“EFENDİ” OLAMAYAN KÖYLÜ

Köylü giyimiyle, alay edilen hep köylüdür. Yerel kıyafetiyle, dikkat çeken hep köylüdür. İtilen, kakılan hep köylüdür. Aşağılanıp alay edilen hep köylüdür. Horlanan, hakir görülen hep köylüdür. Sosyeteye giremeyen hep köylüdür. Lüks restorana gidemeyen hep köylüdür. “LÜKS GAZİNOYA” gidemeyen hep köylüdür. En iyi yemekleri yiyemeyen hep köylüdür. Büyük otellerde yatamayan hep köylüdür. Verilen partilere gidemeyen hep […]

“EFENDİ” OLAMAYAN KÖYLÜ

Köylü giyimiyle, alay edilen hep köylüdür.

Yerel kıyafetiyle, dikkat çeken hep köylüdür.

İtilen, kakılan hep köylüdür.

Aşağılanıp alay edilen hep köylüdür.

Horlanan, hakir görülen hep köylüdür.

Sosyeteye giremeyen hep köylüdür.

Lüks restorana gidemeyen hep köylüdür.

“LÜKS GAZİNOYA” gidemeyen hep köylüdür.

En iyi yemekleri yiyemeyen hep köylüdür.

Büyük otellerde yatamayan hep köylüdür.

Verilen partilere gidemeyen hep köylüdür.

Şaşalı düğünler yapmayan hep köylüdür.

Hiç yurt içi, yurt dışı tatil yapmayan hep köylüdür.

Malını köylü pazarına çıkaran köylüdür.

Ürettiği ürünler üzerinde, pazarlık edilen köylüdür. (büyük maketlerde hiç pazarlık yoktur.)

Yaşamı boyunca aşağılık kompleksi duyan köylüdür.

Yukarıda tarifi yapılan günümüz Türkiye’sinde yaşayan köylü vatandaşlarımızın yaşamlarının durumudur. ( köylü olup ta çok zengin olan insanlarda vardır)

“Köylü Milletin Efendisidir” diye diye köylü insanlar yüzeysel olarak onura edilirken; yaşam ve toplum şartlarında köylülerin yerinin ne olduğunu, köylülüğüyle onur duyan bir köylü, olarak gayet iyi bilirim. (belki de kim bu köylü diye soranlar çıkacaktır.)

Köylünün hak ettiği yer ve bulunduğu konum bu mu olmalı diye hep kendime sormuşumdur.

Bu soru işareti kafamda dolanıp dururken, aşağıdaki kaynak kitabı okuduğumda, bu kitaptaki bilgi imdadıma yetişip; büyük önderimizin telaffuz ettiği söylenen! Köylü Milletin Efendisidir sözünün öz anlamının; “KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİ OLMADIKÇA TÜRKİYE İLERLEYEMEZ” olduğunu görünce köylü insanların efendi olamadığını, efendi olmaya fırsat verilmediğini açık ve net olarak gördüm. Yıllarca köylü vatandaşlar bir yandan horlanıp dışlanırken, bir yandan, siyasette oy, iş gücü ve üretim alanında sömürü amaçlı kullanılmak için köylü efendidir diyerek avutulmuşlardır.

Mustafa Kemal Atatürk’ün gerçek anlamda izinden gidilip, köy Enstitüleri kapatılmayıp, “kalkınma köylüden başlatılsaydı,” acaba köylü vatandaşlar efendi söylemleri ile bu derecede avutulabilecekler miydi acaba?

İşte o zaman köylü gerçek anlamda efendi olur Mustafa Kemalin dediği gibi Türkiye ilerlemiş olurdu.

Şimdi, 27 Ekim 1913 Sofya Ataşeliğine; atatıp Sofya’da görevliyken; Mustafa Kemal Atatürk ne demiş görelim.

Kaynaktan; “Köylü Milletin Efendisidir” sözü, .Atatürk’ü bu düşüncelere vardıran nedenlerin kökü epeyce gerilere gitmektedir. Sofya’dayken lüks bir gazinoda yanındaki masaya bir köylü gelip oturur ve garsona bir şeyler ısmarlamak ister. Ama garson onu ilkin duymazlıktan gelir, sonrada oradan çıkıp gitmesini söyler. Ama köylünün bunun karşısındaki davranışı Atatürk’ü son derece etkileyecektir. Köylü; “Hangi cesaretle beni kovabiliyorsunuz? Bu vatan benim alnımın teriyle yaşıyor, benim tüfeğim koruyor onu” diyerek yerinden bile kıpırdamaz. Tartışma polis, vb. sonunda köylü kendine o lüks gazinoda servis yaptırır ve parasını öder. Bu olayı arkadaşlarına anlatan Atatürk, “işte ben bütün Türk köylüsünün böyle olmasını istiyorum” der. “KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİ OLMADIKÇA TÜRKİYE İLERLEYEMEZ” düşüncesini ileri sürer. İşte;***KÖYLÜ MİLLETİN EFENDİSİDİR*** sözünün aslı budur. (kaynak kitap; Atatürk Devrimi ve Temelleri, sayfa 44. yazar; Bedia Akarsu.)

Peki, günümüzde köylü insanlarımızın yaşamları ve psikolojik durumları nedir?

En başta sayılan unsurlar köylülerin yaşamlarına etki ettiğinden psikolojik olarak köylü vatandalar şehirlere indiğinde görünümleri ezik bir durumda olur. Örnek vermek gerekirse, Eski Türk filmlerinde Anadolu kırsalından İstanbul’a gelen insanların, Haydarpaşa tren garının kapısından çıkan görüntülerini gözümüzün önüne getirin. Hepsinin ezik ve garip bir şekilde İstanbul’a ve boğaza baktığını rahatlıkla görebiliriz. Yerelde, yaşadığımız yerlerde köylülerin şehirlere indiğinde, buna benzer durumlar hep görülmektedir. Ama günümüz şartlarında, genç kuşaktaki gençlerimizde bu gibi davranışları görmek pek mümkün değil. Onlar, şehirlere ve çağın getirdiği yeniliklere yaşlı kesimden daha uyumlu olduklarından benzer durumlar yoktur.

İşin özüne gelirsek; Köylü insanlara düşen görev kendilerini asla ezik ve aşağılık kompleksi içinde görmeden, sosyal yönden de kendini geliştirerek; toplumun içinde hak ettiği nitelikte bir yaşam sürdürmesi ve “Türkiye’nin ilerlemesine” katkı sağlaması tek arzumuzdur.

Hoşcakalın dostça kalın. Saygılar… Sevgiler.

Yorumlar

yorum