" />
bayan escort kuşadası
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir

   SÖZÜN BİTTİĞİ YER!

Hemen hepimiz hayatımızda çaresizlikler içinde kalmışızdır. Ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim hepsi uzayın boşluğunda dağılıyormuş, hiçbir etki yapmıyormuş duygusuna kapılırız. Çaresizliği günümüzde kendini gerçekleştirme evresindeki tün insanların yaptıklarının karşılık bulmaması sonucunda neredeyse tamamı bir yılgınlık içine girip yaşıyor. O kadar yazdık, konuştuk ama hiç mi bunları dinleyen yok, söylediklerimizin hiç mi hükmü yok endişesine […]

   SÖZÜN BİTTİĞİ YER!

Hemen hepimiz hayatımızda çaresizlikler içinde kalmışızdır. Ne yaparsak yapalım, ne söylersek söyleyelim hepsi uzayın boşluğunda dağılıyormuş, hiçbir etki yapmıyormuş duygusuna kapılırız.

Çaresizliği günümüzde kendini gerçekleştirme evresindeki tün insanların yaptıklarının karşılık bulmaması sonucunda neredeyse tamamı bir yılgınlık içine girip yaşıyor. O kadar yazdık, konuştuk ama hiç mi bunları dinleyen yok, söylediklerimizin hiç mi hükmü yok endişesine kapılıyorlar. Bu duyguları benim de yaşadığımı söylemem gerekir. Bulamadıkları karşılık nedeniyle öfkeye kapılıyor, yazmaktan, çizmekten, mücadele etmekten vazgeçiyorlar. Ülkemizdeki son birkaç seçimden sonra birçok yazar-çizer takımının bu hisse kapılıp yazmaktan vazgeçmesi gibi!

Bizi bu duruma düşüren nedir?

Karşımızda muhatap bulamamak! Muhatap olarak gördüklerimizin bizi dikkate almaması ve ya hitap etmek istediğimiz kişi ve kitlelerin duyarsız kalması.

Karşılaştığımız bir yanlışı düzeltmek amacıyla yaptığımız ikazlara karşımızdakinin dikkate almasını bekleriz. Çünkü onlarda suçluluk duygusu ve utanma yetisi varsa söylediklerimizi dikkate alıp kendilerini sorgulayıp düzeltme yoluna gideceklerini, tutumlarını değiştirmelerini bekleriz. Erişkin bir insanın kendi içsel değerlerine ters düşme kaygısı yaşamasını ve bunun en büyük ahlak normlarından birisi olması gerektiğini düşünürüz.

Peki gerçekler bu şekilde mi? tabii ki hayır!

İnsanlar hangi düşünce yapısında olursa olsunlar kendilerinin muhakkak haklı olduklarını savunuyorlar. Bu geçmişte de böyleydi şimdi de böyle

Yüzyıl öncesinde Kafka’nın babasına yazdığı mektupta olduğu gibi! Babasının kendini çok bilgili görmesi, oturduğu kaptan köşkünde bu bilgisiyle ve kendine aşırı güven duygusuyla her şeyi idare edebileceğini ve gerek ailesinden gerek çevresinden gelen uyarılara kulak asmaması karşısında Kafka’nın düşüncelerini babasına doğrudan söylemek yerine mektup yazıp annesi aracılığıyla kendisine ulaşmak istemesi ve annesinin de nasıl olsa dikkate almayacak deyip mektubu babasına teslim etmemesi.

Kafka’nın yazdığı mektup gibi günümüzde birçok mektup muhataplarına yazılıp gönderildi. Yazanlar ülkenin gidişinden endişe duyup aydın sorumluluğu ile hareket edenlerdi. Bu mektuplar gönderildikleri siyasi çevrelerde hiç karşılık bulmadı. Uyarılmaya çalışılanlar kendilerini hep haklı ve güçlü olarak gördü. Yapılmaya çalışılan son anayasa değişikliklerinde olduğu gibi aydınların demokrasiden uzaklaşacağız, tamamen otokratik bir sisteme kayacağız uyarılarına kulak asmadan bildiklerini okumaya çalıştılar ve bu anayasa değişikliğini halkın önüne koydular. Daha önce yapılan benzer değişikliklerde, yapmayın, etmeyin uyarılarına rağmen yaptıklarından sonra her defasında kandırıldık yalanına sarılmaları gibi yine aynı durumla karşı karşıyayız. Fakat artık kandırıldık safsatasına sarılacak iç düşman kalmadığı için bunu yurtdışında arama telaşına düşmüş durumdalar.

Çaresiz kaldığımız zamanlarda yapacağımız tek şey umutlarımızı yeşertmektir. Her gecenin bir sabahı vardır tesellisiyle en büyük çaresizliklerde umutlarımızı yeşertecek hayallerimiz her zaman mevcut. Kafka’da babasının karşısında çaresiz kalmasına rağmen içindeki umutları yeşertmiş ve kendini tüm dünyaya ispat edecek derecede geliştirmiştir.

Peyami Sefa bir sözünde “Hayat böyledir. Çaresizlik ve tehlike anları vardır ki, o zaman çırpınmaya ve haykırmaya gelmez. Batar insan ve boğulur. Marifet o anları geçirmektir. Sonrası gittikçe kolaylaşır. Bu dünyada ölümden başka her şeyin çaresi vardır” der.

Biz yine umutlarımızı yeşertip çaresizliğimize şairce cevap vermeye çalışalım. Sunay Akın “Özlemin tarifi yok, kim ne demişse sebebi çaresizlik. Yanımdayken bile sana doyamazken nasıl anlatılır ki sensizlik.” demiş.

Biz şairce yaşamaya devam edelim.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.