" />
bayan escort kuşadası
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir

   İZMİR KİTAP FUARI

Okuyucuyu yazar ve yayınevi ile bir araya getiren, karşılıklı görüş alışverişi bulunulması yönünden kitap fuarları önemli bir görevi yerine getiriyorlar. Gerek okuyucunun hangi yönlere doğru kaydığını gerekse düzenlenen panel ve oturumlarla okuyucu kitlesinin nabzını ölçmek açısından da önemli bir yeri var fuarların. Tüyap İzmir Kitap Fuarı 22’inci kez okurlarıyla buluştu geçtiğimiz hafta içerisinde. İlki 1996 […]

   İZMİR KİTAP FUARI

Okuyucuyu yazar ve yayınevi ile bir araya getiren, karşılıklı görüş alışverişi bulunulması yönünden kitap fuarları önemli bir görevi yerine getiriyorlar. Gerek okuyucunun hangi yönlere doğru kaydığını gerekse düzenlenen panel ve oturumlarla okuyucu kitlesinin nabzını ölçmek açısından da önemli bir yeri var fuarların.

Tüyap İzmir Kitap Fuarı 22’inci kez okurlarıyla buluştu geçtiğimiz hafta içerisinde. İlki 1996 yılında düzenlenmiş ve o yıl da bir okuyucu olarak takip etme ve görme olanağım olmuştu. O yıl katılan yayınevi sayısının az olmasına rağmen çok samimi ve sıcak bir ortam yaratmıştı. Ayaküstü yazarlar ile yaptığımız söyleşilerin tadı hala damağımda.

Aradan 22 yıl geçtikten sonra bu kez oraya farklı bir konumda katılma olanağım oldu. Daha önce hep kitap alıp yazarlarıyla sohbet etmek için gittiğim fuarda bu kez kendi kitabımı imzalamak için oradaydım. Etki Yayınevi’nden piyasaya çıkan “Matruşka Bebekleri” adlı kitabım da ilk kez görücüye çıkmış oldu.

Reklam kampanyası yapmamamıza, ekranlarda boy görtermememize rağmen yanıma uğrayıp kitabımı imzalatan mütevazi sayıda kişiyle aynı zamanda sohbet etme imkanım doğduğu için de sevindim. Tabii ki her yazar karşısında birikmiş metrelerce uzunlukta kuyruklar oluşmasını ister. Demek ki oralara gelebilmek için atmamız gereken daha çok adım, kat etmemiz gereken daha uzun yollar varmış.

Ben önümde uzun kuyruklar oluşmasını isterken diğer yayınevlerinde bekleyen ve ünü ülke çapına yayılmış yazarların önünde de boşluklar görünce insan kendisini teselli mi etsin yoksa üzülsün mü bilemiyor.

Günümüzde hızla dijital dünyaya doğru kayan yeni nesiller var. Okumak istediklerini bir dokunuşla ellerindeki telefona ve bilgisayara yükleyip okuyabiliyorlar ve bu yeni nesiller uzun uzun okumayı da sevmiyorlar. Birkaç kelimelik kısa cümleler ile tüm dünyayı algılamaya çalışıyorlar. Dolayısı ile böyle yetişen nesillerden uzun metinlerden oluşan kitaplara ulaşmalarını istemek gerçeklerden uzaklaşmamıza neden olur.

Yine de daha 10 yaşlarındaki bir çocuğun karşıma geçip “abi bu kitabın fiyatı ne kadar?” deyip sonra da cebindeki belli ki son kalmış parayı teker teker sayıp masanın üstüne koyduktan sonra kitabı alıp gitmesi geleceğe umutlarla bakmamızı da sağlıyor.

Aydınlanmanın ilk adımının bilgilenmek olduğunu biliyoruz. O bilgiyi edinebilmek için de çok okumamız gerektiğini. Evimizin bir köşesini kitaplığa çevirmedikten sonra, günün bir kısmını o kitaplığa gömülüp değerlendirmediğimiz sürece kişi aydınlanmasını tam sağlayamamış demektir. Aydınlıktan korkan karanlık çevrelerin yaptığı ilk icraatların başında insan aydınlanmasını sağlayacak olan kitapları yasaklamak ve hatta onları yakmak olduğunu hatırlatalım. Bu karanlık çevrelere karşı verilecek en büyük yanıt da inadına okumak, inadına bilinçlenmek olmalı.

Ülkemizde 6 kişiye yılda bir kitap düşüyor. Japonya’da bu sayı bir kişiye yılda 20 kitap. Avrupa ülkelerinin birçoğunda Japonya’nın benzeri sayıları görmek mümkün. Oralarda bir kitap 50 bin ile 100 bin adet arasında baskı yaparken bizde bu ortalamanın 2 bin olduğunu da hatırlatalım. Demek ki bir ülkenin kalkınmış olmasıyla okuyan sayısının fazla olması arasında doğrusal bir bağlantı var. Okuyan sayısını, kitap fuarlarının sayısını ve oraya gidenlerin sayısını artırdıkça biliniz ki kalkınmış bir ülke yolunda emin adımlarla gidiyoruz demektir.

Bol kitaplı günlerde buluşmak dileğiyle.

tamerkayikci@yahoo.com

 

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.