KIŞ GİRERKEN?

Yaz mevsimini geride bırakıp yaz ile kış mevsiminin köprüsü olan sonbahar mevsimini yaşadığımız bu günlerde kış mevsiminin zorluklarını güçlüklerini kara kara düşünmeyen insan yok denecek kadar az insan vardır. Neden kış mevsimi insanları bu kadar kara kara düşünmeye mecbur bırakır, zorlukları nelerdir bu gün bu konuda söyleşide bulunacağız. Kış girmeden ilk önce ülkemizdeki tüm okullar […]

KIŞ GİRERKEN?

Yaz mevsimini geride bırakıp yaz ile kış mevsiminin köprüsü olan sonbahar mevsimini yaşadığımız bu günlerde kış mevsiminin zorluklarını güçlüklerini kara kara düşünmeyen insan yok denecek kadar az insan vardır.

Neden kış mevsimi insanları bu kadar kara kara düşünmeye mecbur bırakır, zorlukları nelerdir bu gün bu konuda söyleşide bulunacağız.

Kış girmeden ilk önce ülkemizdeki tüm okullar açılır. Okulların açılma takvimi gelmeden bir hafta on gün evvelden öğrencilerimizin okul kıyafeti, okula giderken giyilecek ayakkabı, dershane giderleri gibi harcamalar ortaya çıktığında dar gelirli insanların belini büker. Ama, Anneler-Babalar dişlerinden tırnaklarından artırarak bu giderleri seve karşılarlar. Öğrenciler ders başı yapar. Okullar açılınca canımızdan kıymetli çocuklarımızı okullarına evlerimizden gönderirken, kapımızın önüne gelen okul servislerine canımızdan çok sevdiğimiz çocuklarımızı emanet eder öyle okullarına göndeririz.

Servis hizmeti gerekmeyen öğrencilerimizi selametle okullarına gönderir okula yeni başlayan minik öğrencilerimizi okullarına alışıncaya kadar ellerinden tutarak okullarına kadar götürür ilk gün okul önünde bekleriz. Kış boyunca bu okul koşuşturması sürer gider.

Kış girmeden hepimizin içinde, barınma ve ısınma kış şartları ile nasıl mücadele edeceğimiz, kaygıları baş gösterir.

Bazılarımız ısınma konusunda kalorifer rahatlığını yaşarken, kömür parası derdine düşer.

Bazılarımız bedelini ödeyerek, jeotermal ile ısınma rahatlığı içinde kışı geçirirler.

Dar gelirli olan bazılarımız ise katı yakıt derdine düşüp oduncu, kömürcülerin kapısına dayanıp yakacak temini için mutfak masraflarından, çocuklarının ihtiyaçlarından, giyim kuşamdan kısıp bin bir zorlukla ayırdıkları birkaç kuruşu oduncu ve kömürcüye verip katı yakacak ihtiyaçlarını karşılamaya çalışırlar. Peki ya bunca kısıtlamaya rağmen ayırdıkları para odun ve kömür alımına yetişmiyorsa işleri daha zor bir hal alır. Böyle durumlarda yaptıkları, hangi odun ve kömür satıcısı taksitli satış yapıyor onu gözlemlerler. Taksitli satış yapan odun kömür satıcılarına bin bir rica minnet ederek yakacakları odun ve kömürü temin ederler.

Havalar mevsimin bu günlerinde soğumaya yüz tutmaya başlar. Bedenlerimiz ise kışın yaklaşmakta olduğunu, soğuğu bedeninde hissettiğinde ancak giyecek ihtiyaçlarını fark etmeye başlar.

Soğuğu hisseden bedenlerimiz üşüyerek, giyecek ihtiyaçlarımız olduğunu bize iletirler. Bu ihtiyaçlarımızın baş göstermesi demek kışlık giyecek alışverişi yapacağımız anlamına gelir. Alışveriş yapmak kolay da! Alışverişi yapacak para günümüzdeki ekonomik güçlükler içinde nasıl bulunacak?  Ama ne yapıp ne edip bu parayı bulup, çocuklarımızın ve kendimizin kışlık giyecek ihtiyaçlarını karşılarız.

Yukarıdaki sorunları aştığımızı düşünelim. Kışın getirdiği sorunlar burada bitiyor mu acaba?

Elbette hayır. Kışın getirdiği sorunların bir başka boyutları da var. Nedir o boyutlar demek hakkınız elbet.

Kış mevsimine özgü mevsimsel zorluklar.

Kış girdiğinde havalar soğuyup ısı seviyesi iyice düştüğünde inşaat, zeytin üretimi, diğer tarımsal alanda çalışan işçilerin bitmeyen çilesi başlar. Zeytin işçiliği yapan kadınlarımız zeytini o kış şartlarında, kar kış buz demeden, zor şartları zorlayarak! yerden tek tek alarak toplarlar. Zeytin ürünlerinin üretiminde bu kadar zorluk olmasına rağmen ürününü pazara çıkardığında; üretimin nasıl yapıldığından habersiz tuzu kuru müşteriler pazarlık ederek ürünleri değerinden düşük almaya kakışmaları da cabası. (büyük marketlerde pazarlık yapan biri varsa! üretici ve köylü ile de pazarlık yapmasına eyvallah.)

Ayrıca sanayi sitesinde oto tamirhanelerinde usta, kalfa, çırak olarak çalışan insanların soğukla mücadelesi takdiri hak edecek niteliktedir.

Bu insanlar ısınma ihtiyaçlarını dükkanlarında teneke içinde odun veya araçların yağ değişimi sonrası motordan çıkan atık yağları yakarak ısınmaya çalışırlar. Isınma ile sorun bitse bin bir şükür edecekler. Isınayım derken; o, odun ve yağın çıkardığı duman, is üstlerine başlarına sinerek berbat bir kirlilik içine evlerinin yolunu tutarlar.

Kış mevsiminin insanları ilgilendiren yönleri bu kadar değil elbet. Dahası var.

Dahası kışın araçlarımızın çalışmasında zorluklar yaşar, araçlarımızı çekerek ya da iterek çalıştırmak zorunda kalırız. Bazen yollarda, yağan kar dolayısıyla kapanmalar meydana gelir ulaşım aksar.

Bu saydıklarımız kış mevsiminin sorunlu taraflarıdır.

Kış mevsiminin eğlenceli ve güzel yanları da olmakla beraber güzel zamanlar geçirmemize vesile olur. Örneğin kar yağar doğa bembeyaz örtüsüne bürünür, anlatılmaz güzellikte manzaralar meydana gelir, seyretmeye doyum olmaz. Bu manzaraları seyretmek görmek için araçlarımıza atlayıp dağlara karlar içinde piknik yapmaya koşarız.

Diğer bir yandan kar yağışı çocuklarımızın en sevdiği yağış şeklidir. Çünkü kar yağdığı zaman çocuklarımız okullarında ya da evlerimizin önünde kartopu oynamaktan büyük keyif alırlar.

Ayrıca okullar kış şartlarından dolayı zaman zaman tatil edilir. Bu durum çocuklarımızın hoşuna giden bir durumdur.

Kış dünyamızın dört mevsiminden biridir. Artısıyla eksisiyle olmazsa olmazlardandır.

Bu günkü yazımızı kış mevsimine girmekte olduğumuz günlerde yazmamın sebebi, maddi açıdan zaten sıkıntı çekmekte olan çalışan günlük işçi ve maaşlı çalışanlarına karşı işveren kesiminin maddi yönden biraz daha toleranslı olması temennimdir.

“Kış Girerken” hepimizin bu zorlukları ve güçlükleri yaşamaya daha hazırlıklı olması dileklerimle.  bu yazıyı okuyan-okumayan, herkese… Sevgiler… Saygılar.

Yorumlar

yorum