" />
bayan escort kuşadası
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir
USD
3,5118
EURO
4,1949
ALTIN
145,5596

TEK ADAM REJİMİNİN HANGİ FELAKETLERE YOL AÇACAĞINI ANLATIYORUZ

  Ahmet Akın hız kesmeden çalışmalarını sürdürüyor. Her gününü bir ilçeye ayıran CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın dün partilileriyle birlikte çalışmalarını Bandırma’da sürdürdü.   CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın Bandırma ilçe binasında yaptığı basın toplantısında “Bugün burada sizlerle ülkemizin geleceğini şekillendirecek, belirleyecek anayasa değişikliği konusunda görüşlerimizi paylaşmak […]

TEK ADAM REJİMİNİN HANGİ FELAKETLERE YOL AÇACAĞINI ANLATIYORUZ
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

 

Ahmet Akın hız kesmeden çalışmalarını sürdürüyor. Her gününü bir ilçeye ayıran CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın dün partilileriyle birlikte çalışmalarını Bandırma’da sürdürdü.

 

CHP Balıkesir Milletvekili ve Genel Başkan Başdanışmanı Ahmet Akın Bandırma ilçe binasında yaptığı basın toplantısında “Bugün burada sizlerle ülkemizin geleceğini şekillendirecek, belirleyecek anayasa değişikliği konusunda görüşlerimizi paylaşmak üzere bir araya gelmiş bulunmaktayım. Bu vesile ile saygı ve sevgilerimi sunuyorum. Ülkemizin, halkımızın çözüm bekleyen sorunlarının olduğu gündem ortadayken, AKP ülke gündemini anayasa değişikliğine kilitledi.  Bu yüzden önümüzde hepimizi çok yakından ilgilendiren bir referandum süreci var.  Biz  Türkiye Büyük Millet Meclisinde hem anayasa komisyonunda, hem de Genel Kurulda getirilmek istenen tek adam rejimine karşı mücadelemizi verdik.  Bağımsızlığımızı ve Cumhuriyetimizi korumayı her zaman birinci görev olarak kabul eden bir partinin, Cumhuriyet Halk Partisinin mensupları olarak getirilmek istenen bu rejime karşı durduk. Ancak sayımız yeterli olmadığı için Meclisten geçmesini engelleyemedik. Şimdi bu konudaki gerçekleri anlatmak üzere huzurlarınızdayız. Mahalle, mahalle; köy, köy ; sokak, sokak dolaşıp bunu anlatma çabası içerisindeyiz.  Bizi milletvekili olarak seçip Ankara’ya gönderen halkımıza borcumuz var. Onlara ne olup bittiğini, ne yapılmak istendiğini bütün gerçekliği ile anlatmak zorundayız. Halkımız bir karar verecek. Bu yüzden konuyu da ayrıntılarıyla bilmek onların en doğal hakkı.  Halkımızı bilgilendirme görevi en başta biz politikacılar ile siz değerli basın mensuplarınındır.  Sizin yapacağınız haberler ve vereceğiniz bilgilerle halkımız bu teklifin içeriğini daha net öğrenmiş olacak.

DEĞİŞTİRİLEN ÇAĞDAŞ TÜRKİYE CUMHURİYETİ REJİMİDİR

Bildiğiniz gibi bir kişinin dizginlenemez iktidar hırsı yüzünden anayasa değiştiriliyor.  Savaş meydanlarında kurulan Türkiye Cumhuriyetinin rejimi değiştirilmek isteniyor.  Bu cumhuriyeti kimse bize altın tepsi içinde sunmadı. Atalarımız savaş alanlarında kanıyla, canıyla kurdu.  Cumhuriyeti bir türlü anlamamış olanlar zaten Kurtuluş Savaşını da anlayamamışlardı. İşgalcilerle işbirliği içerisinde o günlerde  Atatürk’e karşı çıkıyorlardı.  O yüzden Türkiye Cumhuriyetinin tapusu olan Lozan’dan rahatsızlar. Özgürlüğü ve bağımsızlığı anlamayanlar elbette Lozan’ı da anlamazlar.  Atatürk ve Cumhuriyete karşı olanlarla, Lozan’dan bu yana Türkiye’de gözü olanların işbirliği vardır ortada.  Bu Cumhuriyeti kurmak için başta Atatürk olmak üzere silah arkadaşları ve kahraman halkımız büyük bedeller ödedi. Ülkeyi padişahlıktan kurtarıp Cumhuriyeti kurdular ve Türkiye Cumhuriyetini gelecek kuşaklara emanet ettiler.  Şimdi rejimi değiştirmek isteyenlere buradan sormak istiyorum;  Siz kim oluyorsunuz ve ne bedel ödediniz ki Ata’mızın bize emanet ettiği Cumhuriyetimizi alıp tekrar tek adama devretmek için böyle bir anayasa istiyorsunuz. Bu ülkeyi sahipsiz mi sanıyorsunuz?  Buna başta Balıkesirliler olmak üzere halkımız izin vermeyecektir.  Kuva-yiMilliye’nin ilk ateşinin yakıldığı şehir olan Balıkesir’liler Laik Cumhuriyete her zaman en başta sahip çıkanlar olmuşlardır.  Bu bizim için övünç kaynağıdır. Cumhuriyetimizle, Atatürk’ümüzle ne kadar övünsek azdır.  Ben inanıyorum ki Balıkesir topyekün bu yıkım projesine de karşı duracaktır.  AKP’li sözcüler açıklamalarında bunun bir rejim değil sistem değişikliği olduğunu iddia ediyorlar. Bunun kanıtı olarak da anayasanın ilk dört maddesine dokunulmadığını gösteriyorlar. Getirilen değişikliklerle ilk dört madde kenar süsü olarak kalıyor. İçi boşaltılıyor. Hukuk denetiminin ortadan kaldırıldığı, yargının Başkana bağlandığı bir rejimin hukuk devleti ilkeleri ile bağdaştığını söyleyebilir miyiz? Elbette söyleyemeyiz. Kaldı ki teklifin TBMM görüşmelerinde bir AKP’li milletvekili çıkıp açıkça ilk dört maddenin de değişebileceğini, bunun mümkün olduğunu söyleyerek bu konuda yapılmak isteneni itiraf etmiştir.

EGEMENLİK BİR KİŞİYE TESLİM EDİLMEK İSTENİYOR

Günlerce Mecliste Komisyonda ve Genel Kurulda anlattık. Mücadele verdik. Ulusal Kurtuluş Savaşını yönetmiş Gazi Meclis halkımızın tamamını temsil ediyor. Meclis,  halk egemenliğinin yegane temsilcisidir dedik.  Bu temsil yetkisini bir kişiye devredemezsiniz, buna hakkınız yok, bu halka saygısızlıktır, milli iradeyi yok saymaktır dedik.  Demokratik rejimlerde yasama tekeli halkın seçtiği mecliste olur. Şimdi getirilmek istenen rejimde Cumhurbaşkanlığı kararnamesi ile Cumhurbaşkanı meclisin bu en önemli yetkisine ortak oluyor. Cumhurbaşkanının genel başkanı olduğu partisinin mecliste çoğunluk olmasını sağlayacak şekilde kurgulanan sistem nedeniyle meclis tek başına Cumhurbaşkanının güdümünde olacaktır. Çünkü partisinin milletvekillerini tek başına o belirleyecektir.   Cumhurbaşkanına tek başına meclisi feshetme yetkisi verilmektedir. Bu koşullarda Cumhurbaşkanını, yani yürütmeyi denetleyecek bir meclisin oluşması imkan dahilinde olmayacaktır.  Meclisin yürütmeyi denetlemesindeki en önemli araç olan gensoru ortadan kaldırılıyor. Başka denetim yolları da, örneğin bakanların soruşturulması yöntemi de sağlanması imkansız çoğunluğa bağlanarak uygulanamaz hale getiriliyor. Yine Cumhurbaşkanının ve bakanların yargılanmaları sağlanması imkansız meclis çoğunluğuna bağlanıyor. Bu çoğunluk sağlanıp yargılama yolu açıldığında ise üyeleri  Cumhurbaşkanınca atanmış Anayasa Mahkemesinin ne yapacağını tahmin etmek hiç zor değil.  Kısaca belirtmek gerekirse; bir kişiye sınırsız ve denetimsiz yetkiler verilerek yeni bir rejim inşa edilmek isteniyor.  İnsanlık tarihi iktidarların gücünün sınırlandığı mücadelelerin tarihidir. Kralların, şahların, padişahların, başkanların, başbakanların gücü sınırlanarak özgürlükler alanı genişletilmiş, hukuk devleti inşa edilmiştir. Şimdi yapılmak istenen tarihin akışına ters bir durumdur.  Kendi kendini önemsizleştiren, yetkilerini bir kişiye devreden bugünkü meclis bu yönüyle tarihe geçmiştir.  AKP’lilerin bir kişiyi diktatör yapmak için Mecliste can hıraş uğraşmasına, gizli oylamada açık oy kullanmalarına, uyguladıkları şiddete  utanarak tanık olduk.  Her türlü girişim ve eylemle teklifin mecliste daha fazla tartışılmasını engelleyenler, bir an önce çıksın diyenler; 10 gündür kanunu Cumhurbaşkanı onayına göndermiyorlar. Hangi kirli pazarlıkların hesabı yapılıyor. Kaybedeceklerini gördüler, endişeleri, korkuları bundan. Süre kazanma peşindeler.

BU TEKLİF ÇOK AÇIK OLARAK TEK ADAM REJİMİ GETİRİYOR

AKP’nin Devlet Bahçeli desteğinde getirdiği anayasa değişiklik teklifi çok net olarak bir tek adam rejimi öngörüyor.  Demokrasinin olmazsa olmaz koşulu olarak kabul edilen kuvvetler ayrılığını ortadan kaldırıyor, bütün kuvvetleri bir kişide buluşturuyor.  Yani demokrasiye son veriyor.  Bakın daha birkaç gün önce Başkanlıkla yönetilen bir ülke olan Amerika’da ibretlik bir olay yaşandı. Yeni ABD Başkanı Trupm ırkçı bir yaklaşımla bazı islam ülkelerinin vatandaşlarının ABD’ye girmesine yasak koydu.  Demokrat ABD kamuoyu ayağa kalktı. İtiraz etti. “hepimiz Müslümanız” sloganlarıyla yürüyüşler yaptılar. Ve bir Federal Mahkeme  kudretli Başkan Trump’ın bu kararnamesini iptal ediverdi.  İşte kuvvetler ayrılığı bu demek. Yürütmenin yanlış olan, insan hak ve özgürlüklerine, hukuka aykırı olan kararlarını denetleyebilmesi, gerektiğinde iptal edebilmesi demek.  Şimdi bizde aynı zamanda bir partinin genel başkanı da olacak Cumhurbaşkanı tarafından atanacak yüksek yargıçlar böyle bir karara imza atabilecekler mi? Esas sorun budur. Tabii ki bunu yapamayacaklar. Şimdiki pratikler bile bunu yapamayacaklarını ortaya koyuyor.  Genel olarak kuvvetler ayrılığının, yargı bağımsızlığının nasıl yaşamsal önem taşıdığını ABD’de yaşanan bu örnek tüm dünyaya ilan etmiştir. AKP’nin yarattığı yargı düzeninin ve yapmak istedikleri bağımlı yargının dışarıdan nasıl göründüğüne ilişkin somut bir örneği kısa bir süre önce gördük. Yunanistan’a kaçan darbeci askerleri, Türkiye’de bağımsız yargı yok gerekçesiyle Yunanistan teslim etmedi. Şimdi çıkıp bağırıp çağırabiliriz. Batıya ağzımıza geleni söyleyebiliriz. Nitekim Adalet Bakanı Bekir Bozdağ yaptı bunları.  Sonuç değişmiyor. Siz ülkenizde zaten bağımlı olan yargıyı, bir kişiye teslim etmek için elinizden geleni yaparsanız batılı devletlerin eline de çok kullanışlı gerekçeyi vermiş olursunuz.

LAİK TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN YIKIM PROJESİDİR

Ülkemizde AKP’li siyasetçilerin de içerisinde yer aldığı bir kesim modern Cumhuriyeti bir türlü içlerine sindiremedi. Cumhuriyet tarihimizle hep savaş içerisinde oldular. Cumhuriyete kin ve nefret kustular.  Tarihten ve tarihi kişilikler üzerinden yalan ve iftiralarla düşmanlıklar yarattılar. Bu iftiralarını dozunu artırarak sürdürüyorlar.  Kurucu önderlerimiz Atatürk ve İnönü ile hep sorunlu oldular. Akla hayale gelmeyecek yalanlar ürettiler.  Kimi yandaş yazar ve sözcüleri şeytanla işbirliği içerisinde ahlaksızca tarihi gerçekleri çarpıtmaktan geri durmuyorlar.

FETÖ DARBE GİRİŞİMİNİN AMACINA HİZMET EDİLİYOR

15 Temmuzda bu ülke alçakça bir darbe girişimine sahne oldu. Kimdi bunu yapanlar? AKP hükümetinin fikri işbirlikçisi ve hükümet ortağı FETÖ.  15 yıl bu ülkeyi birlikte yönettiler. Haksız ve hukuksuz bütün uygulamaların altına birlikte imza attılar. Yalan, iftira ve düzmece iddianamelerle insanları zindanlara attılar.  Kurdukları bu düzen 15 Temmuzda darbe olarak karşımıza çıktı.  Eğer o gün darbe başarılı olsaydı, darbecilerde rejimi aynı böyle değiştireceklerdi.  Onların yapmak istediği rejim değişikliği şimdi AKP eliyle ve Devlet Bahçeli desteği ile yapılmak isteniyor.  Gerekçe olarak da ülkenin bekaa sorunu gibi ayakları yere basmayan, soyut argümanlar ileri sürüyorlar.

TÜRKİYE’NİN AKP SORUNU VARDIR

Bu ülkenin bir bekaa sorunu varsa bu sorunun tek bir sebebi var oda AKP’dir. 15 yıldır bu ülkeyi tek başına onlar yönetiyor.  Şimdi çıkmışlar tıpkı milletvekillerine yaptıkları şantaj ve tehdidi halkımıza da yapıyorlar. Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuş terörden çok çekmiş halkımıza karşı terör kozunu ileri sürüyor.  Tek adam rejimine evet dediğinizde terör susacak diyor. Normal bir demokraside bu büyük bir skandaldır. Terörü önlemekle görevli bir siyasi çıkıp pişkince bunu söyleyebiliyor.  Şimdi buradan Numan Kurtulmuş’a ve AKP sözcülerine şunları sormak gerekmiyor mu; Bugüne kadar terörü önlemenize ne engel oldu? Başkanlık gelince farklı ne yapacaksınız ki terörü engelleyeceksiniz? Oslo’daki gibi terör örgütü ile tekrar başka bir yerde masaya mı oturacaksınız? Terör örgütü lideri ile İmralı’da neyin pazarlığını yapıyorsunuz? Bir federasyon söz mü verdiniz PKK’ya onun için mi terör susacak? Yeniden çözüm süreci benzeri bir pazarlık süreci mi başlatacaksınız? Bu halk Oslo’yu da, Habur rezaletini de, Dolmabahçe görüntüsü nü de unutmadı. Öfkeli gençler olarak tanımladığınız ve verdiğiniz destekle ülkemizin  başına bela ettiğiniz İŞİD denilen katiller sürüsü ile neyin pazarlığını yaptınız ki İŞİD’in susacağından eminsiniz?  Bu yüzden mi terör örgütleri ile etkili mücadele etmiyorsunuz? Terör örgütleri ile referandum sonrası yeniden müzakere sürecine hazırlanıyorsunuz?  Bir zamanlar yol arkadaşlığı yaptığınız, aynı menzile yürüdüğünüz, hükümet ortağınız, devleti teslim ettiğiniz FETÖ ile mücadeleniz göstermelik midir? FETÖ’cülere bir af getirilmesi ve tekrar aynı yolun yolcusu olma konusunda anlaşma mı yaptınız?  Eğer terörle bir partinin adı yan yana anılacaksa bu parti kuşkusuz AKP’dir. Bu sorumluluklarından kurtulacaklarını, terör pisliğini başkalarına bulaştırabileceklerini sanıyorlarsa yanılıyorlar. Bu millet her şeyi görüyor, biliyor. Yalan, iftira ve çarpıtmalarla sonuç alamayacaklar.  Şimdi çıkmışlar bazı terör örgütlerinin de hayır dediğini, bu nedenle hayır diyen vatanseverlerin onlara yakın durduğu gibi  akıl ve mantık dışı açıklamalarda bulunabiliyorlar.  İnsan her şeyden önce ahlaklı olmak zorundadır. Rekabet bile ahlak kuralları içerisinde olur.  Başbakan dahil bu çarpıtmayı, iftirayı atan AKP’liler şunu iyi bilmeliler ki terör nedeniyle üzerinize yapışan bu pisliği başkasına bulaştıramayacaksınız. Hele hele, bu ülkenin bağımsızlığı, bölünmez bütünlüğü için bedel ödemiş bir geleneği temsil eden Cumhuriyet Halk Partisine hiç bulaştıramazsınız.  Şunu unutmayın o pislik sizin üzerinizde kalacak ve birgün bunun hesabını bu halka vereceksiniz.  Bu çabanız beyhudedir. Bu ülkenin Başbakanı, Bakanları çıkıp halka yalan söyleyemez. Doğruları söyleyerek politika yapacaksınız. CHP’ye iftira atmak kimsenin haddi değildir. Beslemeleriniz ve tetikçileriniz de artık ahlaklı olmak zorundadır. Meydan boş değildir ahlaksız iftiralarınıza en ağır biçimde yanıt verilecektir. Başkanlık toplumun hangi sorununu nasıl çözecek? Bu soruyu bütün vatandaşlarımızın sormasını rica ediyorum.  İşsizlik sorununu nasıl çözecek? Bir çözümü varsa şimdi tek başına hükümetlerinde bunu neden uygulamıyorlar. İşsizlik %12’ye dayandı. Artmaya devam ediyor. Genç işsizliği %20’yi geçmiş. Her beş gencimizden birisi işsiz.  Emekli yurttaşlarımıza soralım. Başkanlık geldiğinde emekli maaşlarınız mı yükselecek. Asgari ücret iki katına mı çıkacak. Yoksulluk ortadan mı kalkacak?  Esnafımızın işleri mi artacak? Kapanan işyerleri yeniden mi açılacak? Bütün bunlar olacaksa nasıl olacak? Onu da açıklasınlar oy verecek olan millet öğrensin. 4 liraya dayanmış dolar düşecek mi yoksa daha mı artacak? Türk parası değer mi kazanacak?  Köylünün ürettiği ürün Başkanlıktan sonra daha fazla para edecek midir? Mazot, yem gibi girdilerin fiyatı mı düşecektir?  Uyguladığı politikalarla ülkeyi ekonomik krize sokan AKP, başkanlıkla krizden nasıl çıkaracak, bunu açıklasınlar.  Getirilmek istenen tek adam rejiminde; her şeye tek adam karar vereceğinden belirsizlik hakim olacak, kimse yatırım yapmaya cesaret edemeyecek. Krizler, iflaslar, işsizlik ve yoksulluk artacak.  Asgari ücreti, fiyatları, maaşları, işçi memur alımlarını tek adam belirleyecek. Kimsenin aklına ihtiyaç duymayan tek adamın aldığı kararlarda uzlaşma gereği duyulmayacağı için çatışma ve kutuplaşma artacak. Toplum bölünecek. Bu yüzden bu anayasa değişikliği bölücüdür diyoruz. Halk seçip Ankara’ya gönderdiği milletvekillerinden, bakanlardan hizmet yapmasını isteyemeyecek.  Camiye, kışlaya, adliyeye siyaset girecek. Buraların hepsi Cumhurbaşkanının partisine göre düzenlenecek.

Hep soruyoruz, sormayı da sürdüreceğiz.  15 yıldır neyi yapmak istediler de kim engel oldu? Ellerine vuran mı oldu? Tabi ki hiçbir engel yoktu. İstediklerini yapabildiler. Öyle iki başlılık falan da olmadı. Tek kişi ne istiyorsa yapıldı.  Hatta seçilmiş Başbakana darbe yapıldı bu ülkede. Kasım seçimlerinde halkın Başbakan olarak seçtiği Ahmet Davutoğlu bir saray darbesi ile görevinden alındı, yerine Binali Yıldırım atandı.  Seçime, seçilmişlere çok önem verdiğini her fırsatta dilinden düşürmeyen AKP zihniyetinin bu olanlar karşısında gıkı çıkmadı.  Nedenin istikrar, iki başlılık, tek başlılık olmadığını artık herkes biliyor.  Öteden beri kafalarında olan bir projeyi 15 Temmuz’u da fırsata çevirerekuygulamaya koyuyorlar.  Bu proje çağdaş Türkiye Cumhuriyetinin yıkım projesidir. Şimdi bu proje yüce Türk Milletinin önüne gelecek.

LİDERLER AÇIKOTURUMDA BAŞKANLIĞI TARTIŞSINLAR

1980’li yılların darbe koşullarında bile siyasi parti başkanları tek kanallı TRT’de açık oturuma çıkıp tartışabiliyorlardı.  Şimdi biz diyoruz ki bu çok önemli konuda siyasi partilerin liderleri çıksın tartışsınlar. Ne var bunda. Neden kaçıyorlar. Hatta kendi yandaş kanallarında tartışsınlar. Biz buna da varız.   Kim neyi  savunuyorsa bir açıkoturumda tartışsın. Tüm dünyada bu böyle oluyor. Halkın önünde şeffaf bir şekilde liderler anlatsınlar. Bizim Genel Başkanımız bu çağrıyı yapıyor? Sayın Bahçeli ve Başbakan da evet desinler ve birlikte çıkıp tartışsınlar. Kendilerinin savunamadığı bir sistemi, savunmaktan imtina ettiği bir rejimi şimdi gelmişler halka dayatıyorlar, bunu kabul edin diyorlar.

TÜM HALKIMIZA ÇAĞRIMIZDIR; BU YIKIM PROJESİNE BİRLİKTE KARŞI DURALIM

Buradan ayrımsız tüm halkımıza bir çağrıda bulunmak istiyorum. Hangi partiye oy vermiş olursanız olun, ülkemizin geleceğini karartacak bu projeye karşı durun.  Bu halk kurtuluş savaşında bu birlik ve beraberliği gösterdi. Yedi düvele karşı özgürlük ve bağımsızlığını savundu. Şimdi yine aynı tehlike ile karşı karşıyayız. Kendi ikballerini, vatan ve milletin önünde tutanların ülkemizin geleceğini karartmasına izin vermeyelim.

BİR KİŞİNİN SINIRSIZ İKTİDAR HIRSINA BOYUN EĞMEYELİM

Bir kişinin kişisel hırs ve sınırsız iktidar arzusuna boyun eğmeyelim. Çocuklarımızın, torunlarımızın yaşayacağı güzel ülkemizin kaderini şansa bırakmaya hiç birimizin hakkı yok. Büyük Atatürk’ün dediği gibi “söz konusu vatansa, gerisi teferruattır” . Ve şimdi söz konusu olan vatandır, özgürlüğümüzdür, bağımsızlığımızdır.  Siyasi görüş ve davranışlarımızı bir kenara koymak ve hep birlikte bu ucubeye karşı koymak zorundayız. Ben halkımızın özgür iradesinin ülkemizin bir felakete sürüklenmesine izin vereceğine inanmıyorum.  Beni dinlediğiniz için teşekkür ediyor,  saygılarımı sunuyorum” dedi.

 

 

 

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.