BİR RANT PROJESİ Mİ?

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından Küçükkuyu’da, Dernek Merkezinde düzenlenen “Çanakkale Boğaz Köprüsü’nü Tartışıyoruz.” başlıklı panelde proje mercek altına alınarak bu projenin bir rant projesi olup olmadığı tartışıldı. Panelistler, emekli öğretim üyesi Ulaştırma Uzmanı Prof. Dr. Zerrin Bayrakdar ve Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi Ziraat Mühendisi İrfan Mutluay, Çanakkale Boğaz Köprüsü […]

BİR RANT PROJESİ Mİ?

Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği tarafından Küçükkuyu’da, Dernek Merkezinde düzenlenen “Çanakkale Boğaz Köprüsü’nü Tartışıyoruz.” başlıklı panelde proje mercek altına alınarak bu projenin bir rant projesi olup olmadığı tartışıldı.

Panelistler, emekli öğretim üyesi Ulaştırma Uzmanı Prof. Dr. Zerrin Bayrakdar ve Çanakkale Ziraat Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu üyesi Ziraat Mühendisi İrfan Mutluay, Çanakkale Boğaz Köprüsü ve bağlantı yolları hakkında oldukça kapsamlı bilgiler sundu.

img_2246

Katılımcıların dikkatle izlediği panelde, Mutluay, Çanakkale Köprüsü ve bağlantı yolları projesinin ÇED dosyasının kapsamlı bir eleştirisini sundu. Tarım arazilerinin, ormanlık alanların, ekosistemin nasıl etkileneceğini anlattı. Prof. Dr. Bayrakdar ise, ulaştırma stratejik planlarında yer almayan bu projenin planlama, fizibilite hazırlama gibi aşamalar açısından çok geri olduğunu, bu projeye hiç gerek olmadığını, karayolu ile nakliye yerine demir yolları ve deniz yolları kullanımının hem daha ekonomik hem de daha sürdürülebilir olduğunu anlattı. Çanakkale Milletvekili Muharrem Erkek ve Balıkesir Milletvekili Mehmet Tüm’den gelen destek mesajları okundu. Orman Mühendisleri Odası Eski Genel Başkanı Salih Sönmezışık ve Karadağ Köylüsü Mustafa Önder daha şimdiden yol güzergahında yaşanmakta olan rant mücadelesine dikkatleri çektiler.

Katılımcıların soru ve katkılarıyla zenginleşen panelin sonunda bir bildirge hazırlandı. Hazırlanan bildirgede, Çanakkale Boğaz Köprüsü ve Bağlantı Otoyolları projesinin ulaştırma sorunlarını çözmekten çok uzak, bir rant projesi olduğu, doğaya, ekosisteme, tarım alanlarına, ormanlara zarar vereceği ve ranta yol açacağı vurgulandı.

Bildiride, yeni otoyollar yerine mevcut yolların iyileştirilmesi, demiryolu ve denizyolu ulaşımının geliştirilerek, entegre bir ulaştırma politikasının uygulanması gerektiği belirtildi.

“Kentte ve kırsal alanda yaşayan halkımızı, Geliboluluları, Lâpsekilileri, Çanlıları, Yenicelileri; yöremizdeki tüm sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını, siyasi partilerimizi bu plansız girişime karşı aklın sesi olmaya, projeyi her düzeyde tartışmaya, hükümeti ise kamuoyu ile bu hususları tartışmadan yola çıkmamaya, ihaleyi yapmamaya çağırıyoruz.” denilen bildirge ile Hükumetin köprü ihalesini yapmaması istendi.

ÇANAKKALE BOĞAZ KÖPRÜSÜ VE BAĞLANTI YOLLARI HAKKINDA BİLDİRGE

(26 Kasım 2016 tarihinde Küçükkuyu’da gerçekleştirilen “Çanakkale Boğaz Köprüsünü Tartışıyoruz” Başlıklı Panelin Sonuç Bildirgesidir.)

Tekirdağlılar, Çanakkaleliler, Balıkesirliler, değerli halkımız;

Yol, köprü, baraj gibi altyapı projelerini yapmak hükümetlerin asli görevlerindendir. Hükümetler bu görevleri, bu projeleri yapacakları yörelerin gerçek ihtiyacını, halkın, sivil toplum kuruluşlarının ve konunun uzmanı bilim insanlarının eleştiri-öneri ve desteğini alarak gerçekleştirirler. Böylesi projeler, tüm yöre insanını, toplumu ve doğayı gözeterek hazırlanır. Kamuoyunda tartışılmayan, “ben yaptım oldu” mantığıyla gerçekleştirilen projeler ya yarım kalmaya ya da gelecekte çok büyük sorunlar yaratmaya mahkûmdur. Bu nedenle, halkı, toplumsal tarafları, sivil toplum kuruluşlarını ve bilim insanlarını dinleyerek hazırlanan projeler “doğru ve yararlı”; masa başında üretilen projeler ise “yanlış ve yararsız” projeler olmakta, ceremesini de tüm ülke çekmektedir.

ÇANAKKALE KİMİN YARARINA GEÇİLECEK?

İşte son günlerde gündemimize sokulan “Kınalı-Tekirdağ-Çanakkale-Savaştepe Otoyolu Projesi” ve Çanakkale Boğaz Köprüsü, ne yazık ki daha baştan “yanlış” bir proje olarak doğmuş bulunmaktadır. Çünkü bu projeyi, kamuoyuyla en geniş şekilde paylaşmak ve tartışmak yerine, yandaş basında ifade edildiği şekilde “bizi çekemeyenlere inat köprüyü yapıyoruz” diye sunulması, ister istemez, “bizden gizlenen ne?” diye düşünmemize yol açmaktadır. En yetkili ağızlardan biri olan Başbakan dahi, kendi bakanlığı zamanında hazırlanan “Ulaştırma Stratejik Planı” içinde yer almayan bu projeyi,  1915’de söylenen ünlü “Çanakkale Geçilmez!” deyişine atfen, “Geçilmez demişlerdi, işte geçiyoruz!” diye sunabiliyorsa, ortada bir gariplik ve yanıtlanması gerekli çok önemli bir soru var demektir. O halde soruyoruz:

Çanakkale kimin yararına geçilecektir?

BİGA YARIMADASINA SAPLANACAK HANÇER

Dünya yeni bir ekonomik durgunluk dönemine girerken, 2023 hedefli yeni bir “mega-proje” ile ortaya çıkan iktidar, 26 Ocak 2017 tarihi için ihale çağrısını bile yapmış bulunmaktadır. Finansman gereğinin, yine mucizevi “yap-işlet-devret” yöntemiyle halledeceği savunmakta ve üstelik ÇED süreci sonucu bile beklememektedir.  Projenin planlama ve fizibilitesi ilkel düzeydedir. Köprü yeri, hatta geçiş ücreti belirlenmiş ama 2.869 metrelik köprünün kaç ayaklı olacağı bile sonuçlandırılmamıştır. Rüzgar salınımı konusunda bilimsel itirazlar dinlenmemekte, konu ihale şartnamesini alan yerli ve yabancı şirketlerin “becerisine” bırakılmaktadır. Araç geçiş etüdleri yanlıştır. Yılda 98.000 araç tespiti ve 177.000 araç hedefi ile ihale çağrısı yapılmaktadır. Projeye konu olan alanda böyle bir trafik yükü olmadığı Karayolları’nın kendi hazırladığı trafik sayımları ile ortadadır.  Bu hedef tutturulamaz ise aradaki farkın yüklenici şirkete yine yıllarca devlet tarafından ödeneceği ise açıktır. Evet, bugün borçlanmayacağız belki ama 40 yıl bu bedeli halk olarak biz ödeyeceğiz.

Köprünün iktisadi yararı belirsizdir. İstanbul-Balıkesir bağlantısı bu köprü ve otoyol ile sağlanıp, sadece karayolu seçeneğine indirgenerek hangi toplumsal çıkarın gözetilmiş olacağı belirtilmemiştir. Neden demiryolları ulaşımı gözardı edilir, neden koskoca Marmara Denizinde gemi ulaşımı ile

limanları entegre çalıştırılmaz, neden sürdürülebilir ulaşım yöntemleri tercih edilmez ve neden tek seçenek olarak karayolu öne çıkarılır? Bütün bunları anlamak mümkün değildir.

Masa başından, alanın gerçekleri etüt edilmeden yapılan bu proje tamamen tarım alanları, meralar, ormanlar ve kültürel miras sahalarından geçirilmek istenmektedir. Tekirdağ’ın buğday ve günebakanı, Gelibolu ve Çanakkale’nin domatesi, Lapseki’nin şeftalisi ve kirazı, Agonya’nın kırmız biberi bu projeye kurban edilmemelidir. Tarihi Gelibolu yarımadasından otoyol geçirilmesi, kültürel varlıkların da yok edilmesine sebep olacaktır. Bu proje ile yaklaşık 360.000 ağaç kesilerek ormanlar yok edilecektir. Bu projede kamu yatırımları ile inşa edilen gölet ve sulama tesisleri, akarsu havzaları, göletlerin beslenme alanları, bu otoyol ile bölünüp işlevsiz hale getirilerek kamu zararına yol açılacaktır. Bu köprü ve otoyol Biga yarımadasına boydan boya bir hançer gibi saplanacak, tarım alanları kadar doğal yaşam, yaban hayatı, eko sistem de zarar görecektir.

PROJEDE KAMU YARARI YOK!

Öte yandan da bu proje, Biga Yarımadası’na kurulmak istenen onlarca termik santralin yapımı yanında altın madencilerinin elini de rahatlatacak ve çok daha büyük bir zararlara yol açacaktır. Nitekim otoyol bağlantılı Çanakkale Köprüsü altın madencileri ve termik santralcilerce sevinçle karşılanmıştır.

Köprü ve otoyol sahalarında yoğun arsa, arazi spekülasyonu da başlamış bulunmaktadır. Köylüye “arazileri satın, gün bugündür, hepiniz zengin olacaksınız” diye fısıldayanlar çoktan sahaya yayılmıştır. Otoyol çevresinde yeni yerleşim ve inşaat fırsatları olacağı ümidiyle korkunç bir rant kavgası başlamıştır. Arazilerin sermaye sahiplerince önceden toplanması, köylüden ucuza alındıktan sonra kaçınılmaz olarak birkaç kez el değiştirmesi oyunu, bu bölgelerde de sahneye konulmuş bulunmaktadır. Daha bugünden, tarımsal üretimde düşüş gözlenmektedir. Tarıma, çiftçiye, besiciye yararı olmayan bu yolla zenginlik ümidi verenler, köylünün ne yapacağını, ne üreteceğini, ne yiyeceğini hiç düşünmemektedirler. Bu projenin madenciye, termikçiye yarayacağı; arazi yağması yapan spekülatörleri sevindireceği, yapılaşmayı arttırarak müteahhitlere fırsat vereceği; ama asla halkın yararına olmayacağı ortadadır. Kaynaklarımız ve ekosistemimiz bu kesimlere peşkeş çekilmemelidir. Bu projede kamu yararı yoktur. Çanakkale Köprüsü ve Otoyol projesi halkımız için bir “mega-proje” değil “mega-kıyak” olacaktır.

Bu nedenle kentte ve kırsal alanda yaşayan halkımızı, Geliboluluları, Lâpsekilileri, Çanlıları, Yenicelileri; yöremizdeki tüm sivil toplum kuruluşlarını, meslek odalarını, siyasi partilerimizi bu plansız girişime karşı aklın sesi olmaya, projeyi her düzeyde tartışmaya, hükümeti ise kamuoyu ile bu hususları tartışmadan yola çıkmamaya, ihaleyi yapmamaya çağırıyoruz.

Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle