ŞAİRHANE; KEMAL EROĞLU

Yazar Hakkında Son YazılarıAbout Hüseyin EROĞLUŞairhane; HACI TAŞAN – 13 Nisan 2017Şairhane; KUL SEFİLİ (ALİ TURALI) – 28 Mart 2017Şairhane; AŞIK İHSANİ – 6 Mart 2017Şairhane; YUSUF BENLİ – 25 Şubat 2017ŞAİRHANE; ŞAHİN AYDIN – 18 Şubat 2017Şairhane; ŞEKİP ŞAHADOĞRU – 13 Şubat 2017ŞAİRHANE; ABDAL MUSA SULTAN   – 3 Şubat 2017Şairhane; NEYZEN TEVFİK – 30 […]

ŞAİRHANE; KEMAL EROĞLU

Şairhanemizde bu hafta Kemal Eroğlu’yu ağırlıyoruz. Üstad Eroğlu ile yaptığımız telefon konuşmasında kendisinden Şairhane köşemizde yer vermek istediğimizi belirterek izin istedim. Memnuniyetle karşılayan Eroğlu üstadımıza teşekkür ediyoruz. Her hangi bir mesajı olup olmadığını sorduğumda ise bu dönemde barış ve dostluktan başka ne dileyebilirim ki diyerek okuyucularımıza selamlarını iletti.

Kemal Eroğlu, 15 Ekim 1953 tarihinde Ankara da doğdu. İlkokulu çeşitli illerde (İstanbul, İzmir, Edirne, Babaeski, Ankara) da okuduktan sonra orta ve sanat okulu torna ve tesviye bölümünü Ankara da bitirdi. O yıllarda bağlamaya karşı olan sevgisi bağlama öğrenmeye ve ders almaya yöneltti. Ankara’da Mehmet Cihan müzik evinden bağlama ve nota eğitimi almaya, türküleri öğrenmeye başladı.

 

Ailede, dayısında gördüğü bağlamayı daha geliştirip doğru ve güzel ses çıkartmak adına başladığı yolculuğu, yine Mehmet Cihan Müzik Evindeki bağlama yapım atölyesinde yeni bir çalışmayla devam etti. Orada bağlama yapımını da öğrenmeye ve işin mutfağında bunun nasıl şekil aldığını, hangi evrelerden geçip çalınır hale geldiğini öğrenmeye başladı.

Sanat okulunda gördüğü teknik resim, simetri, genel estetik ve resimsi bir görünüş onu gördüğü ve beğenmediği bağlamaları daha güzel görüntüde ve estetik, aynı zamanda doğru ses çıkarabilen bağlamaları yapmasında yardımcı oldu. Ders almaya gittiği müzik evi’nde çalışmaya başladı. Okul bitiminde okullu bir tornacı ustası olarak iş bulamayınca, yine aynı müzik evi’nde çalışmaya başladı. O yıllarda kendisinden daha önce bu işe başlamış olan eski ustalardan nasıl yapıldığını sorarak öğrenmek dışında, atölyeye gelen zamanın ünlü üstatlarından da eleştiri ve öneriler almaya başladı. Çıraklık dönemlerinde ona yol gösteren, Yusuf Yeniay, Halil Yeniay, Yaşar Külekçi, Ahmet usta ve kendisine örnek olabilecek bazı ustalardan feyiz aldı.

Daha sonraki kalfalık ve ustalık dönemlerinde yine dönemin usta icracılarıyla çalışma ve meşk etme fırsatı buldu. Ahmet Gazi Ayhan, Yaşar Aydaş, Emin Aldemir, Hacı Taşan, Zekeriya Bozdağ, Muharrem Ertaş, Yıldıray Çınar, Şinasi Cihan, Rıfat Balaban ve daha birçok hoca ve sanatçıya bağlama yaptı.

1974 yılında askere gidip döndüğünde yine bağlamalarına ve atölyesine kavuştu. 1980 yılına dek Ankara’da mesleğini sürdürdü, daha sonra yeni ufuklar ve arayışlar için, birazda sanatın merkezi olmasından ötürü İstanbul’a taşındı. Önceleri ufak atölyelerde geçimini temin etmek için çalıştı. Bu arada Arif Sağ ve Yusuf Toraman ile tanıştı. 1981 yılında Aksaray’daki Arif Sağ müzik evinde birlikte çalışmalara başladılar. Bu, hem yeni bir iş hem de yeni arayışların başlangıcı oldu. Hem Arif Sağ’a bağlama yapıp beğendirebilmenin heyecanını hem de, onun çağdaşı diğer hoca ve üstatlarla tanışıp çalışma fırsatı buldu.

Bu dönemlerde, Nida Tüfekçi, Orhan Gencebay, Aşık Mahzuni, Muharrem Akkuş, Sarı Zeki, Selda, Emre Saltık, Rahmi Saltuk, Erdoğan Eskimez, İrfan Kurt, Muhlis Akarsu, Musa Eroğlu gibi üstat ve sanatçılara bağlama yaptı. 1983 yılında oradan ayrılıp şimdiki atölyesini kurdu. Araştırma ve geliştirme adına yola çıktığı yolculuğuna burada da devam etmekte. Daha özgür ve yeni şeyler yapmaya amaçladığı atölyesinde çalışmalarını sürdürürken, Erkan Oğur’la başlayan yeni bir döneme de imza attı. Unutulmaya başlamış sazımız kopuz, yine Erkan Oğur’un tasarımı 6 sıralı 12 telli oğur sazı’nı yapıp çalınır hale getirme çalışmalarını sürdürüyor.

İşimi bana onlar öğretti dediği usta icracılarla çalışmalarına devam ediyor. İsmail Hakkı Demircioğlu, Arif Sağ, Erdal Erzincan, Grup Yorum, Kardeş Türküler, Güler Duman, Ferhat Tunç, Suavi, Adnan Koç, Cihangir Terzi, Engin Şafak Gürler, Cengiz Özkan, Muharrem Temiz, Yılmaz Çelik, İsmail Özden, Emre Saltık, Metin Karataş, Sadık Gürbüz, Okan Murat Öztürk, Nida Ateş, Ulaş Özdemir, Engin Arslan, Hasan Saltık, Sinan Çelik, Ayla Karacan, Özlem Özdil, Bekir Karadeniz, Ayhan Zorlu ve daha birçok sanatçı, öğretim görevlisi hoca icracılarla çalışıyor.

Çalışmaları ve kendisi İ.T.Ü. Konservatuarı Enstrüman yapım bölümünden mezun olan birçok öğrenciye bitirme tezinde örnek olan ve tez konusu olan Kemal Eroğlu kendini şöyle ifade ediyor: “35 yıla yakın bu sanat yolculuğunda henüz işin başındayım, eskiler, mesleğin ilk otuz yılı çok zordur derlerdi. Ben, yeni yola çıktım daha yeniyim” diyor.

KAYNAK;

http://www.kopuzsazevi.com/k_eroglu.htm

http://www.turkuler.com/ozan/kemaleroglu.asp Kemal Eroğlu

 

ESERLERİNDEN BAZILARI:

YANDIRIYORSUN

Müzik: İsmail Özden

 

Gel Karşıma Görün Kimsin Nerdesin

Neden Köşe Bucak Saklanıyorsun

Bilmem Burda Bilmem Başka Yerdesin

Yine Üstümüzde Haklanıyorsun

 

Meleklerin Vardır İki Kanatlı

Hızırların Vardır Bilmem Kaç Atlı

Zemzem Suyun Akar Tatlı Mı Tatlı

Bir Damla İçirip Kandırıyorsun

 

Kardeşi Kardeşe Vurduruyorsun

Umulmadık Sual Sorduruyorsun

Kitaplar Gönderip İnsanoğlunun

Aklını Başından Aldırıyorsun

 

Dünyanın Üstü Var Ama Altı Neresi

Üç Beş Gün Yaşarız Şunun Şurası

Eroğlu’yum Çeker Çeker Aşkın Çilesi

Cehenneme Atıp Yandırıyorsun

 

 

DERDİM BİTMEZ

Müzik: İsmail Özden

 

Döner dolap çevrilirim

Geçer ömür derdim bitmez

Diyar gurbet savrulurum

Geçer ömür derdim bitmez

 

Misafiriz biz bu handa

Gah o yanda gah bu yanda

Can bedenden çıkmayanda

Geçer ömür derdim bitmez

 

Kimi gelir kimi gider

Gelmeyenler merak eder

Dertler bedenimi yutar

Geçer ömür derdim bitmez

 

Merak edip sual sordum

Düşlerimi hayra yordum

Eroglu’nu hasta gördüm

Geçer ömür derdim bitmez

 

 

DELİ GÖNÜL

Müzik: Güler Duman

 

Deli gönül senden şikâyetim var

Neden bir soysuza kul ettin beni

Gönül dağlarımdan eksik olmaz kar

İndirip düzede sel ettin beni

 

Hayali uzakta varamaz elim

Kesildi dermandan her iki kolum

Yanıma gelince açılan dilim

Pelteğe döndürdün lal ettin beni

 

Eloğlu anlamaz bendeki derdi

Felek bunca gamı hep bana verdi

Yalanım yok bunu her kişi gördü

Vurdun dalıma da deli ettin beni

 

Eroglu’m Kemal’e ermeden yaşım

Büküldü bellerim döküldü dişim

Kesildi dünyadan ekmeğim aşım

Yandırıp canımı kül ettin beni

 

 

GECELER

Müzik: İsmail Özden

 

Geceleri karanlık

Sokaklar sensiz sensiz

Üşüyorum yorgunum

Yaşadığım belirsiz

 

Sabaha daha çok var

Yeni güne hıncım var

Yarın akşam olmadan

Daha ne umutlar var

 

Hele bir sabah olsun

Yalnızlığım kaybolsun

Gün geceye dönmeden

Şu bulutlar dağılsın

 

Yeni güne merhaba

Kurda kuşa böceğe

Yıkılmadım ölmedim

Kızmıyorum geceye

 

Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.