BEN BİR CUMHURİYET ÖĞRETMENİYİM

Ben bir Cumhuriyet öğretmeniyim. Ben bu hakkı Cumhuriyetin ilkeleri ile kazandım. Cumhuriyet yönetim ile kadın kişiliğini buldu ve kaderi değişti. Asırlarca Şeriat hükümleri ile yönetilen bu ülke kadının yurttaşlık hakkını bile tanımıyordu.  Kadın Cumhuriyet ile hem yurttaşlık hem de vatandaşlık hakkını kazandı. Sosyal ve ekonomik haklarına kavuştu. Bu da ancak Cumhuriyet yönetimi ve Atatürk sayesinde […]

BEN BİR CUMHURİYET ÖĞRETMENİYİM

Ben bir Cumhuriyet öğretmeniyim. Ben bu hakkı Cumhuriyetin ilkeleri ile kazandım. Cumhuriyet yönetim ile kadın kişiliğini buldu ve kaderi değişti. Asırlarca Şeriat hükümleri ile yönetilen bu ülke kadının yurttaşlık hakkını bile tanımıyordu.  Kadın Cumhuriyet ile hem yurttaşlık hem de vatandaşlık hakkını kazandı. Sosyal ve ekonomik haklarına kavuştu. Bu da ancak Cumhuriyet yönetimi ve Atatürk sayesinde gerçekleşti. Atatürk;”Türk kadını layık olduğu yere gelecektir. Layık olduğu haklar yasarla düzenlenecektir.” diye buyurdu. Bu günkü kadın cumhuriyet yönetiminin ürünüdür. Her alanda erkeğin yanında yer alıyor. Sosyal ve ekonomik haklarını kullanıyor.

En büyük eserim Cumhuriyet’tir deyip onu Türk gençliğine emanet eden atam rahat uyu.

Temel esaslara bağlı kalındıkça ve kurtuluş felsefesi yaşadıkça Türkiye Cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır.

13 Ekim 1923’de Ankara Başkent ilan edildi. Fakat hükümet şekli belli değildir. 28 Ekim gecesi Gazi Çankaya köşkünde bazı devlet erkânı ile toplantı yaptı. Toplantıda İsmet Paşa Milli Müdafaa vekili Kara Kazım, Kolordu komutanı Sami, Sinop milletvekili Kemalettin, Kocaeli Grup komutanı Halil Paşalar, Rize milletvekili Ekrem, Afyon milletvekili Ruşen Eşref bey yemeğe alıkonuldu. Bu yemekte gazı arkadaşlarına yarın Cumhuriyeti ilan edeceğiz dedi.

Gazi Mustafa Kemal paşa zaten dört ay önce Cumhuriyetin ilanı için anayasada yapılacak değişiklikleri hazırlamıştı. Adalet bakanı Seyit Beyin görüşünü almıştı. Anayasa komisyonunda iki din adamı vardı onlarla da görüştü. Ertesi gün öğleden sonra tasarı meclise getirildi. Tasarıda Hâkimiyet kayıtsız şartsız milletindir. İdare usulü halkın mukadderatını bizzat bilfiil idare etme esasına dayanır.

Türkiye devletinin dini İslam Resmi dili Türkçedir. Reisi cumhur TBMM tarafından seçilir. Türkiye devleti TBMM tarafından idare edilir, şekli CUMHURİYETTİR.

Tasarı hakkında müzakereler başladı. Tartışıldı fakat gazinin teklifine kimse karşı çıkmadı. Teşkilâtıesasiye encümeninden de bir itiraz gelmedi. Bu encümenin başında Yunus Nadi Bey vardı. Zaten o cumhuriyetçiydi. Nihayet meclisin sarıklı fakat atılgan hareketli milletvekillerinden Antalya Milletvekili ayağa kalktı. Rasıf Hoca (Kaplan)’nın dokunaklı etkili bir sesi vardı. Açık kesin konuştu. “Din bakımından da en muvaffak cumhuriyettir.” Dedi. Ve arkasından da “ Yaşasın Cumhuriyet” diye haykırdı. Bu ses ile mecliste birden dalgalandı, herkes ayaktaydı. Bütün milletvekilleri haykırıyordu; “Yaşasın Cumhuriyet!”.

Daha sonra söz alan milletvekilleri demeçlerini “yaşasın cumhuriyet” avazeleriyle bitiriyorlardı. Tartışmalar sona erince kürsüye eski bir müderris ve Osmanlı devletinde azalık yapmış olan Abdurrahman Şeref Bey, aynı zamanda meclisin en yaşlısı ve saygın bir kişiydi. Konuşmalarını şöyle tamamladı; “ Hâkimiyeti milliye kayıtsız şartsız milletindir. Kime sorarsanız sorun sonuç bu, doğan çocuğunun adı cumhuriyet demektir. Ama bu ad bazılarına hoş gelmemiş, varsın gelmesin. Nihayet önerge tek tek oya konuldu her milletvekili oyunu ayrı ayrı kullandı. Çorum milletvekili ismet bey neticeyi açıkladı. Kanun oy birliği ile kabul edildi. CUMHURİYETİN ONUNCU YILI VE BEN Cumhuriyetin 10. Yılında ben ilkokul öğrencisi idim. Trabzon’da büyük bir kutlama yapıldı. Çok ihtişamlı sevinçli şenlikli bir bayramdı. Bu bayrama bizde okul olarak iştirak ettik. Aradan çok seneler geçmesine rağmen o günü bu günkü gibi tüm tazeliği ile hatırlıyorum. Biz çocuklar böyle bir bayramı yaşamaktan çok mutlu ve sevinçliydik.

Senelerce yoksulluğun, bilgisizliğin ezikliği ıstırabını yaşamış Trabzon halkı köylüsü ile şehirlisi ile yan yana ellerinde Atatürk resimleri ve Türk Bayraklarıyla bir sel halinde merasim alanına akın ediyorlardı. Hep bir ağızdan Onuncu Yıl marşını okuyorlardı. Koca merasim alanı mahşer gibiydi. Nutuklar atılıyor, alkışlar arasında sevinçten ağlayanlar da vardı.

Bir uçta bando çalıyor. Diğer tarafta Kemençe, Davul zurna eşliğinde zıpkalı mintanlı Karadeniz uşakları horon tepiyorlardı. Gece fener alayı da diyebilirim ki sabahlara kadar devam etti.

Onuncu yıl marşını ne zaman duysam gururlanır, gözlerim yaşarır. Bu marş “yok edilmek istenen Türk

Milletinin tarih önündeki şahlanışının ifadesidir.”

Dünyada Bağımsız, çağdaş, özgür tek İslam Ülkesi biziz. Bunu da Cumhuriyete ve laikliğe borçluyuz. Cumhuriyeti kuranlar on beş yılda çok güzel şeyler yaptılar. On beş yıla sığmayacak başarılar ve mucizeler elde ettiler. Eğer inkâr edenler varsa biraz kadirşinas olmalarını ve tarih okumalarını öneririm.

Zira tarih ilimlerin başıdır unutmayalım.

Cumhuriyet barıştır. Adalettir. Kardeşliktir. Özgürlüktür. Bizleri birleştiren cumhuriyet felsefesidir. Türk bayrağıdır, istiklal marşıdır, MUSTAFA KEMAL’DİR, Bu memleket bu millet bunların hiç birinden asla vazgeçmez. Çünkü buraya kolay gelinmedi. Bu memleketin bütün zorlukları, yokluklarını bizim kuşak çekti. Yol yok, ışık yok, iletişim yok. Verem sıtma kol geziyor, hastane yok, doktor yok. Köylü vatandaşın sırtında mintanı yok, ayağında yırtık çarıklar.

Milli şairimiz Mehmet Emin Yurdakul’un bir şiirindeki köylü kadının feryadını ve isyanını lütfen okuyun eğitim sıfır, halkın %13’ü ancak okuma yazma biliyor. Sefalet diz boyu. Çocukluğumda da çok iyi hatırlıyorum arkalarında torbalar ev ev dolaşıp ekmek dileyenleri de biliyorum. İşte Mustafa Kemal böyle Türkiye Devraldı. Osmanlıdan intikal eden budur.

YAŞASIN CUMHURİYET!

Yorumlar

yorum