ÖRGÜTLÜ TOPLUM MUTLAKA KAZANIR

Son aylarda ve günlerde iç politikadan bilinçli olarak iyice uzaklaştırıldık, Üretici sorunları, iş ve işçi sorunları, yargı bağımsızlığı, hukuk ve adalet, eğitim, sağlık, çocuk ve kadınların uğradığı taciz ve şiddet artık gündemimize hiç girmiyor. PKK ile yatıp, Suriye ile kalkmaya başlamışken şimdi birde Musul ve ırak gündemimize alındı. Günümüz Türkiye’sinde ister fabrikalarda çalışan işçiler ve […]

ÖRGÜTLÜ TOPLUM MUTLAKA KAZANIR

Son aylarda ve günlerde iç politikadan bilinçli olarak iyice uzaklaştırıldık, Üretici sorunları, iş ve işçi sorunları, yargı bağımsızlığı, hukuk ve adalet, eğitim, sağlık, çocuk ve kadınların uğradığı taciz ve şiddet artık gündemimize hiç girmiyor. PKK ile yatıp, Suriye ile kalkmaya başlamışken şimdi birde Musul ve ırak gündemimize alındı.

Günümüz Türkiye’sinde ister fabrikalarda çalışan işçiler ve emekçiler açısından olsun ister üretici durumda olan çiftçilerimiz açısından olsun isterse çeşitli iş yerlerinde günlük ve taşeron olarak çalışanlar açısından olsun maalesef  içler acısı bir durumla karşı karşıyayız. Günlük yaşam ve Çalışma hayatındaki en büyük eksikliğimizin örgütlenme eksikliği olduğunu bilmeyenimiz yok gibidir. Örgütlü olmak iş güvencesi ve işçi sağlığı, diğer işçi hakları için ne kadar gerekliyse, çalışma hayatının dışında da örgütlü olmak kazanılmış hakların korunması, devlet yönetimindeki aksaklıklar, demokrasi ve laikliğin korunması, kamu alanındaki her türlü faaliyetin halk tarafından gözetim altında tutulabilmesi içinde örgütlü bir toplum olmak gereklidir.

Ülkemizde  Hepimizin bildiği gibi 50 liralık gaz ölçüm cihazları ve 25 liralık gaz maskesi alınmadığı için kömür madenlerinde her yıl yüzlerce işçi ve emekçi hayatını kaybediyor. Veya evine ekmek götüremez hale geliyor, işin fıtratında var deniyor. İşçiler evlerine ve ailelerine ve çocuklarına ekmek götürebilmek için güvencesiz ve korumasız bir şekilde çalışmak zorunda kalıyor, işine gelirse deniyor. Hakkını korumaya çalışınca da işinden oluyor. Mevsimlik ve tarım işçilerinin ise hali tam bir facia. Bu konular artık gündem olmuyor, gündem PKK, Fırat kalkanı, Musul.

Eğitim alanına bakıyorsanız öğretmenlerin, Yazılı ve görsel basın alanlarına bakıyorsunuz gazetecilerin ve habercilerin, İnanç alanına bakıyorsunuz tek bir mezhep haricindeki tüm inananların, Adalet ve yargı mekanizmasına bakıyorsunuz, yargıçlar ve savcıların, üretici dünyasına bakıyorsunuz çiftçilerin ve hayvan yetiştiricilerinin hali perişan, hangisine dokunursanız bin ah işitiyorsunuz. Hadi örgütlenelim, sorunlarımıza bu şekilde daha güçlü olarak sahip çıkalım dediğinizde siyasi kamplaşma ve kutuplaşma bir yere gelmemize, birlikte ses çıkartmamıza en büyük engeli teşkil ediyor. Bütün bunları yenmenin ve üstesinden gelebilmenin her şeye rağmen tek bir çaresi vardır, Örgütlü olmak.

Örgütlü toplumun bir tarifini yaparsak; sosyal demokrasinin temel ilkesi, sessiz çoğunluğun sesli hale gelmesi, toplumun ortak konularda uzlaşarak tavır ya da görüş belirlemesidir.

Örgütlenmesi yaygın olmayan, örgütlenmeyi başaramamış, örgütlenmekten korkan toplumlar bu egemenliği, farkında olmadan örgütlü azınlıklara, atanmış bürokratlara, bir avuç seçkine kaptırır. Kısaca örgütlü olmayan toplum tam demokrasiye hiç bir zaman ulaşamaz

Bir toplumun; Sadece İşçi hakları ve çalışma alanları ile, sadece siyasal olarak  değil, mesleki, ekonomik, vs. her türlü örgütlenmeye açık olması gerekir. İnsan hakları, barış, demokrasi, özgürlük, kitlelerin birbiri üzerindeki tahakkümünün kalkması gibi olgular hiçbir kimsenin veya zümrenin tekelinde değildir. Bu konularda da toplumlar örgütlü olmak ve örgütlü olmanın verdiği gücü kullanmak zorundadırlar.

Birinin, bir grubun, bir partinin size bunu vermesini bekleyemezsiniz, bunlar ancak ve ancak örgütlü bir toplumun yürütme üzerindeki baskısıyla elde edilir. Örgütlenmek “katılımcı demokrasinin de” olmazsa olmazı, vaz geçilmezidir.

Örgütlenmek, terör, anarşi, komünizm demek değildir, demokrasinin en temel dayanak noktalarından biridir. Siyasi gücü elinde bulunduranların en çekindiği şeydir örgütlü toplum. Örgütlü olursan gücünün farkına varacaksın. Sesini yükseltirken, isteğini dile getirirken, eleştirilerini sıralarken senin gibi düşünen ne kadar çok insan olduğunu görecek ve  örgütlü olmanın gücünün farkına varacaksın.

Ülkemizde her gün kadınlara, çocuklara taciz ve kötü muamele yapılırken, emeklerimiz gasp edilirken, insanlar güpegündüz bombalı saldırılarla katledilirken, sadece sosyal paylaşım sitelerinde tepki göstermek yeter mi? Bu tepkilerimizi örgütlenerek ve hep birlikte ses çıkartarak bizi sömürenleri, emeğimizi gasp edenleri, kazanılmış haklarımızı tek tek elimizden alanları, ülkemizi bir korku imparatorluğuna sürükleyenlere karşı gösterirsek ancak kazanabiliriz.

Örgüt deyince aklına illegal yapılardan başka hiçbir şey gelmeyenlerden örgütlü toplum yaratmak asla mümkün değildir. Onlara İnanç örgütleri, meslek örgütleri, çiftçi örgütleri, kooperatifler birer örgüt değil mi ki uzak duruyorsun diyerek ikna etmemiz gerekir. Kazanılmış haklarımız için örgütlenmeyi başaramazsak en kısa zamanda hepimizi ezip geçecekler.

Yorumlar

yorum