CHP’Lİ VEKİLLERDEN EDREMİT ÇIKARTMASI

Yazar Hakkında Son YazılarıAbout korfezKAMİL SAKA’YA DESTEK ZİYARETLERİ – 26 Temmuz 2017ŞAİRHANE; ORHON MURAT ARIBURNU – 3 Nisan 2017CINGILLIPINAR YİNE YENİ YENİDEN – 28 Mart 2017KÖRFEZ EMEKLİLER DERNEĞİNDEN ANLAMLI ETKİNLİK – 24 Mart 2017ONLAR BUNU HEP YAPIYOR! – 23 Mart 2017ONLAR BUNU SÜREKLİ YAPIYOR! – 2 Şubat 2017CHP’Lİ VEKİLLERDEN EDREMİT ÇIKARTMASI – 30 Ocak 2017 DOKUNAN […]

CHP’Lİ VEKİLLERDEN EDREMİT ÇIKARTMASI

CHP Balıkesir milletvekilleri Ahmet Akın ve Mehmet Tüm Edremit ilçe örgütünde, Mersin Milletvekili Fikri Sağlar, Tekirdağ Milletvekili Candan Yüceer, İstanbul Milletvekili Ali Şeker, İl Başkanı Ender Biçki ve Edremit ilçe başkanı Yusuf selinde hazır olduğu bir basın toplantısı düzenleyerek referandum süreci ile ilgili değerlendirmelerde bulundular.

İl ve ilçe başkanı eşliğinde Edremit’e adeta çıkartma yaparak odaları ve esnaf ziyaretleri sonrasında ilçe merkezinde basın toplantısı düzenlediler.

Basın toplantısında ilk sözü alan Balıkesir Milletvekili Ahmet akın Referandum sürecinde mecliste yaşananları ve bundan sonraki yapılacaklar hakkında görüşlerini dile getirdi. Akın;”bu bir parti meselesi değil, hangi partiden olursa olsun CHP’li, MHP’li, AKP’Lİ Sadet partili HDP’li kim olursa olsun vatandaşlarımızla birlikte cumhuriyetimize sahip çıkmalıyız.

Lozan’dan rahatsız olanların asıl hedefi diktatörlüktür. Halkımızın referandumda evet oyu kullanmasını sağlamak için “hayır çıkarsa Terör devam eder” denilerek tehdit edilmektedir. Halkımız bir zamanlar “Önce sağlık” derdi, şimdi önce huzur, önce güven, önce can demektedir. Hep birlikte buna dur demeliyiz.” Dedi.

Daha sonra söz alan Mehmet Tüm ise Yaşananları, yapılmak istenenleri ve ne yapılması gerektiğini uzun uzun anlattı,.

Mehemt tüm kunuşmasını şöyle sürdürdü;”Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin Yoğun bir çalışma döneminden sonra Ülkeyi diktatörlüğe götürecek bir anayasa değişikliği ne yazık ki kabul edildi.

Tüm yaşananlar ve bundan sonra olabilecekler hakkında ki düşüncelerimi sîzlerle paylaşmak istiyorum.. Başkanlık sistemi ile ilgili toplumda hiçbir ciddi talep olmamıştır. Buna rağmen, ülkemizde dünya kadar sorun varken AKP ülkenin gündemini aylardan beri başkanlık sistemiyle meşgul etmektedir. Sonunda ülkemizin rejimini değiştirecek bir teklifi kabul ettiler.

AKP, şimdi demokratik ve laik cumhuriyeti bitirip yerine bir diktatörlük oluşturmak üzere ülkeyi referanduma götürüyor. Bu durum, egemenliği tekrar halktan alıp, bir kişiye vermek demektir. Yani 1 Kasım 1922 de Türkiye Büyük Millet Meclisinin kaldırdığı padişahlığı tekrar geri getirmektir.

Ülkemiz büyük bir terör tehdidi altındadır. Yurttaşlarımız, askerimiz, polisimiz can derdinde,

Geçen gün Başbakan yardımcısı Numan Kurtulmuş Referandumdan EVET çıktığı takdirde terörün sesinin kesileceğini söylemiştir. Bu açıklama ile Numan Kurtulmuş hükümetin ve AKP‘nin terörle ne denli iç içe olduğunu, teröre ne amaçla destek verdiğini açıkça itiraf etmiştir. Fakat halkımız bu tuzağa düşmeyecek, teröre ve destekçilerine gereken cevabı en doğru şekilde referandumda HAYIR diyerek verecektir. Halkımız ekmek derdinde, esnaf siftah peşinde AKP ise diktatörlük peşindedir.

Ülke bu rejim tartışmasına nerden geldi? Biraz geriye dönüp baktığımız da şunları görmekteyiz; 2014’te Tayyip Erdoğan Cumhurbaşkanı seçilince, Başbakanın tüm yetkilerini elinden aldı. Bunun için Davutoğlu’nu kukla başbakan olarak atadı. Artık bir “tek adam” yönetimi fiilen başlamış oldu. Bölgede yaşanan gelişmeler ile birlikte 2015 Haziran seçimleriyle halk AKP yi iktidardan uzaklaştırdı. Daha sonra, ülkemizde kanlı bir süreç başladı. Ve ülkede terör ve korku hakim oldu. 1 Kasım Sürecini hepimiz açık ve net olarak iyi biliyoruz. Üzerinde kan ve gözyaşı olan bir seçimle tekrar iş başına geldiler. Davutoğlu’nu baypas ederek devre dışı bıraktılar. Tayyip Erdoğan, kendisini bir an önce diktatör yapacak olan Binali Yıldırım’ı görev başına getirdi. Eksik olan, bir mağduriyet senaryosuydu, onu da hemen devreye soktular. Senaryonun adı 15Temmuz’du. Başrolde, Erdoğan vardı. Kötü adam rolünü ise FETÖ ye verdiler.  BU Fetöcüler; Bir akşam saati, sağı solu meclisi bombalayan iki uçak, ortada dolaşan birkaç tank ile silah kullanmasını dahi bilmeyen askeri öğrenciler ve tatbikata gittiğini düşünen erler ile darbe yapmaya kalktılar. 240 masum vatandaşımız hayatını kaybetti.

Türkiye, darbeler tarihi açısından ne yazık ki çok zengin bir ülkedir. Böyle bir darbe olabilir mi? Buna inanmak asla mümkün değildir… Bu Darbenin Lideri kim, Komutanı kim, kadrosu kimler. Hala öğrenmiş değiliz.. Bu darbenin sonucuna baktığımızda ülkemizde neler oldu?

Önce FETÖ diye bir örgüt ortaya atıldı. Sonra OHAL ilan edilerek tüm yetkiler Cumhurbaşkanında toplandı. Muhalif kim varsa, gazeteci yazar, akademisyen, öğretmen, kamu görevlisi işinden edildi ve içeri atıldı. Muhalif gördükleri televizyon, radyo, gazete dergi ne varsa birçoğunu kapattılar. 100 bin memur devletten kovuldu. Ordunun ve polisin yarısı tasfiye edildi. 6 milyon kişi işsiz kaldı. Yoksulluk çığ gibi büyüdü. Türk lirası döviz karşısında her gün eriyor ve erimeye devam ediyor. 80 milyon insan AKP’nin yarattığı ekonomik sorunlarla her gün boğuşuyor. Türkiye bütün alanlarda dünyada en kötü sıralarda yer almaya başladı. AB ile ilişkiler dondu. Türkiye, AİHM de sürekli mahkûm edilen bir ülke konumuna geldi. Ülkemizde maalesef hiç kimsenin can ve mal güvenliği kalmadı. AKP Türkiye’yi bir yol ayrımına getirmiştir. Demokrasi ve diktatörlük arasında bir seçim yapacağız. Bu yol ayrımı Demokrasi mi diktatörlük mü? Refah mı yoksulluk mu? Özgürlük mü yoksa baskıcı bir rejim mi Ona göre ülkenin kaderi belirlenecektir.

Bizler, yani CHP Meclis grubu olarak, tasarının gündeme geldiği günden beri mecliste etkin bir mücadele örneğini gösterdik. Ben sizlerin huzurunda buradan bir kez daha tüm Milletvekili arkadaşlarımızı kutlamak istiyorum. Mecliste yaşananların bir kısmı kamuoyuna yansıdı. Ama birçoğu yansımadı. Bu taslak üzerindeki görüşmelerde hem Anayasa komisyonunda, hem mecliste her gün anayasa ihlal edildi.

Biz Türkiye büyük millet meclisi genel kurulunda, vicdan sahibi milletvekillerinin bu diktatörlük yasasına ‘HAYIR’ diyeceklerini umuyor ve bekliyorduk. Çünkü Milletvekilleri halktan aldıkları vekalet yetkisini özgürce kullanır, başkasına görevlerini devretmezler diye düşünüyorduk. Ancak üzülerek söyleyebilirim ki, bu vekiller iradelerini, saraya ipotek ettiler.

Orada özgür iradesi değil tam bir biat kültürü ile hareket eden kurşun askerler vardı. Hiçbir oy gizli kullanılmadı. Gizli kullanılacak her oy’un FETÖ’cü sayılacağı korkusu yaratıldı. Kurtuluş savaşı vererek, Cumhuriyeti kuran Meclis iradesi Korku imparatorluğuna adeta teslim edildi. Bizler tüm bu yaşananları halkımıza aktarmak istediğimizde de, kavga çıkardılar, üzerimize saldırdılar. Erkek milletvekillerinin saldırısı yetmediği gibi kadınlar da saldırdı. Bu nasıl bir gözü dönmüşlük ise protez kol ve bacağı olan, Şafak Pavey arkadaşımıza da saldırdılar. Sonra dönüp asıl mağdur biziz diyerek hastaneye yattılar.

Bunlar, Tarihimizde karanlık bir sayfa açmak istiyorlar. 100 yıllık gecikmiş bir intikamı almak istiyorlar. Anayasanın ilk dört maddesini değiştirmek istiyorlar. Tüm bunları yan yana getirdiğimizde, endişelerimizin ne kadar haklı ve yerinde olduğu bir kez daha ortaya çıkmıştır. Bunlar ülkemizi 100 yıl daha geriye götürmek istiyorlar. Başkanlık değil padişahlık, yurttaşlık değil kulluk yaratmak istiyorlar.

Bakınız, bu olayın özeti şudur: “Fiilen başkanlık sistemi” adı altında hepimizin gözleri önünde demokrasi ve cumhuriyet yok ediliyor. Ülkeyi tek adam diktatörlüğüne teslim ediyorlar. 80 milyona, OHAL şartlarında bir dikta anayasasını zorla dayatıyorlar.

Hiçbirimiz buna asla izin vermemeliyiz. Bu anlayışla sonuna kadar hep birlikte mücadele etmeliyiz.

Önümüzde bir referandum süreci var. AKP bu değişikliğin çok iyi bir şey olduğunu ve buna sadece CHP’nin karşı çıktığı algısını şimdiden yaratmaya çalışıyor.

Bu yapılmak istenen diktatörlük anayasası sadece CHP’nin sorunu değildir. Bu ülkede yaşayan 80 milyonun ortak sorunudur. Diktatörlük sadece CHP’yi yok etmek için getirilmiyor, tüm toplumu esir almak için getiriliyor. Bunu özellikle burada vurgulamak istiyorum. AKP’nin bu algı operasyonuna hep birlikte karşı çıkıp “DUR” demek zorundayız.

Türkiye Yaklaşık 200 yıldır çağdaşlaşma adına büyük bir mücadele vermiştir. Yüzü daima ileriye ve çağdaşlığa dönük olmuştur. Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin açılması ile birlikte;

Mustafa Kemal Atatürk’ün önderliğinde TÜRKİYE CUMHURİYETİ büyük bir devrim olarak tarihe geçmiştir. Kurtuluş savaşı veren halkımız, cumhuriyet ile birlikte, laikliği de bir kazanım olarak kabul etmiş, hilafeti ve saltanatı da ortadan kaldırmıştır. 100 yıla yakın bir zamandır, ülkemizde birçok sıkıntılar olmasına karşın, halkımız cumhuriyetin ve demokrasinin kazananlarına sonuna kadar sahip çıkmıştır. Bizlere düşen görev, demokrasimizi daha da geliştirip güçlendirmek ve çağdaş dünyada yer almaktır.

Şimdi Türkiye’de ilk defa ülkenin yönünü geriye çeviren bir iktidarla karşı karşıyayız. Bu gerici anlayışa karşı ülkesini seven herkes karşı koymalıdır. Eğer bu anayasa değişikliği referandumdan geçerse, bilinmelidir ki, ülkede sadece bizler zarar görmeyeceğiz. Ülkemizde Solcular, liberaller, demokratlar, milliyetçiler tüm farklı inanç sahipleri, iş adamları hatta gerçek dindarlar hepsi zarar görecektir. Çünkü bunlar sadece başkanlıkla yetinmeyecekler, seçilmiş bir padişah, onun yanında bir de halife seçecekler. Şimdiden bunun alt yapısını oluşturuyorlar. Bunların esas hedefi bir sabah cumhuriyetin adını değiştirip İslam cumhuriyeti yapmaktır. Sonuçta adı ne olursa olsun Türkiye bir din devletine dönüşecektir.

Ülkemizdeki durum bu kadar tehlikeli ve endişe vericidir. Hiç birimiz bu gidişat karşısında asla sessiz kalmamalıyız. Tüm siyasi görüşlerimizi bir kenara bırakarak, Cumhuriyet ve demokrasi şemsiyesi altında birleşmeliyiz. Başımıza musallat olan bu AKP’yi, referandumla yok etmeliyiz. Eğer bu referandumda HAYIR oyu çıkarsa, Türkiye’nin önü yeniden açılacaktır. Türkiye AKP gericiliğinden ve karanlığından kurtulmuş olacaktır. Demokrasimiz tüm kurum ve kuralları ile ülkemizde yeniden işlemeye devam edecektir. Döviz lobisi bitecek, ekonomi de yeniden canlanacaktır. Çünkü diktatörlüğün olduğu yerde ekonomi gelişmez. Yatırımcı da ülkemize asla gelmez. Bütün bu olan bitenleri anlamak için diktatörlükle idare edilen. Ülkelerin durumuna bakmamız yeterlidir. Ekonomi ancak demokrasinin ve istikrarın var olduğu ülkelerde büyür ve gelişir.

Tüm bu değerlendirmelerden sonra somut olarak şunları söylemek istiyorum. Balıkesir hepimizin gururla ve övünçle söylediğimiz gibi Kuvayı Milliye’nin başkentidir ve Cumhuriyetin aydınlık yüzü olan çağdaş bir kenttir. Öyleyse bizim bu mücadelede rehberimiz yine Mustafa Kemal Atatürk olacaktır. Evet, bizim Partimiz, seçimlerde %25 oy aldı. Şimdi bu oylara bakarak, peşinen, EVET çıkacak diyenler olabilir. Bunun için asla moralimizi bozmamalıyız. Bu normal bir seçim değil bir rejim değişikliğidir. Bakınız size, Mustafa Kemal Atatürk’ten bir anı paylaşacağım. Sivas Kongresi yapıldığı dönemde, İngilizler Anadolu’da Mustafa Kemal ve Kuvayı Milliyeciler ile ilgili, bir anket yaptırırlar. Anketin sonucu olarak Mustafa Kemal’e halk desteğinin %20 olduğu söylenir. Bu Durum İstanbul’daki Padişaha bildirilir ve endişeye yer olmadığı söylenir. Bu sonuçtan Mustafa Kemal ve arkadaşlarının haberi olur. Mustafa Kemal’in Arkadaşlarının morali çok bozulurken, Atatürk bu anket sonucundan çok sevinç duyar. Arkadaşları Mustafa Kemal Atatürk’e neden sevindiğini sorarlar, Atatürk onlara şöyle cevap verir Düşünsenize, her 5 kişiden biri bize destek veriyor. Bu şartlar altında %20 bize inanıyorsa bu büyük bir olaydır. İnanmış yüzde %20 inanmamış yüzde 80 den daha büyüktür. Biliniz ki zafer mutlaka bizimdir.

Şimdi biz daha avantajlı durumdayız Cumhuriyete ve değerlerine inanmış büyük bir çoğunluk vardır. Her bir seçmenimiz, başka partiye oy veren bir kişiyi ikna ettiği takdirde bu %50 demektir. Bunun için öncelikli hedefimiz, başka partilere oy vermiş seçmenleri ikna etmek olmalıdır. Bizler ilk önce Balıkesir’de açık arayla HAYIR’ı önde çıkarmalıyız. Emin olun ki Balıkesir HAYIR derse Türkiye’de hayır diyecektir. Bizler buna yürekten inanmalıyız asla yılgınlığa ve umutsuzluğa da düşmemeliyiz. İnançlı ve kararlı olmalıyız. Çünkü Mustafa Kemal Atatürk’ün bize bıraktığı en büyük proje çağdaş demokratik laik Türkiye Cumhuriyeti‘dir.Buna sonuna kadar sahip çıkmak zorundayız.

Bu günden itibaren, geçmişte gelen her türlü küskünlüğü, kırgınlığı bir kenara bırakmalıyız. Birbirimize daha çok kenetlenmeliyiz. Çünkü bu onurlu mücadeleyi başarmak zorundayız.

Eğer bunu başaramazsak, bizim ve çocuklarımızın özgürce yaşayacağı bir ülke kalmayacaktır.

Bakınız Mustafa Kemal Atatürk’ün Bandırma vapuruyla Samsuna doğru yola çıkarken elindeki en büyük silahı umuduydu. O umutla emperyalizm yurttan atıldı, altı yüzyıllık saltanata son verildi. Egemenlik Kayıtsız şartsız milletin oldu. Şimdi Hangi partiye oy verirse versin tüm yurttaşlarımıza bir çağrı yapmak istiyorum:  Gelin hep birlikte Umutlarımızı birleştirelim. Savaşarak kan ve gözyaşı ile kurduğumuz Cumhuriyetimize hep birlikte sahip çıkalım. Uğruna milyonlarca şehit verdiğimiz bu güzel ülkeyi bir diktatöre teslim etmeyelim.

Bu dikta anayasasına hep birlikte hayır diyelim. Bunun için yan yana, omuz omuza mücadele edelim. Ülkemizde karanlık bir tarihin yazılmasına asla izin vermeyelim!

Yaşasın,  Cumhuriyet,  Yaşasın Demokrasi, Yaşasın özgürlük mücadelemiz

Padişahlığa ve tek adam diktatörlüğüne HAYIR”

 

Hüseyin EROĞLU

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.