" />
USD
3,6737
EURO
4,3310
ALTIN
151,2935

   NEDEN HAYIR

Ülke olarak doludizgin şelalenin uçurumdan döküldüğü o noktaya doğru ilerliyoruz. Anayasa referandumunda çıkacak sonuca göre o uçurumdan aşağı yuvarlanacak mıyız yoksa son anda karşımıza bir dal çıkıp ona tutunarak oraya düşmekten bizi kurtaracak mı? Kısa bir süre önce bu köşeden siyasete bulaşmadan yazılarımı sürdüreceğim demiştim. Gelin görün ki Anayasa oylamasında sessiz kalmak bu vatana ihanet […]

   NEDEN HAYIR
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Ülke olarak doludizgin şelalenin uçurumdan döküldüğü o noktaya doğru ilerliyoruz. Anayasa referandumunda çıkacak sonuca göre o uçurumdan aşağı yuvarlanacak mıyız yoksa son anda karşımıza bir dal çıkıp ona tutunarak oraya düşmekten bizi kurtaracak mı?

Kısa bir süre önce bu köşeden siyasete bulaşmadan yazılarımı sürdüreceğim demiştim. Gelin görün ki Anayasa oylamasında sessiz kalmak bu vatana ihanet etmiş anlamına geldiği için neden bu referandumda “hayır” oyu kullanılması gerektiğini anlatmaya çalışacağım.

İlk önce Türkiye’de neden parlamenter sistem hakim, bunun tarihsel gerçekleri nedir ona bakalım.

Biliyorsunuz ülkemizde parlamenter sistem Cumhuriyetle başlamadı. Tanzimatla başlayıp gelişen yenileşmeler Osmanlı’da Sultan’a karşı bir mücadeleye dönüştü. Bu mücadele 1876 yılında meşrutiyetin ilanı ile tek adam yönetiminin karşısına bir meclis oluşmasıyla sonuçlandı. İkinci meşrutiyet ile Sultanın yetkileri iyice elinden alındı ama ulusun kendi kaderini tayin hakkı tamamen Kurtuluş Savaşının Büyük Millet Meclisinin hakimiyeti altında kazanılmasıyla oluştu. Üstelik meclisin bu gücü Mustafa Kemal Atatürk gibi gerçek bir liderin tüm gücüne rağmen yetkisini elinden bırakmayarak saygınlığını korudu. Mustafa Kemal sahip olduğu gücün esiri olmayarak tüm kararları meclis aracılığıyla almasını bildi. Dolayısı ile Türkiye’de parlamenter sistemin gelişmesinde Sultan’a verilen mücadeleden gelen derin ve yerleşik bir anlamı bulunmaktadır.

Oysa şimdi getirilmek istenen yeni değişikliklere baktığımızda Sultan’a karşı verilen bu mücadele sonucunda elde edilen tüm haklardan feragat edip tekrar bir tek adam zihniyetine dönülmek istenildiği için bu oylamada hayır demekte hayırlı olacağını söylemek yanlış olmayacak.

AKP’nin referandumda ki en büyük destekçisi yine stepne görevini her zaman yerine getiren Devlet Bahçeli oldu. Bunu ne maksatla yaptığı ya da yaptırıldığı, bir yerlere olan borcunu mu ödemeye çalışıyor bilinmez ama sırf Devlet Bahçeli gibi birinin kendinden başka kimsenin inanmadığı kişiliği ile bu anayasa değişikliğine verdiği destek nedeniyle hayır demekte hayır var.

Yaklaşık 15 yıldır iktidarda olan AKP’nin ve onun reisinin bugüne kadar yaptıklarına bakarak neden hayır dememiz gerektiğini daha iyi anlarsınız.

Ne kadar karşımızda bir parti var gibi görünse de kararlar hep tek kişi tarafından alındı. Bir kişinin hiçbir bilimsel, uzman görüşü olmadan verdiği kararlar ile ülke bugün rayından çıktı. Yıllarca bu ülkeyi şimdi terörist olarak suçladığı Fethullah Gülen ile el ele kol kola yönetti. O beraberlik bu ülkede yargı bağımsızlığı bırakmadı. Militan yargı ile Ergenekon ve Balyoz davaları ile ülkedeki tüm muhalifler susturulmaya çalışıldı, yüzlerce masum kişi suçsuz yere Silivri zindanlarında ömür çürüttü. Sınır kapısında kurduğu çadır mahkemeler ile PKK’lı teröristlere hayır siz terörist değilsiniz diyerek terör örgütünün daha da palazlanmasına seyirci kaldı. Gezi olaylarında demokrasiden ne kadar yoksun olduğu, kendi iktidarını korumak için tüm ülkeyi ateşe atmaktan kaçınmayacağını gösterdi.

Saydığımız tüm bu nedenlerle egemenliğin tek kişinin saltanatına bırakılamayacağı daha net görülmekte. Aslında buna sebebiyet verenlerin hepsinin bağımsız yargı karşısına çıkarılması gerekirken şimdi o yargıdan kaçmak için önümüze bu anayasa değişikliği konuyor. Tıpkı 12 Eylül cuntacılarının kendisini korumak için anayasaya koydukları koruyucu zırhlar gibi.

15 yıllık iktidarının 13 yılını başbakan olarak geçirip başkanlık sisteminin tam zıddı yönünde hareket edip ayrıca onunla ilgili sert ifadeler kullanıp sonra da kendisinin başkan olması için tüm geçmişte söylediklerini unutup kendine özgü bir başkanlık sistemi istemesi ne kadar akla yatkın? Başbakanlık yaptığı 13 yıl boyunca başkanlık sistemini ağzına almayacaksın sonra da kendin için bunu isteyeceksin. Kişiye özgü, tamamen kendini tatmin etme amacıyla getirilmek istenen bu anayasa değişikliğine hayır demek gerekiyor.

Anayasa değişikliği ile çift başlılık ortadan kalkacak diyorlar. Oysa mevcut sistemde çift başlılık yok. Yetkiler tamamen mecliste ve başbakanlıkta. İçinde bulunduğumuz ortamda fiili durumun çift başlı görünmesinin tek nedeni bir kişinin her şeyi kendi elinde toplama ihtirası ve onun altındaki sorumlu kişilerin de o bir kişiye biat etmesinden başka bir şey değil. Herkes mevcut anayasada sahip olduğu yetkileri kullansa zaten çift başlılık diye bir şey kalmayacak.

Hangi sistemle yönetilirse yönetilsin bir ülkenin temelini sahip olduğu hukuk sistemi oluşturur. Hukuk sağlam temellerin üstüne inşa edilmişse iktidarda kim olursa olsun o ülkenin geleceğinden endişe etmezsiniz. Oysa bu ülkede yargı FETÖ ile işbirliği yapılarak yıllarca militanca kullanıldı ve hala da kullanılmaya çalışılıyor. Anayasa değişikliği ile yargının tek kişiye bağımlılığı kurumsal hale getiriliyor. Bu yüzden anayasa değişikliğine hayır!

Sonuçta yapılmaya çalışılan anayasa değişikliğine hayır demekte binlerce kez hayır var.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.