TÜYAP İSTANBUL KİTAP FUARININ ARDINDAN

İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri onaylanmak, beğenilmekse ikincisi da kendini ifade etmektir denebilir. Kaldı ki sosyal bir varlık olan insan kendini ifade şekliyle onaylanma, beğenilme gereksinimini karşılama olanağına da sahip olmaktadır. Yazmanın, hele de kitap yazmanın temel itkisinin kendini ifade etme isteğinin olduğunu düşünüyorum. Kitap okumanın da aynı itkinin eseri olduğu kanısındayım. Yazma ifadenin aktif […]

TÜYAP İSTANBUL KİTAP FUARININ ARDINDAN

İnsanın en temel ihtiyaçlarından biri onaylanmak, beğenilmekse ikincisi da kendini ifade etmektir denebilir. Kaldı ki sosyal bir varlık olan insan kendini ifade şekliyle onaylanma, beğenilme gereksinimini karşılama olanağına da sahip olmaktadır.

Yazmanın, hele de kitap yazmanın temel itkisinin kendini ifade etme isteğinin olduğunu düşünüyorum. Kitap okumanın da aynı itkinin eseri olduğu kanısındayım. Yazma ifadenin aktif şekliyken, okuma sırasında okuyucu, yazarın ifadesini kendi adına yapılan bir eylem olarak algılayarak, pasif şekilde kendini ifade ediyor diye düşünmekteyim.

Düşüncede somut evreden soyut evreye geçmede patinaj çeken ülkemiz insanı kendini çoğunlukla sözel olarak ifade etmektedir. Soyutlama yeteneği geliştikçe ki bu düzgün bir eğitimle olur, insan, okumanın ve yazmanın getirdiği geniş olanakları keşfeder; kendini daha iyi ifade eden, daha hoş görülü, daha geniş gönüllü, daha kültürlü hale gelir.

Cehaletten kurtulunca yoksulluktan da uzaklaşır, zira biliyoruz ki cehalet ile yoksulluk arasında doğrusal bir ilişki var. Cehalet yoksulluğu doğururken, yoksulluk da cehaleti besler.

Okuyarak ve yazarak kendi dünyasından başkalarının dünyasına da yol alan insan daha doyumlu bir hayatın içine de girmiş olur. Beğenilme ve onaylanma gereksinimi yeterince doyurulur, mutlu olmasının kapıları açılır.

TÜYAP 35. İstanbul Kitap Fuarını gezerken bunlar geçti aklımdan. Fuarın gördüğü ilgi umutlarımı yeşertti. Fuar alanı kentin bir ucunda olmasına, ulaşılması güçlük taşımasına rağmen sekiz günde 621 bin kişi tarafından ziyaret edilmesi, tüm engellere rağmen okur-yazar bir topluma doğru ilerlediğimizi gösteriyordu.

Mühür Kitaplığından bu sene çıkan “Salınım” ve “Uzaklardan” adlı kitaplarımın yanı sıra, yine bir sene önce aynı yayın evinden çıkan “Hayatın İçinden Portreler” adlı kitaplarımı imzalamak üzere Mühür Kitaplığı standına varmam kalabalık nedeniyle bir hayli zaman aldı. Başka zaman olsa beni gerecek olan bu durum nedense sürekli gülümsememe yol açtı.

İmza başladığında dostlarla, okuyucularla buluştukça keyifim daha da arttı. Mühür Kitaplığını sevimli yayın danışmanı sevgili Mustafa Fırat ve sahibi sevgili Berna Olgaç’ın içten misafirperverliği yanı sıra yeni tanıştığım yazar arkadaşların enerjisi ile keyif, coşkuya dönüştü.

İstanbul’dan yorgun ama mutlu ayrılırken 26 Kasım- 4 Aralık tarihleri arasında yapılacak CNR Mersin Kitap Fuarı’nın heyecanı başlamıştı bile. 27 Kasım saat 12.00 de 2. Salonda okurlarla yapacağım söyleşinin ardından Mühür Standında gerçekleştirilecek imza etkinliğinin sevincini şimdiden duyumsamaya başladım.

Beraber yaşamaya ne dersiniz?

Yorumlar

yorum