" />
bayan escort kuşadası
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir

   TOPLUMUN ÖNÜNE ALTERNATİF SUNABİLMEK

Yetmişli yıllarda, çocukluğumda ülkemizde bir yazlık sinema geleneği vardı. Küçük bir beldede olmamıza rağmen kadın erkek akşam olunca yanlarında gündüzden hazırladıkları dolmalar, sarmalar eşliğinde hep beraber sinemanın yolu tutulurdu. Hem sinema seyredilir, hem de derin sohbetlere girilir, hal hatır sorulurdu. Ardından o sihirli kutu denen televizyon yaşamımıza girmeye başladı. Sinemalar o sihirli kutunun içine girmiş, […]

   TOPLUMUN ÖNÜNE ALTERNATİF SUNABİLMEK

Yetmişli yıllarda, çocukluğumda ülkemizde bir yazlık sinema geleneği vardı. Küçük bir beldede olmamıza rağmen kadın erkek akşam olunca yanlarında gündüzden hazırladıkları dolmalar, sarmalar eşliğinde hep beraber sinemanın yolu tutulurdu. Hem sinema seyredilir, hem de derin sohbetlere girilir, hal hatır sorulurdu.

Ardından o sihirli kutu denen televizyon yaşamımıza girmeye başladı. Sinemalar o sihirli kutunun içine girmiş, sinema seyircisini, özellikle de kadınlarımızı evlere hapsetmeye başlamıştı. Sinema sayesinde birbirinin yüzlerini görenler evden dışarı çıkmaz olmuş, kimsenin yüzünü görmeden günlerini bitirmeye başlamışlardı.

İnsanlar televizyon nedeniyle evlere kapanırken sinema sektörü de içine düştüğü darboğazdan kurtulmak için porno türü filmlere yönelmesinden sonra zaten çok az kalan seyirciyi de sinemaya küstürmüştü.

O yıllarda iyice düşük olan okuma yazma oranı nedeniyle zaten okumayan, okuduğunu anlayamayan toplumun çoğunluğu günden güne televizyonun tutsağı olmuş, günümüze kadar gelen süreçte de dünyada zamanını televizyon karşısında geçiren en yüksek orandaki ülkelerden birisi olup çıktık.

Okumayan, yazmayan, okuduğundan bir şey anlamayan milyonlarca sadık televizyon seyircisini son yıllarda iyice ekran başına kilitleyen izdivaç programları da devreye girince bizim toplum tüm işini gücünü bırakıp kim kiminle evlenecek, kim kimin hakkında ne dedi derdine düştü.

Bu tür programlar için RTÜK’e gelen şikayetlerin haddi hesabının olmadığını bilmeyenimiz yok. Gelen şikayetleri inceleyen RTÜK parasal ceza kesmesine rağmen programların yapısında hiçbir iyileştirme yapılmadı aksine günden güne daha da seviye yerlere düştü.

Sonunda hükümet FETÖ için aldığı kanun hükmünde kararname yayınlama yetkisini olağan üstü dönemle hiçbir ilgisi olmamasına rağmen bu programları yasaklayarak çözmeye çalıştı.

İlk etapta olumlu bir adım olarak düşünsek de yazının başında Türk insanının sinemadan televizyona geçiş macerasını düşündüğümüzde atılan bu adımın bir sonuç vermeyeceğini şimdiden söylememiz gerekiyor. Çünkü bu programları kaldırsanız bile benzer seviyesiz programlar başka bir şekilde yayınlanmaya başlanacak ve bu toplum o programları da televizyonun karşısında mıhlanmış şekilde izlemeye devam edecektir.

Her bir sorunda yaptığımız gibi sonuçlarla ilgilenmeyi bırakıp o sonuçlara giden nedenlerin arkasını araştırsak böyle tepeden inme kanunlarla sorunu halletmeye kalkmayız.

Yapılması gereken senelerce o ekran başına kilitlenen toplumun önüne alternatif ve izlenmesinden keyif alınacak programlar yapmak ve toplumu mümkün olduğu kadar televizyon karşısından uzaklaştırmak, yetmişli yıllarda olduğu gibi insanların birbiriyle sohbet edebildiği, çevresini daha iyi tanıdığı ortamları yaratmaktır. Şunu peşinen kabul etmemiz gerekiyor. İzdivaç programları ve benzerleri olduğu için toplum o programların peşine düşmüyor, toplumun kendisinde böyle bir birikim var ve o programlar da o birikime karşılık ortaya çıkıyor. Toplumdaki hastalığı yok etmeden programların ortadan kaldırılması bataklığı kurutmadan sivrisineklerle yapılan mücadeleye benziyor.

Türk toplumunun evlere kapanıp kendini televizyona kilitlemesinin en büyük nedeni sahip olduğu düşük gelir seviyesinden kaynaklanıyor. Çalışanların, emeklilerin gelirlerini artırmadığınız sürece o insanlar para harcamamak için dışarı çıkmayacak, birbiriyle görüşüp konuşma, dertleşme imkanı bulamayacakları için bu ihtiyaçlarına cevap veren bu tür dedikodu programlarına kendilerini teslim edeceklerdir.

Ekonomik yönden gelişmiş toplumlara bakınız. Günlerinin çoğunu dışarıda, kafelerde, sinemalarda, yurtiçi ve yurtdışı seyahatlerde geçiriyor. Yedisinden yetmişine kadar sürekli meşgul oldukları bir işleri, hobileri var. Aynı ortamı yaratmadığınız sürece kanun zoruyla da olsa kaldırdığınız izdivaç programlarının yerine başka bir yerden patlak verir gibi benzer başka programların çıkması kaçınılmazdır.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.