ALEVİ KÜLTÜR DERNEĞİ AŞURE HAYRI YAPILDI

  Burhaniye Alevi Kültür Derneği tarafından Muharrem ayı sebebiyle Aşure hayrı yapıldı. Burhaniye Alevi Kültür Derneği Cem ve Kültür evinde yapılan Aşure hayrına çok sayıda dernek üyesi, CHP Kadın Kolları ve dernek temsilcileri katıldı. Aşura hayrına katılanlara bir konuşma yaparak bilgilendiren Alevi Kültür Derneği Başkanı Durmuş Türkmen şunları söyledi.   Bu günlerde bir oruç tutuldu. […]

ALEVİ KÜLTÜR DERNEĞİ AŞURE HAYRI YAPILDI

 

Burhaniye Alevi Kültür Derneği tarafından Muharrem ayı sebebiyle Aşure hayrı yapıldı. Burhaniye Alevi Kültür Derneği Cem ve Kültür evinde yapılan Aşure hayrına çok sayıda dernek üyesi, CHP Kadın Kolları ve dernek temsilcileri katıldı. Aşura hayrına katılanlara bir konuşma yaparak bilgilendiren Alevi Kültür Derneği Başkanı Durmuş Türkmen şunları söyledi.

 

Bu günlerde bir oruç tutuldu. Davullar çalınarak kimse rahatsız edilmedi. Lokantalar, kahvehaneler kapatılmadı veya tadilata alınmadı. Kimse kimseye oruç tutmuyorsun diye saldırmadı veya öldürmedi. Şatafatlı sofralar kurularak medya önünde oruç açma törenleri yapılmadı. İşte bu oruç yas-ı matem orucuydu. Alevi olmayan komşularımızın haberi olmadan bitti. Ama ne zalimin zulmü bitti ne de mazlumun zalime direnişi.

Aşure çağlar ötesinde günümüze yansıyan mitolojik bir yiyecek ve lezzet olma yanında, bir kazanda kaynamanın, kaynaşmanın, kültürel ve inançsal farklılıkları koruyarak aynı kazanda pişebilmenin bir simgesi olarak algılanmalıdır. Kaynayan bu kazanda aynı istediğimiz yaşamdaki gibi herkes kendi varlığını korumalı, kimse ötekini kendine benzetmeye çalışmamalıdır.

Muharrem orucunun tutulmasında inanç açısından herhangi bir zorlayıcılık söz konusu olmamak ve orucu tutup tutmama tamamen bireyin özgür iradesine bırakılmıştır.

İmam Hüseyin ve yoldaşlarını saygıyla anarken, Hüseyni duruştan vazgeçmeyenlere selam olsun… Selam olsun! Kerbela’dan  bu yana zalimlerin zulümlerine biat etmeyip toprağa düşen Hüseyinlere! Selam olsun onurlu mücadelesiyle ölümü gülerek karşılayanlara!

Muharrem büyük bir acı olmanın yanı sıra, aynı zamanda kötülük ve her dönemin Yezitlerine karşı, Hüseyin’in şahsında ifadesini bulan devrimci duruş ve insanlık uğruna karşı koyuşların da sembolüdür.

Dünya, bölge ve Türkiye’nin mevcut siyasi tablosunda artık “Zor bir süreçten” geçmiyoruz. Varlık yokluk sürecinden geçiyoruz. Mazlumlar, Alevi Toplumu, kimliği inkâr edilen Türkiye Halkları, emekçiler, eşitlik isteyen kadın ve gençler…kısaca, kirlenmiş, kokuşmuş sistemden rahatsız olan kim varsa mevcut tekçi düzenin ve düzenin yürütücüsü  iktidarın tehditti altındadır.

İktidar ve geleneksel devlet aklı tekçi, ırkçı, inkârcı zihniyet üzerinden Aleviliği bitirmek istiyor.

Aynı zihniyetle; Şeyh Bedrettin, Torlak Kemal, Börklüce Mustafa, Şah Kalender Çelebi, Pir Sultan Abdal’ı katleden zihniyet ile Koçgiri’de ve Dersim’de Pir Seyit Rıza, Alişer, Zarife Anamızı katleden, Maraş, Çorum, Madımak katliamlarını yapan zihniyet aynıdır. Dolayısıyla Alevi kurumları, dernekleri, federasyonları olarak konuyu böyle algılamamız gerekir. Günümüzde Türk/İslamcı zihniyet tarafından yürütülen inkâr, asimilasyon ve kapı işaretlemeler soykırımın bir başka biçimidir.

Kerbela acısını insanlığın acısı durumuna getiren Alevi- Bektaşiler, günümüze kadar gelen tarihi süreçte , ne zalimler bitti, ne  zulümleri bitti. Nede Hüseyinler ve yiğitler bitti. Aydılık ve karanlığın savaşı günümüze kadar devam edip geldi. Maraş, Çorum, Sıvas, Gazi, Roboski, Suruç, Diyarbakır, Cizre ve en son yüreğimizi yakan Ankara.  Bir arada ortak  yaşam,  toplumsal mutabakat,   modern,  çağdaş anlamda barış,  bir arada kardeşçesine yaşama, eşit paylaşımcılık v.b adına dört bir yandan Ankara’ya yürüdüler. Hepsi Hüseyin’di. Yani hepsi bir yürek, bir candılar. Yezit’ler, kan içiciler pusularını Ankara Garının  yanında kurmuş Kan istiyorlardı. Yezitler/Karanlığın   cellatları düğmeye bastılar. Kızılca kıyamet koptu. Barış, iş, ekmek, emek, Hak, hukuk, adalet, kardeşlik, bir arada yaşama diyen canlarımızı katlettiler. Genç, yaşlı, Çoluk, Çocuk ,  kadın demeden  katlettiler. 100 üzerinde ölü, 500 ‘e yakın  yaralı sağa sola savruldu.

 

Alevi Toplumu ve örgütleri demokrasi, eşit yurttaşlık ve özgürlük mücadelesini yürütürken yalnız da değildir. Alevilerin mücadelede müsahipleri vardır. Emekçiler, Kürt Halkı, kadın ve gençlik örgütleri, demokratik kurum ve kuruluşlar, sol, sosyalist grup ve bireyler, sosyal demokratlarla diyalog kurabilir. Bu saydıklarımız Alevi Toplumunun eşitlik ve özgürlük mücadelesindeki müsahipleridir. Alevi inancı, eşitlikçi, özgürlükçü, Hak ve hakkaniyeti içeren, yansıtan, yaşatan özelliği nedeniyle bu toplumsal kesimlerle demokrasi ve eşit yurttaşlık mücadelesinde çok rahat ortaklaşabilir ve mücadele birliği oluşturabilir. Birbirine zıt bir sürü farklı tat birbirine tutunarak müthiş bir uyum içinde iç içe, bir arada AŞURE gibi olarak, demokrasi ve eşit yurttaşlık mücadelesini yükseltmeliyiz.

Aşure lezzetinde ağız tatlılıklarının yaşanacağı daha nice aşurelerde birlikte olmak dileklerimle, bu aşurenin yapımında katkıda bulunanların, pişirip emek verenlerin, ellerine, emeklerine, yüreklerine sağlık. Hızır yardımcımız olsun.

Yorumlar

yorum