" />
bayan escort kuşadası
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir
USD
3,5195
EURO
4,1823
ALTIN
146,5100

   SAĞLIKSIZ TOPLUM

Son bir hafta içinde çeşitli nedenlerle değişik hastaneleri gezip görme, onları daha yakından tanıma şansım oldu. Bu hastanelerin bir kısmı devlet, bir kısmı üniversite, bir kısmı da özel hastaneydi. Hangi hastaneye gidersem gideyim göze çarpan ilk şey hangi saat olursa olsun tüm koridorların, bekleme yerlerinin tamamen dolu olmasıydı. Kemeraltı’nın akşamüzeri insan panayırını andıran halinden bir […]

   SAĞLIKSIZ TOPLUM
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Son bir hafta içinde çeşitli nedenlerle değişik hastaneleri gezip görme, onları daha yakından tanıma şansım oldu. Bu hastanelerin bir kısmı devlet, bir kısmı üniversite, bir kısmı da özel hastaneydi.

Hangi hastaneye gidersem gideyim göze çarpan ilk şey hangi saat olursa olsun tüm koridorların, bekleme yerlerinin tamamen dolu olmasıydı. Kemeraltı’nın akşamüzeri insan panayırını andıran halinden bir farkları yoktu.

İnsan bu kadar kalabalığı görünce doğal olarak şu soruyu sormadan geçemiyor; biz bu kadar sağlıksız bir toplum muyuz?

Bu manzarayı bir Avrupa, kuzey Amerika ülkesinde görmemiz mümkün mü? Değil tabii ki! Gerek buralarda yaşayan tanıdıklarımızdan sorduğumuz, gerekse kendi gözlememize dayanarak buradaki hastane koridorlarının tamamen boş olduğunu görebiliyoruz.

Kalabalık göze çarptıktan sonra insan manzaralarını da radarıma aldım ve izlemeye takıldım. Manzara, belgesellerde gördüğümüz o hali perişan durumdaki kara Afrika insanlarından farklı değildi. İnsanlar evden aceleyle çıkmış, üstüne ne bulduysa geçirmiş, o soğuk havada açık terlik giyerek gelmiş, üstü başı perişan durumda yüzlerce insan gözümün önünde duruyordu. Bir de sanki sözleşmiş gibi kadınların hepsi tek tip bir pardesü giymiş, ortam hastaneden çok cezaevi koridorlarına dönmüştü. Tek tipleştirme bu olsa gerek. Bir zamanlar kominist Çin’e kızardık insanları bu şekilde tek tip giydirdiği için. Geldiğimiz nokta o kominist Çin’den farklı değil.

Şimdi çoğunuz diyecektir, arkadaş gittiğin yer hastane. Ünlü markaların satıldığı o büyük alışveriş merkezleri, çarşılar değil ki insanlar o şekilde şık giyinip gitsinler. Ben de bunu anlatmak istiyorum. Bahsettiğim o hastane koridorları acil polikliniği değil, normal polikliniklerdi. İnsanlar öyle aceleyle evden çıkıp acile yetişmek için değil, normal şekilde randevu alıp sırasını bekleyerek tedavi görmeyi bekleyen insanlardı. Dolayısıyla evde ne giyiyorsa o şekilde dışarı çıkacak halde değillerdi. Onları o halde oraya getiren durum üstlerine başlarına bir şeyler alacak durumda olmamaları, yeterli beslenip yeterli gıdayı alamadıkları için de sağlıklı bir şekilde beslenememeleri ve bu yüzden sık hastalanarak o koridorları ağzına kadar doldurmalarıydı.

Nedense biz sağlık konusunu hep tersten giderek çözmeye kalktık. Yeni hastaneler yaparak, onları özelleştirerek sağlıklı bir toplum yaratabilir misiniz? İnsanları hasta edip onları modern hastanelere taşıyarak sağlık problemini çözemezsiniz. Önemli olan insanları o hastaneye düşürmeyecek sağlıklı bir yaşam olanağının herkese sunulmasıdır.

Sağlıklı bir toplum için öncelikle herkesin adaletli bir gelire sahip olmaları, dengeli bir şekilde beslenmesi, tüm toplumun spor yapabilmesi için gerekli alt yapının oluşturulması ve sağlık hizmetlerine kolay ve ucuz ulaşmaları gerekiyor. Sağlık hizmetlerinin de kaliteli yerine getirilmesi gerekiyor.

Bu saydıklarımızdan hangisi şu an sağlıklı bir şekilde yapılıyor? Bir tanesine dahi olumlu cevap vermek mümkün değil. İnsanlarımız arasındaki gelir seviyesindeki makas günden güne, yıldan yıla daha da açılıyor. Dünyanın en adaletsiz gelir dağılımına sahip ülkelerinden birisiyiz. Toplumun ana omurgası açlık sınırının altında yaşadığı için de ekmek ağırlıklı bir beslenmeye gidiyoruz. Toplumumuzun spor anlayışı futboldan öteye geçemiyor. O da üç büyük kulübün fanatik seyirciliği ile sınırlı kalıyor. Oysa her birimizin her gün düzenli olarak spor yapması bunun da alt yapısının devlet tarafından oluşturulması gerekiyor.

Yakın bir zamana kadar gıda yönünden dünyanın kendi kendine yeten birkaç ülkesinden biriydik. Kendi yetiştirdiğimiz doğal ürünlerle toplumu sağlıklı bir şekilde besleyebiliyorduk. Şimdi uluslar arası şirketlerin dayatmasıyla GDO’lu ürünler pazarda, manavda boy gösteriyor. Nişasta bazlı şeker dünya ortalamasının çok üzerinde. Doğal olmayan bu ürünleri tükettikçe de kansere yakalanma oranı günden güne yükseliyor, kadınlar erken dönemde menopoza, çocuklar erken yaşlarda ergenlik çağına giriyorlar. Bunun gibi sıralayacağımız daha birçok sağlıksız yaşamın kapısını aralamış oluyoruz.

Hastanelerdeki manzara bu! Randevu alıp da randevu saati gelip geçmiş umurunda olmayan bir sağlık sistemi, hastayı müşteri olarak gören bir zihniyet ve müşterilerin çok fazla olması nedeniyle doktorun yanına gruplar halinde alınması, kanser teşhisinden korkulan hasta için bile 5 ay sonraya mr çekilmesi için gün verilmesi, dünyanın en çok antibiyotik kullanan ülkesi olmamız gibi sıralayacağımız daha birçok olumsuz koşulları bir tarafa bırakıyorum.

Bir toplumun çağdaş olup olmadığının en büyük göstergelerinden biri olan insanlarının sağlıklı bir şekilde yaşaması, sağlıklı görünmesi için ülkemizde sağlıkta gerçek bir devrim yapılması, sağlığı bir ticari sektör olmaktan kurtarıp insan odaklı çözüm yolları bulmamız gerekiyor.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.