" />
bayan escort kuşadası
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir
USD
3,5498
EURO
4,2060
ALTIN
149,5098

ZEYTİN

Seksenli yıllardan bu yana dünyanın birçok yerinde vahşi kapitalizmi yaşıyoruz. ABD’de Reagan ve İngiltere’de Margaret Thatcher’in öncülüğünde başlayan, devletin elinde bulunan tüm işletmelerin özelleştirilmesi için İMF, Dünya Bankası gibi sermayeye yön veren kurumlar aracılığıyla yönetilen bu operasyon çok kısa zaman içinde ülkemize de sıçramıştı. Seksen darbesinden sonra tek başına iktidara gelen Özal liderliğindeki ANAP ile […]

ZEYTİN
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Seksenli yıllardan bu yana dünyanın birçok yerinde vahşi kapitalizmi yaşıyoruz.
ABD’de Reagan ve İngiltere’de Margaret Thatcher’in öncülüğünde başlayan, devletin elinde bulunan tüm işletmelerin özelleştirilmesi için İMF, Dünya Bankası gibi sermayeye yön veren kurumlar aracılığıyla yönetilen bu operasyon çok kısa zaman içinde ülkemize de sıçramıştı.
Seksen darbesinden sonra tek başına iktidara gelen Özal liderliğindeki ANAP ile devletin elindeki kurumlar satılmaya başlandı. Ardından gelen tüm iktidarlar bu yoldan sapmadı. En son olarak 15 yıldır iktidarda bulunan AKP ile ülkede satılmadık devlet kurumu kalmadı.
Cumhuriyetin kurulduğundan bu yana çok zor şartlar altında birikim yapılarak oluşturulan bu işletmeler hesapsızca yapılan harcamalar sonucunda oluşan borçları kapatmak için “babalar gibi satarız” zihniyeti sayesinde elden çıkarıldı.
Devletin elinde satılacak işletme kalmayınca bu kez toprak ve toprağın altındaki hazineler akıllarına geldi. Ülkemin her köşesinde maden aranmayan arazi kalmadı. O madenleri aramak için doğa tahrip edildi, zehirli atıklar toprağın altına, yeraltı sularına karışmaya başladı, dere yatakları değiştirilip doğal yaşama insan eliyle müdahale edildi.
Devletin elindeki işletmeler, toprağın altı ve üstü uluslar arası şirketlere peşkeş çekilmesine rağmen yine de doymak bilmiyorlar. Uzun yılardan bu yana gözünü diktikleri zeytin alanlarını da talan etmek için saldırı üstüne saldırıda bulunuyorlar ve bunu da kendi emrinde gördükleri siyaset aracılığıyla yerine getiriyorlar.
Türkiye’de kanun ile korunan tek ağaç zeytindir. Mustafa kemal Atatürk’ün bir mirası olan bu kanun ile zeytinlik alanlarda yapılaşma, sanayileşme, maden araması yapılması mümkün değil. Zeytinlik alanlara zarar verecek şekilde belirli bir mesafede de maden, sanayi gibi faaliyetlerde bulunmanız yasak.
İşte bu yasak ülkemi talan etmek isteyen uluslar arası şirketleri ve buradaki uzantılarının elini kolunu bağlıyor. Ormanlara, derelere yaptıkları katliamları yapmalarına engel oluyor.
Zeytin ülkemizin de içinde bulunduğu coğrafyaya özgü bir ağaç. Tüm dünyaya buradan yayılmıştır. Bize verdiği faydası nedeniyle antik çağdan bu yana “sıvı altın” olarak da adlandırılır.
Üç ayrı dinde de zeytin kutsal olarak değerlendirilir. Üç ayrı dinde de bereket, barış, akıl, uzun ömürlük, olgunluk olarak görülüyor.
Antik yunanda “çocuklarımızı doyuran zeytin ağacı, ister genç ister yaşlı kimsenin zarar vermeyeceği ağaç olarak değerlendirilir.
Öyle bir ağaç ki zeytin ağacı 100 yıl, 400 yüz yıl, bin yıl hatta 2000 yıl sonra bile meyve vermeye devam eder. 2000 yıllık o zeytin ağacının altından ne nesiller geçti, ne savaşlara, ne olaylara tanık oldu.
Antik çağda kimsenin zarar vermeyeceği ağaç olarak görülmesine rağmen günümüzün vahşi kapitalistleri ona zarar vermek için meclise zeytin kanunu değiştirmek için teklif getirdiler.
AKP’nin iktidara geldiğinden bu yana yedi kez deneyip geri püskürtülen yasa teklifleri bu kez ülkenin içinde bulunduğu kaos ortamından da faydalanılarak istediklerini almaya çalışıyorlar.
İstedikleri kadar sözlü olarak biz zeytinlik alanları koruyacağız, daha da genişlemesi için uğraş vereceğiz desinler daha birkaç ay önce kışın ortasında yaktıkları Sümele’ki ormanların ortasına çevre bakanının bizzat kendisinin orada hiçbir yapılaşmaya izin vermeyeceğiz demesine rağmen aradan daha 2 ay geçmeden inşaatlar başladığını unutmuş değiliz. kuşadası escort bayan

Türkiye son çeyrek yüzyıl içinde zeytin alanlarının genişlemesi açısından önemli adımlar attı. Zeytin ve zeytinyağı kalitesi olarak dünyada söz sahibi bir konuma sahibiz. Getirilmek istenen yasa ile bindiğimiz dalı kesmeye çalışıyoruz. Madenlerden, sanayi tesislerinden kısa zaman için almak istedikleri verimler uğruna binlerce yıl sürecek bir hazineden mahrum bırakılmaya çalışılıyoruz.
Ramazan ayı içindeyiz. Birçok kişi iftarda orucunu kutsal gördükleri zeytin ile açar. İşin trajikomik yanı ise kendini dindar muhafazakar görenlerin desteklediği siyasetçiler tarafından zeytinin geleceğinin yok edilmeye çalışılmasıdır. Tek dileğimiz sağduyunun galip gelmesi ve getirilmek istenen yasanın bir kez daha geri çekilmesidir.
tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.