" />
bayan escort kuşadası
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir
USD
3,5091
EURO
4,1877
ALTIN
145,7614

ADALET Mİ? BAŞKANLIK MI?

Sürekli gündeme getiriyor sürekli yazıyoruz. Yaşam şartlarının ağırlığı altında ezilen vatandaşların içinde bulundukları zorlukları sürekli yazıyoruz. İnsanlar aç. İnsanlar işsiz. İnsanlar yoksul. İnsanlar fakir. İnsanlar huzursuz. İnsanlar mutsuz. İnsanlar düşük ücretler ile çalışırken modern çağın köleleri. Bu insanlar neden bu halde diyen var mı yok! Onların halini anlayan var mı yok! Onların sorunlarına çözüm üreten […]

ADALET Mİ? BAŞKANLIK MI?
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Sürekli gündeme getiriyor sürekli yazıyoruz. Yaşam şartlarının ağırlığı altında ezilen vatandaşların içinde bulundukları zorlukları sürekli yazıyoruz. İnsanlar aç. İnsanlar işsiz. İnsanlar yoksul. İnsanlar fakir. İnsanlar huzursuz. İnsanlar mutsuz. İnsanlar düşük ücretler ile çalışırken modern çağın köleleri. Bu insanlar neden bu halde diyen var mı yok! Onların halini anlayan var mı yok! Onların sorunlarına çözüm üreten var mı yok! Tabandaki vatandaşın durumu böyle iken, “tepedekilerin rahatı” nasıl görelim. Onlar tok! Onların gelirleri yüksek! Onlar varlıklı!  Onlar zengin! Onlar çok huzurlu! Onlar çok mutlu! Onlar paraları ile modern çağın kölelerinin efendisi!

Bu çelişkili durum geçmişten günümüze; başımıza hangi hükumet, hangi kişi geldiyse böyle sürüp gidiyor. Sanırım uzun bir süre daha da böyle sürüp gidecek. Ülkemizde insanlar yaşamsal sorunları ile boğuşurken yönetenlere bakıyoruz “bazılarının millet- bazılarının halk” dediği bu ülke insanları, sorunlarını aşmaları için kendilerine uzatılan bir eli göremiyor ne yazık! Sorunlara uzanması gereken bu el “Devlet Baba” eli olması gerekirken bu günlerde bakıyoruz ki Devlet Baba devlet Baba olmanın ötesinde akıl almaz işler ile meşgul durumda. Devlet Babanın ne yapmak istediğini anlamak için ya iktidar yandaşı olmak, ya da Devlet Babadan ihale almak için sırada bekleyen olmak gerekiyor.  Devlet Babanın başında bulunanlar kendi hesaplarını yapmanın derdine düşmüşler iken; kim takar senin halkının-milletinin açlığını, işsizliğini, yoksulluğunu, fakirliğini, huzursuzluğunu, mutsuzluğunu, köleliğini.

Başımızdaki baba bu günlerde kendi rejimini kurmak için kolları sıvadı. Tüm hesaplarını konumunu nasıl yasal hale getiririm derdine düştü.  Anayasa değişikliğini Meclisten geçirip en yüksek makamın onayından sonra bir referandum sürecini önümüze getirdiler koydular.

Tamam, hadi kendi görüşleri bu yöndedir diye düşünerek içimizden gelmese de referanduma saygılı bir şekilde katılarak; Evet ya da Hayır dedik. Peki, getirmek istediklerine rejim değişikliği mi desek! Parlamenter sistemin sonu mu desek! eyvallah dediğimizi var sayalım.

Görünüşe göre bunun adına Cumhurbaşkanlığı sistemi mi başkanlık sistemi mi ne derlerse desinler Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlarını evet diyeniyle hayır diyeniyle %100 nü kucaklayan bir rejim ya da sistem mi olacak. İnsan bunu çok merak ediyor.

Fakat 15 Temmuz fetö darbe girişiminden sonra ilan edilen olağan üstü hal uygulamasına istinaden çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnameler ile çok belirsizlik kazandı. Bu belirsizlik son olarak meslekten ihraç edilen akademisyenleri buna belirgin bir örnek gösterebiliriz.

Yıllarca fetö terör örgütü ile mücadele etmiş, zamanında fetö tehlikesini gören; devleti bu tehlikeye karşı uyaran, akademisyenlerin mesleklerinden atılması gösteriyor ki bu günkü Anayasa değişiklik tasarısını hazırlayanlar kendileri gibi düşünmeyenleri çeşitli bahanelerle saf dışı etmekte kararlı.

Bu Cumhur-BAŞKAN-lığı sistemini getiren Anayasa değişikliği yapılacak referandum sonucunda evet çıkarsa; vay onlar gibi düşünmeyenlerin haline. Referandum takvimi aşağı yukarı belli ama, propaganda süreci resmen başlamadan hayır verecek kişilere şimdiden kara propaganda ile yok PKK hayır diyor, fetö hayır diyor CHP de onlarla birlikte hayır diyor diyerek, hayır oyu verecek vatandaşı başlattıkları kara propaganda ile etkileyip korkutarak kendileri için evet demek zorunda bırakıyorlar. Hele birde evet çıkarsa; korkarım hayır veren insanlar tespit edilip; PKK ılı fetöcü yaftalamaları ile haklarında nasıl bir işlem yapılacağı meçhul.

Aslında yapmak istedikleri Cumhur-BAŞKAN-lığı- rejimi çok kötü bir rejim olmasa gerek. Yalnız burada oturup düşünmek gerek. Hangi ülkelerde başkanlık sistemi var diye. Dünya coğrafyasında bulunan ülkeler arasında başkanlık sistemiyle yönetilen 42 ülkeye baktığımızda dünyada ekonomik olarak en gelişmiş 20 ülkenin 5 tanesi başkanlık, 2 tanesi yarı başkanlık; “10 tanesi… Dikkat yarısı! Parlamenter sistem”, 1 tanesi tek partili hükumet modeli, 1 tanesi meclis hükumeti modeli, 1 tanesinde mutlak monarşi sistemi uygulanmakta.  Dünyada 42 ülke başkalık sistemi ile yönetilirken “en ileri ülkeler ile en geri kalmış ülkelerde” başkanlık sistemini görmekteyiz.

Başkanlık geri kalmış ülkelere monarşi getirirken, gelişmiş ülkelere Adalet getirdiğini görmekteyiz.

Başkanlık sisteminin Adaletin üstün kılındığı ülkelere örnek göstermek gerekirse; ABD’nin çiçeği burnunda yeni başkanı Trump’un yedi Müslüman ülke vatandaşlarına Amerika birleşik devletlerine giriş yasağı koymasına federal bir yargıcın adaletli bir karar vererek bu kararnameyi askıya alması oldu.  Sonrasında ABD başkanı ne yaptı. Kararı temyiz mahkemesine götürdü. Temyiz mahkemesi federal yargıcın karanını yerinde bulup, ABD adaleti, ABD başkanına HAYIR diyebildi.

Şimdi burada bizim evet diyenlere sormak lazım.  Cumhurbaşkanımız Tayyip Erdoğan tarafından çıkarılan bir kararnameyi kendi atadığı bir mahkeme başkanı iptal edebilecekse buyurun hep birlikte evet demeye. (15 yıldır atadığı bürokratlardan Adaletli bir davranış görmedik) Adaletin üstün kılındığı bir rejime ister Cumhur-BAŞKAN-lığı ister parlamenter sistem olsun Türk halkı olarak o kadar hasretiz ki!

-Sistemin adı ne olursa olsun, değil BAŞKANLIK; illa da ADALET OLSUN diyoruz.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.