" />
bayan escort kuşadası
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir
USD
3,5102
EURO
4,1897
ALTIN
145,8417

ŞAİRHANE; ABDAL MUSA SULTAN  

Şairhanemizin bu haftaki konuğu Anadolu’nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan. Aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünür olan Abdal Musa Sultan aslen Horasan’lıdır. Azerbaycan’ın Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, “Hoylu” olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli’nin amcası Haydar Ata’nın oğlu, Hasan Gazi’nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesine göre “Kösre Musa” […]

ŞAİRHANE; ABDAL MUSA SULTAN  
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Şairhanemizin bu haftaki konuğu Anadolu’nun ünlü erenlerinden ve ermişlerinden olan Abdal Musa Sultan.

Aynı zamanda ünlü bir ozan ve düşünür olan Abdal Musa Sultan aslen Horasan’lıdır. Azerbaycan’ın Hoy kasabasına gelmiş ve bir süre orada yaşamış olduğundan, “Hoylu” olarak tanınmıştır. Hacı Bektaş Veli’nin amcası Haydar Ata’nın oğlu, Hasan Gazi’nin oğludur. Kaygusuz Abdal Menkıbesine göre “Kösre Musa” adıyla da anılır.

Abdal Musa Sultan, Horasan Erenlerinden ve Hz. Peygamber soyundandır. 14. yy. da yaşadığı ve Osmanlıların Bursa’yı fethi yıllarında Orhan Bey’in askerleriyle savaşlara katıldığı ve büyük yararlıklar gösterdiği tarihi kaynaklarda yazılıdır. Hacı Bektaş Veli’nin önde gelen halifelerindendir. Payesi sultanlık, mertebesi “Abdallık”. Pir evindeki hizmet postu ise, “Ayakçı Postu”dur. Bu post Bektaşi tarikatındaki on iki posttan on birincisi olup, diğer adı ”Abdal Musa Sultan Postu”dur. Ayakçılık, Abdallık mertebesidir.

Elmalı, Tekke köyündeki dergahı, ilk Bektaşilerin dört büyük “Asitanei Bektaşiyan” dan biridir. Ancak, Anadolu’nun inanç coğrafyasında seçkin bir yeri, etkin bir gücü olan Abdal Musa Sultan adına daha birçok yerde makam ve mezarlar yapılmıştır. Birçok yazar ve araştırmacı, bu büyük savaşçı ve düşünürü konu alan araştırmalar yapmışlardır. Bazılarına göre, Abdal Musa Sultan; Bursa’nın fethine katıldıktan sonra Manisa, Aydın ve Denizli yöresinde bulunmuş, daha sonra da Türkmen ve Yörüklerin yoğun bulunduğu Elmalı yöresinde tekkesini kurmuştur. Ayrıca Denizli’de yatan “Büyük Yatağan Baba”dan esinlendiğini de belirtmişlerdir.

Abdal Musa Sultan, Elmalı yöresinde kurduğu tekkesinde sayısız kişiler irşad etmiş (uyarmış) ve bunlar arasında büyük ozanlar yetişmiştir. Bunların en ünlüsü de, Alevi-Bektaşi edebiyatın abidelerinden sayılan Kaygusuz Abdal’dır.

Ancak, onunla ilgili olarak Abdal Musa Sultan Velâyetnamesi’nde konu edilen söylenceyi yeri gelmişken aktarmadan geçmeyelim:

”Alaiye reyinin oğlu Gaybi, Abdal Musa’ya derviş olup, Kaygusuz adını alınca, babası oğlunu kurtarmak ister. Tekke Beyi’nin yardımını talep eder. Tekke Beyi de Kılağılı İsa adlı pehlivan yiğidini Abdal Musa’nın tekkesine yollar. İsa, dergâha varır ve kapıya gelince: Çağırın bana Abdal Musa’yı diye gürler. Ancak, atı ürker ve İsa’yı sırtından atar, sürükleyerek parçalar.

Tekke beyi bu olaya çok sinirlenir ve ordusuyla harekete geçer. Abdal Musa Sultan’ı yakmak için öbek öbek odunlar yığılır. Ateşler tutuşturulur. Abdal Musa Sultan’da üç yüz kadar müridi ile semah ederek yola koyulur…

Bu öyle bir geliş ki, onlarla birlikte dağlar, ağaçlar, kayalar da beraber yürür Dervişler bir gülbank çekip ateşe girer. Ateş onları yakmaz, onlar ateşi söndürürler.

Bu manzarayı gören Kaygusuz’un babası, duruma hayranlıkla bakar Abdal Musa’nın ellerini öper ve geriye döner. Kaygusuz bu dergâhta kırk yıl hizmet eder…”

Abdal Musa Sultan’ın kerametleri, kendi adı verilen Velayetname’de anlatılır. Abdal Musa Sultan Velâyetnamesi, günümüz Türkçesi ile Ali Adil Atalay tarafından beşinci kez olarak yayınlanmıştır. Kerametlerinden biri de şöyle: “Abdal Musa Sultan, bir pamuk içine kor halinde bir ateş parçasını müritlerinden biriyle, Geyikli Baba’ya gönderir. Geyikli baba da, ona bir bakraç içinde geyik sütü gönderir. Bu kerametin, yorumu da, “hayvanatı iradesine bağlamak, bitkilere hükmetmekten zordur” şeklindedir.

Şair, düşünür, Horasan ereni Abdal Musa Sultan’ın keramet ve erdemleri yedi yüzyıldan bu yana dillerde söylenir durur. Antalya, Elmalı ilçesine bağlı Tekke köyündeki türbesi, 14. yy.’da Selçuklu mimarisi örneğinde yapılmıştır. Tekke hakkında en önemli bilgiyi 17 yy. da burayı ziyaret eden ünlü gezgin Evliya Çelebi, Seyahatnamesinde vermiştir. Bu bilgilere göre tekkenin kubbesindeki altın âlem, beş saatlik yerden görülüyormuş. Abdal Musa Sultan sandukası başucunda seyyid olduğunu gösteren yeşil imamesi durur. Tekkenin etrafında bağ ve bahçeler uzanır, Misafirhaneler, kiler, mutfak meydanlar gibi birçok ek binalar varmış. Mutfakta kırk derviş hizmet eder. Meydanın dışında ayrıca büyük bir misafirhane bulunur ki, üstü konak, altı ise iki yüz at alacak kadar büyük bir ahırdır. Misafir hiç eksik olmaz.

Tekke yapıldığı günden beri mutfağında hiç ateş sönmemiştir. Tekkenin çok zengin vakıfları vardır. On binden fazla koyunu, bin camuzu, binlerce devesi ve katın, yedi değirmeni ve daha birçok varlığı ile üç yüz elli yıl önceki Abdal Musa Sultan tekkesinin çok büyük zenginliklere sahip bir kurum olduğunu belirtiyor. Evliya Çelebi…

Yeniçeri Ocağı’nın kaldırılmasından sonra dağıtılan tekkeler arasında Abdal Musa Sultan tekkesi de nasibini almıştır. 1242 (1829)’da hükümetçe gönderilen memurlar tarafından, dergâhta mevcut bütün eşyalar ve binlerce canlı hayvan satılıp defteri İstanbul’a gönderilmiştir. Bu hal tekkelerin 1925’de kapanmasına kadar yaşanmıştır.

Değişik dönemlerde onarım gören Tekke, zaman içinde yıkılmış, günümüzde ise sadece Abdal Musa Sultan türbesi kalmıştır. Türbede, Abdal Musa, annesi, babası, kız kardeşi ile Kaygusuz Abdal’ın kabirleri vardır.

Tekke’nin giriş kapısındaki kitabe yazısının bir beyt’ini aşağıya alıyoruz:

Edeble kıl ziyaret bir makaam-ı alişandır bu

Füyuz’u Hakk’a menba asitan-ı aşikaandır bu.

Önce de belirtildiği gibi; Aleyi-Bektaşi şiirine ”nefes”adı verilir. Alevi-Bektaşi şiiri de, genellikle Yunus Emre’nin şiirinden etkilenmiştir. Bu şiir, daha sonra Abdal Musa ile yönünü çizmiş ve Kaygusuz Abdal’la beslenerek doruğuna erişmiştir. Abdal Musa’nın günümüze kadar gelen şiirleri çok azdır. Ancak az da olsa, bu şiirler, Alevi-Bektaşi edebiyatının seçkin örnekleri sayılır. Bu şiirlerle Alevi-Bektaşi edebiyatı kesin anlam kazanmıştır.

KAYNAK;     http://www.turkuler.com/ozan/abdalmusa.asp

http://www.siirdefterim.com/

NEFESLERİ:

KİM NE BİLÜR BİZİ NİCE SOYDANUZ

Kim ne bilür bizi nice soydanuz

Ne zerre ottan ne hod sudanuz

 

Bizim meftunumuz marifet söyler

Biz Horasan mülkündeki baydanuz

 

Yedi deniz bizim keşkülümüzde

Hacem umman ise biz de göldenüz

 

Hızır İlyas bizim yoldaşımızdır

Ne zerrece Günden ne de Aydanuz

 

Yedi tamu bize nevbehar oldu

Sekiz uçmak içindeki köydenüz

 

Bizim zahmımıza merhem bulunmaz

Biz kudret okuna gizli yaydanuz

 

Turda Musa durup münacat eyler

Neslimizi sorarsanız ”Hoy” danuz

 

Ali geldi adım bahane

Güvercin donunda kondum cihana

 

Abdal Musa oldum geldim zemana

Arif anlar bizi nice sırdanuz.

 

HORASAN’ DAN RUM’A ZUHUR EYLEYEN

Horasan’dan Rum’a zuhur eyleyen

Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

Binip cansız duvarları yürüten

Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

 

Doksan altı bin Horasan Pirleri

Elli yedi bin de Rum erenleri

Cümlesinin servirazı serveri

Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

 

Balım Sultan arkadaşı, yoldaşı

Kızıldeli Sultan dürür hem eşi

Abdal Musa Sultan dersen ne kişi

Pirim Hacı Bektaş Veli değil mi?

 

HOCAMDAN BÖYLE ALDIM DERSÜMİ

Ben hocamdan böyle aldım dersümi

Okur idi meliften baya deyu

Kimse bilmez şu dünyada sırrımı

Ta ezelden çağırırım Hû deyu

 

Kimi azadlayup kimi fakıdır

Kimin döğüp kimin söğüp okudur

Dediler bu meydan kimindir hakkıdır

Kim dedi ki şu murdarı ye deyu

 

Evvel ekşi narken üzüm çoğ iken

Davut sofradayken biçak yuğ iken

İsmail” e inin kurban sağ iken

Kim dedi şu lokmayı soy deyu

 

Fatma ana can Ali” nin gülünü

Miraçtan inerken öpmüş elini

Hak, Yezid” e kokturmadı gülünü

Muhammed” in yadigârı bu deyu

 

Abdal Musa”m anda bir dolu içtim

İçtim ol doluyu kendimden geçtim

Aşk ateşine yandım tutuştum

 

MUHAMMED ALİ’ NİN KILDIĞI DAVA

Muhammed Ali” nin kıldığı dava

Yok meydanı değil, var meydanıdır

Muhammed kırklara neyiz eyledi

Âr meydanı deği er meydanıdır

 

Kırklar özünü bir araya kodular

Anlar cenazesin susuz yudular

Deveyi gördün mü gördüm dediler

Ört elini eteğin sır meydanıdır

 

Varlığın yerde ara bulasın

Gezdiğin yerlerde makbul olasın

Sakla sırrını kim settar olasın

Çek çevir kendini kâr meydanıdır

 

Ne diyeyim şu erkânı kurana

Yuf çekerler bu meydana yalana

Üç yüz altmış merdiveni bilene

Kör meydanı değil, gör meydanıdır

 

Abdal Musa Sultan gerçek er ise

Ali” yi sevenler muhip yar ise

Hakkı” nı maksuduna erem der ise

Urganı boynunda dâr meydanıdır

 

HÜSEYİN EROĞLU

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.