YILBAŞI VE TERÖR!

Miladi takvim itibarı ile bir yıl bitip yeni yıla girilen, 31 Aralık gecesine yılbaşı akşamı dendiğini sanırım hiç kimseye tarife gerek yok. Yeni yılın gelişi, tüm dünyada Müslüman ülkeler dahil olmak üzere çeşitli kutlamalar ile kutlanmakta. Lakin ülkemizde son zamanlarda bu kutlamaları yapanlara; kutlama yapılamaması yönünde dindarlık kisvesi altında psikolojik baskı uygulanmakta. Bu psikolojik baskı […]

YILBAŞI VE TERÖR!

Miladi takvim itibarı ile bir yıl bitip yeni yıla girilen, 31 Aralık gecesine yılbaşı akşamı dendiğini sanırım hiç kimseye tarife gerek yok. Yeni yılın gelişi, tüm dünyada Müslüman ülkeler dahil olmak üzere çeşitli kutlamalar ile kutlanmakta.

Lakin ülkemizde son zamanlarda bu kutlamaları yapanlara; kutlama yapılamaması yönünde dindarlık kisvesi altında psikolojik baskı uygulanmakta.

Bu psikolojik baskı yapılma şekli ise; neymiş efendim yılbaşı ecnebi icadıymış. “Müslümanlar yılbaşı kutlamazmış.” Bunu Müslümanlık adına yapanlar tam bir din tacirliği yapmaktalar.

Eğer Müslümanlar, ecnebi icadını kullanılmasaydı bu şahsi zatların hepsinin ceplerinde, ellerinde cep telefonu, bilgisayarlar bulunmazdı.

Bu zatların, çağdaş medeni bir şekilde yılbaşı kutlanmasına neden karşı çıktıklarını insan anlamakta zorlanıyor. Kendi görüşlerine göre; yılbaşı Noel kutlamasıymış!

Bilmezler mi ki Noel, İsa peygamberin doğum günü olarak kabul edilen 24-25 Aralık gecesidir. Ama tarihçiler bile bu tarih konusunda tam bir görüş birliğine varamamışlardır.

Her ne ise hepimiz biliyoruz ki yılbaşı 31 Aralık gecesi kutlanmakta. Demek oluyor ki yılbaşı ile Noel tarih farkı nedeniyle aynı değildir. Ülkemizde yılbaşı kutlayan kesim ise yeni yılın gelişini kutlamaktan başka düşüncesi olmayan çağdaş insan topluluklarıdır.

Yılbaşı kutlamak Müslüman dininde yoktur diyenler ya bu tarih farkını bilmiyorlar ya da Mustafa Kemal Atatürk tarafından ülkemize getirilen; çağdaş, modern yaşam tarzını hedefleyip, Atatürk’ün kurduğu Türkiye Cumhuriyetini hazmedemeyip kışkırtmaya açık söylemlerde bulunuyorlar.

2016 yılını bitirip 2017 yılına girdiğimiz saatlerde, hepimiz yeni yıldan hepimize mutluluk getirmesini dilerken bir bakıyoruz ki mutluluğu düşünmeye fırsatımız bile kalmadan, yeni yıla girdiğimiz saatlerde 39 can teröre kurban gidiyor.  İnsanlar ölüyor sorumlu konumundaki yetkililer ağız birliği içinde “lanetleme-kınama” şeklinde görevlerini yerine getiriyorlar.

Lanet-kınama ile sorunlar çözülebilseydi, hukuka, yasalara ve asayiş birimlerine gerek olmazdı.

Bir örnekleme yapalım; “VEBA SALGINI 5 BİN YIL LANETLENDİ; AMA ÇARESİ; AŞIYDI.” diye bir hikâyecik duymuştum. Kötü günler geçirdiğimiz bu günlerde bu hikâyeciğin ne kadar anlamlı olduğunu şimdi daha iyi fark edebiliyorum.

Yöneticilerimizden, her terör olayı yaşandığında insanlar ölüp yakınları acılar çektiğinde, sürekli lanetleme-kınama, lanetleme-kınama mesajları değil artık “AŞI” icat etmelerini bekliyoruz. Ama nerde; yöneticilerimiz, kendi makam-mevki ve koltuklarını nasıl sağlam tutarım mantığıyla, bırakın teröre çare olmayı rejimi değiştirme derdindeler.

Eğlenme dışında amacı olmayan, terör eyleminin yaşandığı mekâna giden insanların ölmesi yetmezmiş gibi, Müslümanlar yılbaşı kutlamaz diyenler olduğu gibi, ölenler için oh olsun diyenlere de rastlıyoruz ne yazık ki.

İnsanları öldüren terör, insanlığı bu kadar mı öldürüyor acaba? ölen insanların arkasından bir rahmet duası okumak yerine “oh olsun” diyebilmekteler. Vicdanlardaki insanlığı bu derece yok eden nedir diye çok merak edip düşünüyorum ama bir cevap bulamıyorum.

Son yıllarda ülkemizde olarak din eksenine yakın yaşam tarzları yaşanmaya başladı.

Bir büyüğümüz tarafından söylenen dindar nesil yetiştireceğiz sözü hafızalarımıza kazınmıştı. Dindar nesil, sözüm ona, ölümlere oh olsun diyenlerden mi oluşuyor acaba diye çok ama çok düşünüyorum. Dindar nesle eyvallah, ama kindar nesle her zaman hayır diyeceğiz.Geldiğimiz gün itibarı ile din anlayışı bu mudur? Bizim anladığımız din anlayışında yılbaşı kutlayanı ve kutlamayanı hoş görmek, yaşam tarzı ne olursa olsun tüm insanlar Allah’ın kullarıdır ve sevilmeli anlayışı geçerlidir. İnsan insanı Allah’ın kulu sıfatı ile sever saygı duyar. Görülüyor ki günümüz dindarlığı, hoşgörü ve tahammül kavramlarını yok sayarak kendi yaşam tarzları dışında kalan insanları öcü gibi görüp ölümlerine bile “oh olsun” diyorlar. İşin en tezat yanı ise bunu yaparken bile Allah’ın adını kullanarak yapmaları.Mustafa Kemal Atatürk cumhuriyeti neden kurdu sorusunun cevabını bugün yaşanan terör korkusunu yaşadığımız günlerde bulabiliriz.

Cumhuriyet’in kurulduğu 1923 den beri bu kindarlık hiç bu derecede üst düzeyde olmadı.

Türkiye nereye gidiyor? İktidarı elinde bulunduran yöneticilerin söylediklerinin aksine; Türkiye Cumhuriyeti omurgasından gün be gün uzaklaşıp yönümüzü kan gölü haline gelmiş Arap coğrafyasına döndüğümüz için bugünlerde insanların en doğal haklarıı olan eğlencelarini bile korku ortamı içinde yapıyorlar.

Bundan yakın bir zamana kadar bölgesel PKK terörü dışında, insanların can güvenlikleri ülkemizin her bölgesinde bu kadar tehlikede değildi.

Siyasileri, bu günlerde meşgul eden Anayasa değişikliği ne kadar gerçekleşir bilinmez ama acilen bu terör belasına çare bulamayan başta iktidar yöneticileri olmak üzere terörü kınamak dışında üzerlerine düşen sorumluluğun gereğini istifa dâhil yapmaları gerekmektedir.

Not: Bu yazıda ölümlere oh olsun diyen, dindar nesil kavramı, ibadet görevlerini yerine getiren gerçek dindar insanların dışında tutularak kullanılmıştır.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.