SİYASET, TARİKAT, TİCARET MODA OLDU 

Rahmetli Uğur Mumcu’yu sevgi ve saygı ile anarak başlamak istiyorum. Çünkü kitaplarından bir tanesi maalesef bugün tam hayata geçirilmiş vaziyettedir. Siyaset, tarikat, ticarettir kitabının adı. Bu konu dünde vardı ama bugün adeta tavan yaptı. Bu kitabı okuyunca ve bugünümüzü düşününce neden bugün insanların manevi duygularını istismar eden dindar görünümlü bunca sahtekar var diye sormadan duramıyor insan.             Zuhruf Suresi 36-37 nci ayetler […]

SİYASET, TARİKAT, TİCARET MODA OLDU 

Rahmetli Uğur Mumcu’yu sevgi ve saygı ile anarak başlamak istiyorum. Çünkü kitaplarından bir tanesi maalesef bugün tam hayata geçirilmiş vaziyettedir. Siyaset, tarikat, ticarettir kitabının adı. Bu konu dünde vardı ama bugün adeta tavan yaptı. Bu kitabı okuyunca ve bugünümüzü düşününce neden bugün insanların manevi duygularını istismar eden dindar görünümlü bunca sahtekar var diye sormadan duramıyor insan.

            Zuhruf Suresi 36-37 nci ayetler aynen şöyle: “Kim Rahman’ın zikrini (Kur’an’ı) görmezlikten gelip ondan uzaklaşırsa biz ona bir şeytanı musallat ederiz de o ona can yoldaşı olur. Bu şeytanlar onları yoldan saptırırlar. Onlarsa kendilerinin hala doğru yol üzerinde olduklarını sanırlar.”

İslam dininin kutsal kitabı Kur’an’ı okuduğunuzda bugün yaygın olarak yaşanılan dinin, Allah’ın vahyettiği din olmadığını. Din üzerinden çıkar sağlamak için uydurulan sahte bir din olduğunu anlıyoruz. Sahte din de bolca sahtekar üretir. Şeytanı en fazla sevindirecek şey, insanların din adına bir şeyler uydurmaları ve uydurdukları o şeylerin peşine takılarak hakikatten uzaklaşmalarıdır. Şeytan, insanları uydurulan dine çağırır. Allah ise indirilen dine.

            Zümer suresi 32. Nci ayet: “Allah hakkında yalan düzenden ve kendisine gelen doğruyu (Kur’an ayetini) yalanlayandan daha zalim kim vardır. Cehennemde kafirler için bir barınak yok mu?”

Ali şeriatı, söz konusu durumu özetliyor; Tevhit dininin özelliklerinden biri onun inkılabı, duruşu ve akışıdır. Şirk dininin özelliklerinden biri kitabına uydurmak, bahaneler ve gerekçeler üretmektir. Bu şirk dininin vazifesi halkı, başımıza ne geldiyse bunun Allah’tan olduğuna, Allah’ın böyle istediğine inandırmak ve teslim olunmasına ikna etmektir. Şirk dininin kaynağı ekonomidir. Bir insanın kendi isteğiyle zillete razı olması için dinden daha iyi etken, daha iyi potansiyel ne olabilir ki?

En’am suresi 21.nci ayet: “Kendi uydurduğu yalanları Allah’a yakıştırandan veya Onun mesajlarını yalanlayanlardan daha zalim kim olabilir? Şüphe yok ki böyle zalimler mutluluğa asla ulaşamazlar.”

Önce bir din uyduruluyor, sonra da o dinin tüccarlığını yaparak insanları sömürüyorlar. ( Faizsiz bankacılık, kar ortaklığı, Helal et, helal gıda, islami kesim vs. sanki ülkemizde hayvani kesim uygulanıyor) Günümüzde nerede bir kazanç kapısı varsa cemaatler o kapıda sırada ve nöbetteler.

Şifalı yüzükten, okunmuş eşyalardan, peygamberimizi rüyada görmenin yollarından, şifa ayetleri kitaplarından, yanmaz kefene kadar her türlü ürün ve hediyelik eşya satışta. Ürünleri kullananlar genellikle gariban halk, gelen paralarla lüks evlerde yaşayıp son model arabalara binenler hep hocalar, şeyhler ve efendiler.

Çoğu insan tarafından zannedilenin aksine son derece güzel, kolay anlaşılabilen bir din kitabına yani “Kur’an’a” sahibiz. Maalesef Hz. Muhammed üzerinden uydurulmuş bir yığın dinsel kabul ve öğreti sebebiyle anlaşılmaz, içinden çıkılmaz ve yaşanılmaz bir hale getirilmiş İslam. Allah’ı ve Hz. Muhammed’i  seven her Müslüman  uydurulan şirk dinini  terk ederek Kur’an’daki gerçek dini yaşamalıdır.

            Zuhruf suresi 15.nci ayet: “Ama kalkarlar, kullarından birini O’ndan bir parçaymış gibi telakki ederler. Şu bir gerçek ki, (bunu yapan) insan katmerli bir nankörlük içindedir.”

            Ankebut Suresi 68.nci ayet: “Kendi uydurduğu yalanları Allah’a isnat eden veya ona gelen hakikati yalanlayandan daha zalim kim olabilir? Cehennem inkarcıların barınağı değil mi?”

Özellikle birçok gencin dinden uzak olmasının ve hatta Allah’a ve dine inanmamasının sebebi  dinin kendisi değil, uydurma hadislerden hareketle dini yanlış anlayan ve anlatan mensuplarıdır. Bu yüzden manevi inancın insan için olmazsa olmaz bir ihtiyaç olduğunun farkına varamadıkları için pek çok kişi yaşadığı hayata dair hep bir arayış içinde , bir şekilde tatmin olma hevesinde. Uydurulan hadislerin başımıza açtığı belaların farkında olmayanlar inançsız kalan bunca insanın vebaline de ortak oluyorlar.

Söyleyenini hatırlayamadığım bir kişinin sözünü size aktarayım. “Din hurafeleri yok etmezse, hurafeler dini yok eder. Kur’an edebiyat değil, hayattır, dolayısı ile O’na bir düşünce tarzı değil, bir yaşama tarzı olarak bakılmalıdır.”

Allah insanı çıkarı için inancından ve dininden saptırmasın, sapanların peşinden gitmelerine engel olsun.

 

Yorumlar

yorum