“OKUMAK”

OKU_ YALANLAMAK VE REDDETMEK İÇİN OKUMA!_ İNANMAK VE HER ŞEYİ KABULLENMEK İÇİN DE OKUMA!_ KONUŞMAK VE NUTUK ÇEKMEK İÇİN DE OKUMA!_ TARTMAK, KIYASLAMAK VE DÜŞÜNMEK İÇİN OKU! (alıntı)   Okumak insanın dünyaya bir üçüncü gözü olan kalbi ve beyni ile bakmasını sağlayan bir olgudur. Bu bakışı geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde, kırsal kesimlerde her […]

   “OKUMAK”

OKU_

YALANLAMAK VE REDDETMEK İÇİN OKUMA!_

İNANMAK VE HER ŞEYİ KABULLENMEK İÇİN DE OKUMA!_

KONUŞMAK VE NUTUK ÇEKMEK İÇİN DE OKUMA!_

TARTMAK, KIYASLAMAK VE DÜŞÜNMEK İÇİN OKU! (alıntı)

 

Okumak insanın dünyaya bir üçüncü gözü olan kalbi ve beyni ile bakmasını sağlayan bir olgudur.

Bu bakışı geri kalmış ve gelişmekte olan ülkelerde, kırsal kesimlerde her insan fark edemediği için okumak denince kırsalda yaşayan insanlar için hep maddiyat ön plana çıkar.

Kendi yaşadığı toplumdan birisinin elinde bir kitap görünce hemen ona; “ ne o? Okuyup ta âlim mi olacaksın” diyerek onu okumaktan alıkoymak, kendi seviyesinde yaşamasını ister.

Bu yüzdendir ki kırsalda öğrenci gençler aleni olarak ulu ortalıkta boş zamanlarında köy meydanlarında ve göze görünür yerlerde gazete dışında bir dergi bir kitap okumaktan kaçınır. En doğal konuları dahi işleyen bir dergiyi okuduklarını uzaktan görenler hemen siyasi içerikli yayın okuyor diye fısıltı yapmaya başlarlar. Aleni okumaktan kaçınan gençler, evlerinde veya kimseye görünmeden kendilerine bir okuma mekânı bulmak zorunda kalırlar. Oysa okumanın olmazsa olmaz mekânı olan, kütüphane açmak bir yana kütüphanenin adını bile anamaz olurlar.

Okumanın olmazsa olmaz merkezi olan kütüphane devre dışı kalınca içinde okuma uhdesi kalan yaşlısı genci herkes düzenli bir okuma periyodu yerine, başıbozuk bir şekilde bireysel olarak okumanın yollarını ararlar. Bu okuma şekli günümüz şartlarında karşımıza, genel olarak gazete okuma şeklinde çıkar. Günümüz medya dünyasında hangi medya kuruluşunun, lehte aleyhte olmadan objektif tarafsız yayın yaptığı konusu tartışmaya açık bir konudur.

Bu bireysel okuma tarzı; bazen doğru, bazen ise yanlı ve yanlış bilgi edinmek olarak görülür.

Bu yanlı ve yanlış, bilgi edinme şekli kişiye bazen gerçeklik payı taşıyıp ta karşı görüş tarafından yazılan, bir yazıyı beğenip benimseyemediği için taraflı olarak;  “YALANLAMAK REDDETMEK İÇİN OKUR.”

Taraflı ve yanlı bilgi edinen bir kişi bazen kendi görüşüne yakın olan gerçekleri yansıtmayan yazıları ise;“ İNANMAK VE HERŞEYİ KABULLENMEK İÇİN OKUR.”

Taraflı ve yanlı okuyarak; bilgi edinen kişi, her şeyi ben bilirim edasında çok konuşur nutuk çeker. Böyle okuyan insanlara da aşağıdaki satırı hatırlatmak gerekir. “KONUŞMAK VE NUTUK ÇEKMEK İÇİNDE OKUMA!-“

Özgün bir şekilde hiçbir tesir ve etki altında kalmadan tarafsız okuyan kişi, okuduklarını kafasında bir süzgeçten geçirerek olayları tarafsızca yorumlayarak gerçek anlamını yükler. Bu şekilde okuyan insanlara da şu tanımı yapmak gerekir. “TARTMAK, KIYASLAMAK VE DÜŞÜNMEK İÇİN OKUYANLAR!”

 

SONUÇ OLARAK

Okuma ile ilgili yukarıda yapılan tespitlerin ne kadar gerçek ve doğru olduğuna geçmişe bakarak görebiliriz. 1980 öncesi Türk gençliği, siyasal ve ideolojik olarak sağcı solcu diye parça parça bölünürken okuma oranının, bu günkü gençliğin okuma alışkanlığına kıyasla, okuma oranın bugünkünden bir hayli yüksek olduğu dönemlerde, karşı görüş tarafından yazılanları, “yalanlamak ve reddetmek için” okuduğundan dolayı ülkemiz çok bedel ödedi.

Yine aynı dönemler ve bu günümüze uzanan süreç boyunca (fetöcü ve yobaz dinciler) “hocanın her dediği doğrudur” mantığıyla okuduklarını, duyduklarını tam doğru kabul ederek hepsi; bozguncu, militan edasıyla ülkeyi getirdikleri nokta ortada olduğundan onlara ve emsal kesimlere de aşağıdaki satırı örnek almalarını önermek gerekir.” İnanmak ve her şeyi kabullenmek için” okuduğun için ülke bugün bu halde diye seslenmek gerekir.

Okumak insanı o kadar çeşitli düşünme ve konuşma alanlarına çeker ki toplum içinde kendini değersiz gibi gören bazı insanlar, okunduklarından etkilenerek yerli yersiz sürekli konuşarak kendini bu şekilde önemsetme yoluna giderler. Okuduklarından dolayı sürekli konuşan insanlara da şu deyimi hatırlatmak gerekir. “Konuşmak ve nutuk çekmek için de okuma”

Tüm bu okuma tarzlarının dışında bir okuma yöntemi daha olduğunu bilen insanların da olduğunu hatırlatmak lazım.

Bu okuma tarzı nedir biraz bakalım. Okuduklarından şartlanarak etkilenmeyerek okuyan kimseler düşüncelerini, fikirlerini ve iradelerini özgün bir biçimde oluştururlar. Okuduklarından kayıtsız şartsız etkilenmeden okumak ve okuduklarını; “Tartarak kıyaslayarak ve düşünerek” okudukları için en sağlıklı fikirleri onlar üretirler.

Okuduklarının etkisinde kalmadan; tartarak kıyaslayarak ve düşünerek okuyan insanlara bu ülkenin bu günlerde ve gelecekte o kadar ihtiyacı var ki! Okuduklarınızdan koşulsuz etkilenerek şartlanmamanız dileğimle… Saygılar-sevgiler.

Yorumlar

yorum