NEDEN HAYIR 

Yazar Hakkında Son YazılarıAbout İbrahim KIZILERBU NEYİN REFERANDUMU?  – 24 Mart 2017 “HAYIR” BEN TERÖRİST DEĞİLİM  – 3 Mart 2017REFERANDUM SONRASI  – 17 Şubat 2017EVET ÇIKARSA NE OLUR – 10 Şubat 2017NEDEN HAYIR  – 3 Şubat 2017YENİ ANAYASA REFERANDUMU  – 27 Ocak 2017TÜRKİYE’NİN ÇIRPINIŞLARI – 20 Ocak 2017 SEVR Mİ?- LOZAN MI?  – 13 Ocak 2017HALEP Mİ? PKK […]

NEDEN HAYIR 

İktidarın söylediğine göre çok yakında ülkemiz bir Referandum’a gidecek. Referandum konusu hepimizin bildiği gibi “Cumhurbaşkanlığı görünümlü Başkanlık anayasası değişiklik paketi. Bu anayasa değişiklik paketine neden hayır diyeceğim.

 

Ülkemizin içine çekildiği karanlık ortamda sanki başka hiçbir derdimiz kalmamış gibi, sanki mevcut anayasaya her ortamda ve her şartta uyuluyormuş da, Laik demokrat parlamenter sistem ülkemizin gelişmesi, kalkınması, terörle mücadelede ve komşu ülkelerle ilişkilerimizin geliştirilmesi önünde engelmiş gibi. Ülkede barış ve kardeşliğin sağlanmasına engel oluşturuşmuş gibi, bir algı yaratılmaya çalışılmasını anlayamıyorum.

 

İşsizliğin arttığı, ülkenin her tarafında terör olayları olduğu, her gün Şehit haberlerinin geldiği, çiftçinin fakirleştiği, Benzinin 6 liraya, mazotun 5 liraya dayandığı, Ekonominin iflas ettiği ortamları düzelteceğimiz yerde maalesef Referanduma gidiyoruz. Ülkemiz anayasa değişikliği adı altında Hükümdar yetkilerine sahip, ama adı Cumhurbaşkanı olan(Bu akşam haberlerde RTE “Başkanlık geliyor, hadi çalışın bakalım” diye bir cümle sarf etti ) , bütün güçleri elinde bulunduran tek kişinin iktidarına sürüklenmektedir.

Anayasalar toplumsal uzlaşma ve mutabakat metinleridir. Hiçbir anayasal kurumun ve halkımızın görüşü alınmaksızın yapılmak istenen anayasa değişikliği halkımızın bir talebi olarak ortaya çıkmamıştır. Bu anayasa değişikliği, henüz teklif aşamasında bile toplumu birleştirmek yerine ayrıştırıp bölmeye başlamıştır. Devletin ve rejimin bekası söz konusudur.

Toplumun her kesimini temsil eden TBMM’si yerine, bir kişiye göre anayasa yapıp kalıcı hale getirmek, demokrasi değil tek adam rejimidir. Yasama, yürütme ve yargıyı tek elde toplamak, Toplumu ve milleti yok saymaktır. Ülkeyi teslim edeceğimiz kişi her istediğini yapabilecektir. Cumhurbaşkanı, başbakan, bakan, genelkurmay başkanı, meclis başkanı olacak ve bizler buna demokrasi diyeceğiz. Yapılmak istenen parlamenter sistemi ortadan kaldırarak ülkeyi, insanların hak ve özgürlüklerini bir kişiye teslim etme girişimidir. Bu bir kişi dünyanın en demokrat insanı bile olsa, bu kadar yetki ve sorumsuzlukla bizim ülkemizde bir diktatöre dönüşür.

Geldiğimiz süreçte mesele CHP, MHP, HDP, AKP meselesi değildir. Şu anda anayasa değişikliği teklifini sanki bir genel seçimmiş, partiler arasında bir tercih yapılıyormuş gibi ele almak çok yanlıştır. Meselemiz, bir siyasi parti genel başkanına hâkimleri atama yetkisi veriyor muyuz, vermiyor muyuz? Bu  siyasi parti genel başkanına TBMM’sini dilediği zaman feshetme yetkisi veriyor muyuz, vermiyor muyuz? Cumhurbaşkanı seçilecek siyasi parti genel başkanı TBMM’yi feshettikten sonra yeni mecliste yer alacak isimlerini yazma yetkisine sahip olmalı mı, olmamalı mı? Tüm bakanları o siyasi parti lideri atayacak mı, atamayacak mı? Yani Türkiye Cumhuriyeti’nin anahtarını biz bir siyasi parti genel başkanına vermeli miyiz, vermemeli miyiz? İşte asıl sorun budur. Bu soruları cevaplarken mevcut cumhurbaşkanının kim olduğunu düşünerek hareket etmemeliyiz. Mevcut cumhurbaşkanını sevmek, sevmemek, saymak ve saymamak yukarda sıraladığım sorunlardan ayrı bir konudur. Bu ne bir kişinin ne de bir partinin meselesi olmamalıdır. Bu, ülkemizin ve çocuklarımızın geleceği meselesidir.  Türkiye cumhuriyeti hepimizin devletidir. Konu bir kişinin çok ötesindedir. Çünkü Türkiye Cumhuriyetinin geleceği hepimiz açısından çok daha önemlidir.

Bu sorun, sadece bir muhalefet partisinin sorunu değildir. Getirilmek istenen  sistem değişikliği değil Rejim değişikliğidir.  Ben CHP’liyim ama, getirilmek istenenCumhurbaşkanlığı sisteminde kazanacak olan CHP’li de olsa, MHP’li de olsa, HDP’li de olsa ona da karşı olurum.  Yapılmak istenen doğru değildir. Bütün yetkiler bir kişiye verilemez. Bu sorun, kendisini demokrat olarak gören, ülkesini seven, bayrağını seven, adını ve kimliğini nasıl tanımlarsa tanımlasın hepimizin ortak sorunudur. İster kendini ülkücü tanımlasın, ister milliyetçi tanımlasın, ister devrimci tanımlasın, ister muhafazakâr, ister dindar, nasıl tanımlarsan tanımlasın ülkemizin ve çocuklarımızın geleceğini düşünüyorsak “HAYIR” demeliyiz. Yurttaşların hür iradeleriyle seçtikleri Milletvekillerinden oluşan TBMM’ni feshetmek, Milli iradeyi yani halkı feshetmektir. Kendisini halkın üstünde görmektir, onun için “HAYIR” demeliyiz.

İbrahim Kızıler

 

 

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.