“BİR IŞIK SÖNDÜ”

Atamızın önderliğinde kurulan, Cumhuriyet’in kurulması ile doğan güneşin ışıkları on beş yıl boyunca ülkemizi aydınlattı. Ülkemizi aydınlatan bu ışık kaynağının aramızdan ayrılışının yetmiş sekizinci yılında Atamızı saygı ile andık. Ölümünden sonra yetmiş sekiz yıl geçmesine rağmen hala onu anlayamadan, onun gösterdiği muasır medeniyet seviyesini yakalayamamanın burukluğunu seksen milyon olarak hepimiz yaşıyor ve acısını yüreklerimizde duyuyoruz. […]

“BİR IŞIK SÖNDÜ”

Atamızın önderliğinde kurulan, Cumhuriyet’in kurulması ile doğan güneşin ışıkları on beş yıl boyunca ülkemizi aydınlattı. Ülkemizi aydınlatan bu ışık kaynağının aramızdan ayrılışının yetmiş sekizinci yılında Atamızı saygı ile andık.

Ölümünden sonra yetmiş sekiz yıl geçmesine rağmen hala onu anlayamadan, onun gösterdiği muasır medeniyet seviyesini yakalayamamanın burukluğunu seksen milyon olarak hepimiz yaşıyor ve acısını yüreklerimizde duyuyoruz.

Cumhuriyetin kurulmasının üzerinden doksan üç yıl geçmesine rağmen; Türkiye Cumhuriyeti Devleti olarak dünyada neden gelişmiş ülkeler arasında değil de; gelişmekte olan ülkeler arasında gösteriliyoruz, ama neden bir türlü gelişemiyoruz?

Bu soruyu kendine sorması gerekenler,  Atamızın öldüğü günden itibaren ülke yönetimlerinde görev yapmış tüm yöneticiler olmalıdır.  Bu yöneticilerin birçoğu bugün hayatta olmadıkları için onların arkasından bir rahmet duası okuyup mekânı cennet olsun demekten başka yapacak bir şey olmadığını düşünürsek bu gün ülkemizi yönetenlere gelecekte yönetecek olanlara sorumluluklarının önemini bilmeleri gerektiğini hatırlatmak gerek.

Büyük önderimiz Cumhuriyetin ilk kurulduğu yıllardan başlayarak ülkeyi kalkındırmada önemli adımlar atmakla beraber geleceği en sağlıklı şekilde nasıl gördüğünü bir örnekle görelim.

Atamız, 1930 yıllarında ne demiş hatırlayalım; “İSTİKBAL GÖKLERDEDİR” derken bu sözden bugünün uzay çağını işaret ettiğini anlıyoruz.  Atamız bu sözü ile ne demek istemiş acaba bir bakalım. Bu söz söylendikten tam 39 yıl sonra Amerikalılar tarafından aya gitmek üzere yola çıkan ilk uzay aracı aya gitti. Gelişmişliğiyle bizden çok ileri olan ülkeler daha aya ayak basmadan göklerin önemini çok iyi bilen Atamız, bize neyi işaret etmişti acaba bir düşünelim. Bu sözün bugün ne anlama geldiğini; bugün her gün elimize aldığımız cep telefonlarına bakarak veya bilgi ve teknoloji çağının iletişimini sağlayan uydular aklımıza gelince daha iyi anlarız.

Yıllardır Atamızın izinden gittiklerini iddia eden; Türkiye Büyük Millet meclisinde görev yapan, milletvekillerine ve hükumetlerde görev yapan eski-yeni, başbakanlar ve bakanlara; uzaya ilk uyduyu neden biz göndermedik diye sormak gerek. On beş yıl gibi kısa bir zamana inanılmaz işler sığdıran Atamız, ölümünden yetmiş sekiz yıl geçtikten sonra yapılanlara bu gün gelip bakma imkânı olsa acaba ne derdi? Bence söyleyeceği söz; BECERİKSİZLER olurdu. Ölümünden sonra gelişen yaşanan olaylara ve yapılanlara baktığımızda ne kadar haklı olduğunu görebiliriz.

O, bize gelecek zamanlarda yaşanabilecek gelişmelere paralel olarak havacılığa, sanayiye ve teknolojiye önem verilmesini öğütlerken biz nelerle uğraştık şimdi bunlara bir göz atalım.

-Atamız bize; İstikbal Göklerdedir dedi ve 1930 da uçak fabrikası kurdu. Biz, bırakın uçak yapmayı; onun kurduğu fabrikaları kapattık.

-Atamız bize sanayi toplumu olun dedi. Biz, daha ilk ürettiğimiz otomobili yürütemedik.

-Atamız bize; Yurtta Sulh Cihanda Sulh dedi. Biz, sulh içinde yaşamak yerine, iç ve dış odaklı mihraklar yüzünden; ideolojik, etnik, mezhep ve ırkçılık üzerinden birbirimize düşman edildik.

-Atamız bize; Çağdaş medeniyete giden yolu açtı. Biz, bu yolu izlemek yerine ortaçağ karanlığına gömüldük.

-Atamız bize; ülkemiz, içten dinamiklerle, ulusal çizgide kalkınır dedi.  Biz, onun gösterip işaret ettiği çizgiden uzaklaşıp dışarıdan gelen yardımlarla ülkeyi kalkındırma yoluna gittik.

-Atamız bize; vatandaş olun dedi. Biz gittik, din kisvesi altında ümmet toplumu olduk.

-Atamız bize; laik olun dedi. Biz, gittik yobazlara teslim olduk.

-Atamız bize; batı medeniyetini gösterdi; Biz, doğunun ilkelliğine saplandık.

– Atamız bize; devrimciliği öğretti. Biz onun devrimlerine sahip çıkıp; devrimlerini tamamlayıp, geliştiremedik.

-Atamız bize; Aklın, bilimin, fennin peşinden gidin dedi. Biz, cehaletin peşine düştük.

Evet, dün Atamızı andık. Atamız bir ışıktı. Işığımız söneli tam yetmiş sekiz yıl oldu. Geçen bu yetmiş sekiz yıl boyunca hep karanlıkta kalıp, birbirimize kardeşçe bakıp, ülkemizi bir bütün halinde görmeden; sağ-sol, Türk-Kürt, alevi-sunni diye ayrıştırdık. Ayrıştırdıkça da ne kadar karanlıkta olduğumuzu hala göremiyoruz.

Atamızın ışığı söndü. Bu günlerin karanlığı, onun izinden gitmediğimiz içindir.

O, IŞIĞI ÇOK ARIYOR, HASRETLE ÖZLÜYORUZ.

 

Yorumlar

yorum