" />
USD
3,6727
EURO
4,3188
ALTIN
151,5351

   ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ 

Anayasa değişikliklerini içeren halk oylamasını geride bıraktık. Halk oylamasının ardından geriye baktığımızda kasırganın bıraktığı enkaz yığını gibi bir manzara çıkıyor karşımıza. Yukarıdaki reisin deyimiyle halkın yarısı terörist oluverdi bir gün içinde Halk bıçakla bölünmüş gibi keskin çizgilerle ikiye bölündü. Bizden ve onlardan diye de ayrıştırıldı. Bu topluma yapılacak en büyük kötülük de bu oldu. Oylama […]

   ATI ALAN ÜSKÜDAR’I GEÇTİ 
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Anayasa değişikliklerini içeren halk oylamasını geride bıraktık. Halk oylamasının ardından geriye baktığımızda kasırganın bıraktığı enkaz yığını gibi bir manzara çıkıyor karşımıza.

Yukarıdaki reisin deyimiyle halkın yarısı terörist oluverdi bir gün içinde

Halk bıçakla bölünmüş gibi keskin çizgilerle ikiye bölündü. Bizden ve onlardan diye de ayrıştırıldı. Bu topluma yapılacak en büyük kötülük de bu oldu.

Oylama öncesi adaletsiz bir kampanya yapıldığını, evet bloğu devletin tüm olanaklarını kullanırken karşı bloğun da kampanyasını engellemek için devletin tüm gücünü üzerine saldığını bilmeyenimiz yok. Nitekim seçimi takip eden AGİT de bu yönde bir açıklama yaptı ve seçimin adaletsiz olduğunu tarafsız bir gözle belgelemiş oldu. Bu bile tek başına oylamanın geçersizliğini sağlayacak bir delildir.

Seçimin güvenliğini, adaletli olmasını sağlamakla görevli olan Yüksek Seçim Kurulu bütün bunlara seyirci kaldığı gibi son öldürücü tekmeyi de seçime iyice şaibe düşürecek şekilde mühürsüz seçmen pusulaları ve zarflarının seçim kanununa aykırı bir şekilde kabul etmesiyle aldı. Böylece oylamadaki tüm husulsüzlüklerin önünü açmış oldu. Bu karar tek başına oylamanın tamamının iptal edilmesine yok açacak bir gelişmedir. Bu karar ile halk oylamasının üzerine kocaman bir şaibe oluşmuş ve düzeltilmediği takdirde ülke rejim değişikliğini bu şaibe ile sağlamış olacaktır.

Bıraktık tüm şaibeleri bir kenara ve çıkan sonuca göre iki kişiden birinin karşı çıktığı bir anayasa ile bu ülkeyi ne kadar yönetebileceğinizi zannediyorsunuz.

1961 anayasası yüzde 67, 1982 anayasası yüzde 92 gibi bir oranla kabul edilmiş olmasına rağmen ömürlerinin ne kadar olduğunu ve onları hazırlayanların sonlarının da nasıl olduğunu hatırlatalım.

Biz bu tartışmaları yaparken aslında en anlamlı söz Cumhurbaşkanından geldi. “Atı alan Üsküdar’ı geçti” dedi.

Geçmişteki deneyimlerimize dayanarak bu tartışmalardan bir sonuç çıkacağını pek tahmin etmiyorum ve sonuç içimize ne kadar sinmese de değişikliklerin kabul edildiği gerçeği ile yüzleşmemiz gerekecek.

Cumhurbaşkanı ben istediğim sonucu aldım, geride ne kalmış, nasıl olmuş beni ilgilendirmez diyor. Ben aldığım netice ile borumu öttüreceğim diyor. Zaten öttürüyordu şimdi bunu yasal kılıfına sokmuş oldu. Ne Ergenekon davasında ben bu davanın savcısıyım diyerek, ne Gezi olayları esnasında halkı gaz bombasıyla boğması, tüm yolsuzluklar, adaletsizlikler…. Hepsi de çöp sepetine. Artık bu hukuksuzluklar karşısında kendi belirlediği meclis grubunda yargılanmasını beklemek hayal ötesinde tamamen fantastik bir uygulama olur.

Ayrıca siz bakmayın kampanya boyunca tek devlet, tek millet, güçlü ekonomi, istikrar gelecek dendiğine. Bu söylemlerin tamamı anayasada yapılacak değişikliklerin içeriğini gizlemek amacıyla özenle seçilmiş ve oylama ile hiçbir ilgisi olmayan söylemlerdi. Zaten başbakanın kendisi dahi değişiklik yapılacak maddelerin içeriğini tartışacak zaman bulamadık diyor. Kanımca kendisinin bile nelerin değiştiğinden haberi yok.

Yeni sistem ile şunu açıklıkla söyleyebiliriz. Ülke 15 Temmuz’dan bu yana olağanüstü hal ile yönetiliyor. Başkanlık sistemine geçiş ve başkana verilen yetkiler ile bu olağanüstü hal hali tüm zamanlara yayılmış oluyor. Başkanın elindeki kararname çıkarma yetkisi ile meclise paralel şekilde yasalar çıkarabileceği ve ülkeyi tek başına istediği gibi yöneteceğini çok rahatlıkla söyleyebiliriz. Zaten şimdiye kadar yetkisi olmadan bunu yapıyordu, halk oylamasından kıl payı bu onayı alması onu hiç ilgilendirmiyor. O sadece güç artık benim elimde diyor.

Tek kişinin her şeye karar verdiği ülkelerin akıbetlerini gördük. Saddam’ın ırak’ı parçalandı. Esad’ın Suriye’si paramparça oldu. Kaddafi’nin Libya’sı bugün fiilen ikiye bölünmüş durumda. Hitler Almanyası ile sadece Almanya değil tüm Dünya çok acılar çekti. Biz kendi ellerimizle yarım yamalak devam eden demokrasimizi tek adama teslim etmiş olduk.

Bugün neler kaybettiğimizin farkına varmayacağız belki. Tıpkı 15 yıl önce iktidara geldiklerinde tatlı su liberallerinin bunlara inanıp demokrasiyi getireceklerine kanmaları ama gidilen yolun tam tersi olduğunu anlayıp sırtlarını döndükleri zaman iş işten çoktan geçmesi gibi yarın da bugün kaybettiklerimizi anladığımız zaman iş işten çoktan geçmiş olacak. Olan da bu ülkenin itibarına olacak. Bütün dünyanın gıpta ile baktığı Atatürk’ün kurduğu cumhuriyetten Ortadoğu bataklığına saplanmış, Ortadoğunun çağdışı liderlerini örnek almış bir devlette bütün dünyada dışlanmış, küçümsenmiş bir vatandaş olarak yaşamaya devam edeceğiz.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.