AYDINLANMA ÇAĞINDAN ORTAÇAĞA

Toplumu değiştirmenin yolu ilk önce üretim araçlarına sahip olmaktan geçer. Bir devletin içinde iktidarı elinde tutan kesim neyse devlet de o kesimin bekçiliğini yapmaktan başka bir örgüt değildir. Bu kesimler işçi, köylü ve ya sermaye sınıflarıdır. Üretim araçları üzerinde denetimi sağlayan kesim de halkı yönetebilmek ve ona kendi görüşünü benimsetmek için en önemli araç olarak […]

   AYDINLANMA ÇAĞINDAN ORTAÇAĞA

Toplumu değiştirmenin yolu ilk önce üretim araçlarına sahip olmaktan geçer. Bir devletin içinde iktidarı elinde tutan kesim neyse devlet de o kesimin bekçiliğini yapmaktan başka bir örgüt değildir. Bu kesimler işçi, köylü ve ya sermaye sınıflarıdır.

Üretim araçları üzerinde denetimi sağlayan kesim de halkı yönetebilmek ve ona kendi görüşünü benimsetmek için en önemli araç olarak eğitimi kullanır. Eğitim, egemen sınıfların egemenliklerini kurması, koruması açısından hayati bir öneme sahiptir.

Cumhuriyetin kuruluş felsefesinde ve cumhuriyeti kuranların aydın asker ve bürokrat gibi insanlardan gelmesinden dolayı da cumhuriyetin kurduğu eğitim sistemi çağdaş ve laik bir yapıyı barındırır. Aklı ve bilimi şiar edinmiştir.

AKP’nin iktidara gelmesinden bu yana üzerinde en çok ağırlık vererek kendi iktidarını kalıcı yapmak ve halkı istediği ideolojiye sokmak, dönüştürmek için kullandığı ilk silah da yine eğitim sistemi oldu

Hatırlarsanız 2002 yılında göreve geldikleri zaman ilk yaptıkları icraatların başında ülkenin her tarafını saran ve çağdaş eğitimden çok uzak ve tamamen denetimsiz oldukları için 28 Şubat kararları ile önü kesilen kuran kursları zerindeki yasakları, baskıları kaldırmak olmuştur. Onun hemen ardından da imam hatiplerin önünü kapayan kesintisiz 8 yıllık eğitimi 4+4+4 olarak değiştirip imam hatiplerin orta kısımlarını tekrar açmakla çağdaş eğitime bir darbe daha vurmuştur. Hatta mecliste o 4+4+4’ü komisyondan geçirmek, CHP’nin gösterdiği direnci kırmak için pehlivan kılıklı milletvekillerini komisyonda CHP’lilerin üzerine salmış ve tekme tokat dövmeye kalkmışlardı. Çünkü kurmak istedikleri bu yeni sistem AKP için yaşamsal bir öneme sahipti. 8 yıllık kesintisiz eğitimi bitiren çocuk o yaştan sonra bunların istedikleri dini eğitimi benimsemeyeceğinden bunun önünü kesmek için ilkokulu 4 yılla sınırlayarak bundan sonra çocukları pıtrak gibi açtıkları imam hatiplere yönlendirmeye başladılar. Çocukların imam hatibe gitmesi için mahalle baskıları gizliden gizliye artırılmaya başlandı.

Bütün bunlara rağmen istedikleri rakama ulaşmak için çok zorlandılar. Hedefleri bir milyon imam hatipliydi. Bunu başardılar ama istedikleri başarılar bir türlü gelmedi. Merkezi sistemle yapılan sınavlarda neredeyse yok hükmünde kaldılar. Bunun üzerine bütün okulları imam hatipleştirip düştükleri bu zor durumdan kurtulmaya bakıyorlar şimdi. Çünkü Cumhuriyetin ilk yıllarında kurulmuş ve başarılı, çağdaş nesiller yetiştiren okullardan yetişen gençler ülkenin en iyi üniversitelerini kazanıyor, uluslar arası camiada kabul gören gençleri bu ülkeye armağan ediyorlardı. İmam hatiplerin prestij kaybetmelerine neden olan bu durumun önüne geçmek için de Cumhuriyetin bu başarılı okullarına “proje okulları” adı altında acımasız bir şekilde saldırmaya ve bu köklü okulları yok etmeye başladılar. Proje okulları olarak gösterdikleri bu okullardaki öğretmenleri alıp onların hepsini kendi seçtikleri özel imam hatip liselerinde toplayarak belirledikleri bu imam hatip liselerinde başarı seviyesini yükseltmeye çalışıyorlar.

Buna benzer uygulamayı da daha önce Anadolu ve Fen liseleri üzerinde yaptılar. Anadolu ve Fen liseleri başarılı öğrencilerin seçilerek alındığı, bütün öğrencilerin yüksek düzeyde İngilizce öğrenip yüksek kaliteli eğitim yapan okullardı. AKP ile birlikte bütün okullar Anadolu lisesi unvanı kazanıp eğitim sıradanlaştırıldı. Bir zamanlar yok ettikleri o Anadolu liselerinde uygulanan yüksek düzeyde İngilizce eğitimini şimdi devlet okullarında öğrencilerden yüksek oranda para toplayarak parasını veremeyen öğrencilerden ayrı sınıflar açıp eğitimi paralı olarak yapmaya başladılar. Başarılı öğrenciler para bulamadıkları için devlet okulunda olsalar dahi parayı bastıranlardan daha alt sınıflarda okumaya, aşağılanmaya, dışlanmaya mahkum edildiler.

Laik sistem tamamen terk edilerek dinselleştirilen eğitime rağmen militanları bunu hala yeterli görmüyorlar. Bütün okulların imam hatip yapılmasından sonra bunun da yetmeyeceğini, okuldaki eğitimden ayrı tüm gençlerin dinsel eğitimden geçmesi gerektiğini de açıkça söyleyebiliyorlar. İmam hatiplerde okutulan müfredatta nesnel dersleri gereksiz görüyor ve çöpe atılmasını, eğitimin tamamen kuran üzerinden yapılmasını isteyebiliyor. Ve bunu isteyen bu adam ve benzerleri bahsettiğimiz bu proje okullarına ve diğer okullara öğretmen, müdür, müdür yardımcısı olarak atanabiliyor.

Dünya bir IŞID belası ile boğuşuyor. Bir zamanlar bu ülkenin başbakanının kızgın gençler diye adlandırdıkları o IŞID militanlarının benzerleri bugün Milli Eğitimin içine yuvalanmış, yıllarca ortak hareket ettikleri FETÖ’nün okullarında yetişen militanlar gibi hatta daha da radikal olanları devlet eliyle yetiştirilmekte.

Bundan 50-60 yıl önce aynı seviyede yola çıktığımız İtalya, İspanya, Kore gibi ülkeler çağdaş eğitime yaptıkları yatırımlarla bizi çok çok gerilerde bıraktılar. Biz ise pozitif bilimlerden uzaklaşıp eğitimi tamamen dinsel dogmaların içine sokup cumhuriyetin çağdaş bir bireyi yerine padişaha kul yetiştirmenin derdindeyiz. Bunun sonunda da ulaşacağımız yer aydınlanmanın eseri çağdaş uygarlık değil olsa olsa Arabistan’daki ortaçağ gibi ilkel bir uygarlık olacak.

Yorumlar

yorum