SICAK ÇARPMASI

Yazar Hakkında Son YazılarıAbout Nedim İnceSICAK ÇARPMASI – 12 Temmuz 2017AYTEN ÜNLÜCÖMERT – 7 Haziran 2017ZEYTİN KANUNU – 31 Mayıs 2017KUŞLAR YUVADAN UÇUYOR – 25 Mayıs 2017SAMAN NEZLESİ – 17 Mayıs 2017  İLETİŞİM VE İLETİŞİM KAZALARI – 10 Mayıs 2017MİDİLLİ’YE GİDİŞ VE GELİŞTE ÇEKİLEN EZİYET – 3 Mayıs 2017İZMİR KİTAP FUARI – 26 Nisan 2017OLANLAR […]

SICAK ÇARPMASI

Nedim İnce

About Nedim İnce

Yaşamımızı sürdürebilmek için vücudumuzdaki her hücrenin, hücrelerin oluşturdukları dokuların, organların tam bir uyum içinde çalışması gerekir. Bu uyumu bozan etkenler sağlığımızı bozmakta, bozukluğun derecesine göre yaşamımızı tehdit etmekte ve hatta sona erdirmektedir.
Bedenimizdeki hücrelerin yaşaması ve uyum içinde çalışması için sabit bir ısıya ihtiyaçları vardır. Bu sabit ısı insanda 36,5 santigrat derecedir. Beyin sapına yakın ısı kontrol merkezi sürekli beden ısısını sabit tutmaya çalışır. Isı merkezince tüm vücudun ısısını dengede tutulması dış etkenlerce zora sokulduğunda, ısı merkezi gücünü beyin ve yaşamsal organların ısısını dengede tutacak şekilde kullanmaya başlar.
Aşırı sıcakların bunalttığı bu günlerde beden ısımıza ve dolayısıyla sağlığımıza gelebilecek olumsuzlardan söz etmek, korunma ve tedavi yöntemlerine göz atmak yararlı olabilir.
Güneşin yarattığı ısıyı gölgede termometre ile ölçtüğümüzde elde ettiğimiz ‘aktüel ısıdır’. Aktüel ısıya ortamın nemi de katılıp birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan ısı ise ‘ısı endeksi’; yani hissettiğimiz ısıdır. Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün internet sitesi www.meteor.gov.tr de bağıl nem ve aktüel ısı ile hazırlanan, ısı endeksini veren cetvel bulunmaktadır. Bu cetvelden hissettiğimiz ısıyı yani ısı endeksini bulmak mümkün olmaktadır. Ayrıca havadaki esinti, güneş ile doğrudan temas ve temas süresi, hissedilen sıcaklığı etkileyebilmektedir.
Güneş ısının yarattığı bedeni etkilediği; hafiften ağıra doğru bir birini takip edebilen üç olumsuz durumdan, hastalıktan söz edilebilir.
• Isı yorgunluğu
• Isı krampları
• Güneş çarpması ya da yeni adıyla sıcak çarpması.
Güneş ısısının ilk kademedeki en hafif zararlı etkisi ‘ısı yorgunluğu’ dur. 27-32 santigrat derecede yapılan yorucu çalışmalar aşırı su ve elektrolit kaybı nedeniyle ısı yorgunluğuna neden olabilir. Aşırı terleme, halsizlik, bitkinlik, soğuk, soluk ve yapışkan bir deri, bulantı, kusma, çarpıntı bazen düşük tansiyon başlıca belirtileridir. Hafif bir şok durumu vardır. Beden ısısı normaldir.
Kalıcı hasar olmayan ve pek de tehlikeli sayılmayan bu belirtiler, güneş ısısından korunmak için ilk işaretler olması bakımından önemlidir.
Bu durumda yapılacak ilk iş kişiyi serin bir yere almak, yelpaze yaparak, varsa vantilatör veya klima çalıştırarak üzerindeki elbiseleri çıkarıp ıslak kompres yapmak ve bulantıya yol açmayacak şekilde su vermektir. Ağızdan sıvı alamıyor ve kusuyorsa bir sağlık merkezine götürmek yerinde olur.
Güneş ısısının ikinci kademe zararı ‘ısı kramplarıdır’. Bedenin değişik yerlerinde ağrılı kramplar oluşur. Çoğunlukla bacaklarda ve karın kaslarında spazmlar şeklinde kendini gösterir. Terleme boldur. Genellikle 32-40 santigrat derecelerde ortaya çıkar. Bunda da kalıcı hasar yoktur. Ancak öldürücü olabilen ‘sıcak çarpması’na bir adım daha yaklaştığını göstermesi açısından önemlidir. Acil önlem almaya davetiye çıkarır.
Isı krampları başladığında yine yapılacak ilk iş aktiviteyi durdurup kişiyi serin bir yere götürmek olmalıdır. Kramp giren kaslara sertçe baskı yapıp kramp çözülmeye çalışırken hafif masajlarla krampın ortadan kaldırılması ve yenisinin oluşmasının engellenmesi mümkün olabilir. Ağızdan bulantıya yol açmayacak bir hızda su verilmelidir. Bu önlemler kişiyi rahatlatmaz ise bir sağlık kuruluşuna başvurulmalıdır.
Sıcak yorgunluğuna ve ısı kramplarına aldırmadan özellikle 40 santigrat derece aktüel sıcaklığın üzerindeyken, hala güneş altında ya da sıcak ortamda kalmaya, aktiviteyi sürdürmeye devam edilirse ‘sıcak çarpması’ çok yakın demektir.
Bedenin ısı merkezi, beden sıcaklığını iki yöntemle 36,5 santigrat derecede de sabit tutmaya çalışır. Sıcak havalarda yüzlerin, bedenlerin kıpkırmızı olması birinci mekanizmanın devreye girmesi nedeniyledir. Cilt altındaki tüm kılcal damarlar genişleyip kanla dolmuştur ve bu şekilde dış ortamın kanı dolayısıyla bedeni soğutması beklenir. İkincisi de terlemedir. Ter buharlaşırken vücudu soğutarak ayrılır bedenden.
Dış ortamdaki sıcaklık 40 santigrat dereceyi geçince birinci mekanizma işe yaramaz. Bu beden sıcaklığının artmaya başlaması demektir. Terleme daha büyük bir hızla devreye girer, bir günlük ter miktarı bir saatte ortaya çıkar, ama o da bir süre sonra yetmez ve beden sıcaklığı 40 santigrat dereceyi bulmaya ve orada da kalmayıp yükselmeye devam eder. Aşırı terleme nedeniyle vücuttan su ve elektrolit kaybı da aşırı olur. Kan daha koyu akmaya başlar. Hücreler; yeterince beslenemediği ve hayati elektrolit dengesi bozulmaya başladığı için hasarlanmaya daha açık hale gelir. Hasarlanmış hücre ve dolayısıyla doku ve organlar nedeniyle dayanıklılığı azalmış vücutta ısı 41 santigrat dereceye çıkınca ciddi hücre işlev ve yapı bozuklukları başlar, bu da tüm vücut fonksiyonlarını olumsuz etkiler.
Sıcak çarpmasının ilk belirtilerinden biri vücut ısısının 41 santigrat derecenin üstüne çıkmasıdır. Vücut ısısı bu kadar yüksek olmasına rağmen cilt kupkurudur ve hiç terleme yoktur. Psişik davranış bozuklukları başlar. Sersemlik, baş ağrıları vardır. Denge ve koordinasyondaki bozulma nedeniyle yürüme, ayakta kalma zorlaşır. Bunları takiben kısa bir süre sonra bilinç kaybı ile koma gelişir.
Sıcak çarpmasındaki bulgular hücrelerde yapı ve işlev bozukluğundan kaynaklanır. Bu nedenle tedavi geciktikçe daha fazla hücre daha güçlü hasar görür. Bu da organların zarar görmesi ve işlevinin bozulması ve ölüm riskinin artması demektir. Nitekim zamanında tedavi edilemeyen sıcak çarpmalarında yüz kişiden yirmisi hayatını kaybetmektedir. Kurtulanların da sağlığına kavuşmaları çok uzun sürmekte, beyin hücrelerinin kendini yenilemesi ve onarması yok denecek kadar az olduğu için kalıcı hasarlar oluşabilmekte, denge ve koordinasyonun düzelmesi çok uzun zaman alabilmektedir.
Sıcak çarpmasında ilk yapılacak iş acil ambulansa haber vermektir. Ardından ambulans gelene kadar hasta serin bir yere alınır. Soğuk duş, ıslak kompres, vantilatör, klima gibi araçlarla vücut ısısı düşürülmeye çalışılır. Ağızdan su da dahil hiç bir şey verilmez. Vücut ısısını 39 santigrat dereceye kadar düşürülmeli, daha aşağıya doğru zorlanmamalıdır. 39 santigrat derecenin altına düşürüldüğünde hastada şok gelişebilir. Hastanın tedavisine ambulansın götürdüğü sağlık merkezinde devam edilir.
Sıcak çarpmasının nedeni yüksek ısıdır. Yüksek ısıya maruz kalmaktan kaçınmak sıcak çarpmasından kaçınmanın tek yoludur: Güneş’e çıkmamak, sıcak ortamlarda bulunmamak, susamadan içilen sıvı ısıya direnci arttırdığından bol sıvı tüketmek gerekmektedir. Tuz kaybı nedeniyle doktora danışılarak tuz tabletleri alınabilir. Hepimizin bildiği gibi açık renkli bol elbiseler giymek, güneşte şemsiye kullanmak bizi güneşten korur. Isıya direnci düşüren alkolden kaçınmak, çaba gerektiren aktivitelerden uzak durmak, bronzlaşma modasına uymamak alınacak diğer önlemlerdir.
Yukarıdaki basit önlemlerle; ölümcül ve iyileşilse bile sakatlıklar bırakan, çok geç iyileşilen “sıcak çarpması” ndan korunabiliriz. Unutmamız gereken bir şey daha var. Çocuk ve yaşlılarda ısıya dayanıklılık daha azdır; özellikle önlem alma konusunda daha titiz ve aceleci olmamız gerekir.
Dr. Nedim İnce
Altınoluk / 11. 07. 2017

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.