı Cahit İNCEOĞLU ve eşi Seval hanımın biricik kızları Başak ve eşi Ercan beyin küçük prensesleri dünyaya geldi.  Ada Derin adı verilen pamuk prensese sağlıklı ömürler diler, anne babayı, dedeleri ve nineleri kutlarız.

 

 

Hoşça kalın, sağlıkla kalın.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.