ORTAK PAYDA AKP

İlk önce Kıbrıs yalanıyla başladılar. Uzun yıllarca oluşturulan ve bir devlet politikası haline gelen, iktidara gelen tüm partiler tarafından sahiplenen politikayı boşlayıp tamamen teslimeyetçi bir politika ile Rumlarla pazarlık yapmaya kalktılar. Bereket ki verdikleri tüm ödünlere rağmen Rum seçmeninin aldıkları bu ödünleri bile yeterli görmeyip hayır oyu vermesiyle adayı Rumlara kaptırmaktan kurtulduk. Komşularla sıfır sorun […]

   ORTAK PAYDA AKP

İlk önce Kıbrıs yalanıyla başladılar. Uzun yıllarca oluşturulan ve bir devlet politikası haline gelen, iktidara gelen tüm partiler tarafından sahiplenen politikayı boşlayıp tamamen teslimeyetçi bir politika ile Rumlarla pazarlık yapmaya kalktılar. Bereket ki verdikleri tüm ödünlere rağmen Rum seçmeninin aldıkları bu ödünleri bile yeterli görmeyip hayır oyu vermesiyle adayı Rumlara kaptırmaktan kurtulduk.

Komşularla sıfır sorun deyip temeli astarı olmayan politikalar ile dış politikayı yönetmeye çalıştılar. Her fırsatta düşmanlığını gizlemeyen ve tüm dünyada Türkiye’yi köşeye sıkıştırmaya çalışan Ermenistan ile tek taraflı dostluk kurmaya çalıştılar ama Ermeniler de tıpkı Rumlar gibi elinin tersiyle ittiler.

Arap Baharı dedikleri gelişmelerde Arapların hamisi kesilmeye çalışıyorken bugün Suriye ve Irak’ta savaş halindeyiz.

İktidarı teslim aldıklarında sıfırlanan PKK terörünü tekrar hortlatıp ondan sonra resmen PKK’nin temsilcileriyle çözüm süreci safsatasını yaydılar. Dağdan inen teröristlerin ayağına çadırda kurdurdukları mahkemeler ile savcı ve hakimleri götürüp teröristler suçlarını itiraf etmelerine rağmen hayır siz suçsuzsunuz deyip davul zurna eşliğinde şehirlerde halay çekmelerine izin verdiler. Teröristler şehirleri, yolları bomba yığınlarıyla doldururken valilere, askerlere ses çıkarmayacaksınız emrini bizzat kendileri verdiler. Bugün şehirlerde patlayan bombalar işte o bombalardır.

Bütün dünya İŞİD terörüyle boğuşurken bunlar tutturdular onlar terörist değil, birkaç kızgın genç deyip dünya ile halay etmeye çalıştılar. Savaşta yaralan IŞID teröristlerini bizim hastanelerimizde tedavi ettirdiler, sınırlarımızdan elini kolunu sallayarak geçmelerine göz yumdular. O kızgın gençlerin bombaları bizim şehirlerimizin göbeğinde patlamaya başlayınca onlarla en çok biz mücadele ediyoruz yalanını uydurdular.

Bir yıl önce Rus uçağını düşürdüğümüzde bunların hepsi de sıraya girip emri ben verdim dediler. Baktılar ki pabuç pahalı hepsi yan çizmeye kalktılar. En sonunda işi FETÖ’ye bağladılar.

Gelelim FETÖ ile aynı yatağa girmelerine. Bu konuda söyledikleri bir şey var ki o doğru. FETÖ kendilerinden önce de vardı ve devlet içinde de palazlanmaya başlamıştı. Bunlar FETÖ’nün tüm iç yüzünü bilmelerine rağmen bile bile ortaklık yaptılar. Devletin her kurumunu, milletvekilliklerini, ihaleleri, eğitimi kendi aralarında paylaştılar. İşler sarpa sarmaya, ortadaki malı paylaşamayınca öküz öldü ortaklık bozuldu misali birbirine girdiler. Fakat atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş, FETÖ bütün devleti ele geçirmişti. Bunda da en büyük yardım ve yataklığı kendileri yaptılar. Ne istediniz de vermedik demeleri bunun en büyük kanıtı. Ve bütün dünyanın gözünün içine baka baka kandırıldık yalanına sarıldılar.

Daha sıralayacağımız o kadar kandırılma masalı var ki anlatmaya yerimiz yetmez. Fakat anlattığımız tüm bu olaylarda paylardaki konular değişse bile payda hiç değişmiyor. Hepsinin ortak paydası aynı;  Evet tanıdınız o ortak payda AKP!

İşte her olayda kandırılan bu AKP şimdi olağanüstü halden faydalanarak tüm muhaliflerinden kurtulmanın peşine düşmüş ve demokrasinin ruhuna fatiha okutmaya başlamıştır. Tek adamlığın getireceği dikta yönetiminin alt yapısını da Gobbels’in ünlü kurallarıyla birebir aynısını tekrarlayarak yerine getirmeye çalışmakta. Hitler’in bu ünlü propaganda bakanının kurallarını daha önce buradan sıralamıştık, dilerseniz bir kez daha hatırlatalım.

Önemli olan aydınlar değil büyük halk kitleleridir. Çünkü onları kandırmak çok kolaydır.

İnsanların beyin tembelliğini gördükçe, her istediğinizi yapabilirsiniz.

Amacımız doğruları söylemek değil, insanları etkilemektir.

Bir şeyi ne kadar uzun süre tekrarlarsanız insanlar ona o kadar fazla inanırlar. Hıristiyanlığın (bizde İslam’ın) bu kadar etkili olmasının sebebi iki bin yıldır aynı şeyi söylüyor olmasıdır.

Yalan söyleyin, mutlaka inanan çıkacaktır. Olmazsa yalana devam edin.

Bir insana yalan olsa bile bir söylemi sürekli tekrarlarsanız, nereden geldiğini unutur ve benimser, sonra da kendi fikri gibi savunur.

Yalan ne kadar büyük olursa o kadar çok inanan olur.

Halkı her zaman ateşleyin, asla soğumasına ve düşünmesine izin vermeyin.

Hatalı olduğunuzu ya da yanlış yaptığınızı asla kabul etmeyin.

Asla rakibinizin(muhalefetin) üstün bir yanı olduğunu kabul etmeyin ve kendinizden başka birine hareket alanı bırakmayın.

Asla kabahat ve suç üstlenmeyin, sadece bir rakibinize odaklanın ve kötü giden her şeyin suçunu onun üzerine yıkın. En iyi savunma saldırıdır.

İlk sözü kim ne kadar güçlü ve bağırarak söylerse o kazanır.

Yargı devlet hayatının efendisi değil, devlet politikasının hizmetkarı olmalıdır.

Etrafınızda daima bir dalkavuk ordusu bulundurun.

Düşünce özgürlüğü kötülüklerin anasıdır.

Bana vicdansız bir medya verin, size bilinçsiz bir halk sunayım.

Bugün bu ülkede yaşadıklarımızla Gobbels’in kuralları arasında bir farklılık görebiliyor musunuz? Neredeyse bir çeyrek yüzyıldır FETÖ’nün ne mal olduğunu bir bir sıralayan Cumhuriyet yazarları nasıl oluyor da FETÖ’den dolayı tutuklanabiliyor? Sıraladığımız tüm olaylarda ortak payda AKP iken nasıl oluyor da bütün paylar suçlu olurken payda sütten çıkmış ak kaşık gibi oluyor? Bu yalanlarla bu toplumu daha ne kadar kandırabilirsiniz? Demokrasinin önündeki engel olmaktan ne zaman çekilirsiniz?

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum