" />
kuşadası escort
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir

YALNIZ İNSAN

  Günümüz insanı yoğun şehir yaşantısından bıkıp kendini sakin köşelere atmak, insanlardan uzaklaşmak için çok uğraş veriyor hatta bunun için servet değerinde paralar ödeyip tatillerini sessiz ortam sağlayan yerlerde geçirmeye çalışıyorlar. Günlük yaşamımız içinde o kadar kalabalıklar içinde yaşıyoruz ama bu kalabalıklar içinde yalnız olduğumuz gerçeğini de yadsıyamıyoruz. Etrafınızdaki kişileri bir gözden geçirin. Kaç tanesiyle […]

YALNIZ İNSAN

 

Günümüz insanı yoğun şehir yaşantısından bıkıp kendini sakin köşelere atmak, insanlardan uzaklaşmak için çok uğraş veriyor hatta bunun için servet değerinde paralar ödeyip tatillerini sessiz ortam sağlayan yerlerde geçirmeye çalışıyorlar.

Günlük yaşamımız içinde o kadar kalabalıklar içinde yaşıyoruz ama bu kalabalıklar içinde yalnız olduğumuz gerçeğini de yadsıyamıyoruz. Etrafınızdaki kişileri bir gözden geçirin. Kaç tanesiyle oturup konuşabiliyorsunuz, dertleşebiliyorsunuz? Dertleşip konuştuğunuz o kişiler ile aranızda bir menfaat çatışması girdiğinde tekrar eskisi gibi konuşabiliyorsanız o kişi yanınızda tutabileceğiniz, arkadaş diyebileceğiniz kişidir.

Mevlana yakın çevresiyle dolaşırken yerde birbirine sarılıp yatan iki köpek görmüşler. Yanındakilerden birisi ne kadar dost görünüyorlar değil mi demiş.

Mevlana da öyle göründüğüne bakma, aralarına bir kemik parçası at bakalım ondan sonra da bu şekilde görünecekler mi demiş.

Bir taraftan kalabalıklar içinde yalnız yaşarken diğer taraftan da insanları tanıdıkça ne kadar yalnız olduğumuz perçinleniyor. Kendimize yakın hissettiğimizi zannettiğimiz insanların iç dünyalarına daldıkça, onları daha yakından tanıdıkça birçok gerçeğini bilmediğimizi, bizden ne kadar uzak olduklarını da görebiliyoruz.

Teknoloji günden güne hızlı bir şekilde gelişiyor. Bununla beraber iletişim kanalları da çok hızlı değişiyor. Evlerimize önce radyo sonra da televizyon girdi. Daha sonra bunların yerini internet ve sosyal paylaşım ağları aldı. İletişim kaynakları evreni ayaklarımızın altına getirirken, dünya ile bütünleştirip binlerce kilometre ötedeki insanları bize yaklaştırırken yanımızdaki insanı da bizden uzaklaştırmaya başladı.

Değerli zamanımızın çok uzun bir dilimini televizyon karşısında hiçbir değeri olmayan programlar seyrederek harcıyoruz. Geri kalan önemli bir kısmını da internet turu yaparak geçiriyoruz ama yanımızdaki insanlarla konuşmayı, sohbet etmeyi unutuyoruz. Hatta en yakınımızdaki insanları bile sosyal medyadan takip edip tanımaya çalışıyoruz. Ama onlara dokunmadan, oturup karşılıklı sohbet etmeden, onun olaylar içerisindeki hal ve hareketlerini gözlemlemeden tanımak mümkün olur mu?

Eskiden kendimize ait tek katlı, müstakil, bahçeli evlerimiz vardı. Bu zamanlarda en yakın çevremizi komşularımız ve sokak arkadaşlarımız oluşturuyordu. Komşularımız hem en yakın dert ortağımız hem de en yakın yardımcılarımızdı. Başımız sıkıştığı zaman ilk koştuğumuz kişiler o komşularımız oluyordu. Oysa şimdi o tek katlı, bahçeli evlerin yerlerini gökyüzüne doğru uzayan binalar almaya başladı ve bu binalarda çoğumuz karşı kapıdaki komşumuzu bile tanımıyoruz.

Çok katlı binalarda kendimizin sınırladığı yalnız dünyalardan çıkarak iş yerlerimize gidiyoruz ve iş yerlerimizde de birçok iş arkadaşımız oluşuyor. Fakat bu iş yerlerinde de gerçek arkadaşlık bağları kuramıyoruz. Zoraki oluşan bu arkadaşlıklar çoğu zaman aradaki iş bağı yok olup gidince ortadan kayboluyor. Kaybetmeyip de dostluklarını sürdürenlere ne mutlu!

İnsanoğlu sonuçta sosyal bir varlık. Ne kadar gürültüden, kargaşadan kaçmak istese de belirli bir zaman sonra yine o insanlardan kopamıyor ve onlarla beraber olmaya çalışıyor. Çünkü insan üzüntülerini, sevinçlerini, başarılarını, hayat hikayelerini yakınında olanlarla paylaşmak ister her zaman. Paylaştıkça rahatlar ve kendini toplumun bir parçası olarak görür. Bundan dolayı insan çevredekiler ile oturup konuşmak, onlarla iletişime geçmek zorunda.

Bu açıdan bakınca çoğumuzun aylak yuvası olarak gördüğü kahvehanelerimiz bana insanların bir araya geldiği, oturup konuşabildiği yararlı mekanlar olarak görünür. Akşam iş çıkışında yol üstünde uğradığımız ve bir iki tanıdığı görüp sohbet ettiğimiz kafe ve benzeri yerler de bunun için faydalıdır. Hem günün yorgunluğunu üzerinizden alır hem de eve gitmeden önce üzerinizde biriken kötü elektriği de alıp götürür.

Biz insanlar! Sosyal bir varlığız. Toplumdan kendimizi soyutlayamayız. Ne kadar yalnızlığa ihtiyaç duyduğumuz zamanlar olsa da sonuçta tekrar içine karışacağımız insanlarla oturup karşılıklı göz göze temas etmemiz, onların sıcaklığını hissetmemiz gerekiyor.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.