İnsan hafızasında görüntüden öte kalıcı olan koku ve tattır. Bir bölgenin kimliğini oluşturan özelliklerden birisi de oranın insan hafızasında bıraktığı lezzetlerdir. Edremit Körfez bölgesi göz hafızasına hitap etmesine rağmen tat konusunda hakkı olan etkinlikte değil. Halbuki buraların tüm ülkece hatta yurt dışında bile anılan restoranlar ile dolu olması lazım. Ama ne gam, birkaç restoran dışında bırakın zeytinyağlı yemek çeşitlerini, gerçek zeytinyağı kullanana rastlamak bile zor. Geçtiğimiz ay Mukavemet Dergisi’nin aylık dosya konusu “Tatmak” idi. Dergide bir söyleşimiz yayınlandı. Körfez bölgesinin iki zeytinyağı üreticisi olan Serkan Zengin ve Fırat Aşkın ile zeytinyağı ve yemek kültürü üzerine yaptığımız bir sohbet idi bu. Serkan Bey çok önemli bir noktaya parmak bastı. Yurt dışında – ki özellikle lezzet noktası olarak nam salmış yerlerde – yemek kültürü önemli bir turistik etken. Bu şekildeki birçok bölge yemeklerinde en kaliteli ürünleri kullanmaktan asla çekinmiyor. Çünkü kaliteyi kalıcı kılarak insanların damak hafızalarında yer ediyorlar. Söyleşide şunları söylemişti Serkan Bey: “Ben bu bölgedeki restoranların masaya iyi zeytinyağı dışında bir yağ koyma lüksünün olmaması gerektiğini düşünüyorum. Belediyeler nasıl hijyen denetlemesi yapıyorlarsa, kalite denetlemesi de yapılmalı. Bu bölgenin işletme ruhsatının şartlarından birisinin de bu olması gerektiğini düşünüyorum. Son 15 yıldır her yıl iki kez Floransa’ya gidiyoruz. Toscana İtalyanların birçok lezzet anlamında doruğa ulaştığı bir bölge. Sokaklarda yüzlerce restoran var, pizzacısından en lüks restoranına kadar hepsinin masasında bizim üst kalite aromatik kaliteye sahip yağlar var. Ayvalık’taki tekne turlarında da, burada dışarıda yediğim restoranlarda da bunu göremiyorum. Bu biraz da zorlama ile olması lazım. Kuzey Ege’de belediyelerin buna sahip çıkması, kötü yağların kullanılmasına izin verilmemesi lazım”. Kesinlikle katıldığım bu görüşler doğrultusunda yine iş bir parça yerel yönetimlere düşmekte. Körfezin bunca nimetinin görmezden gelinip değerlendirilemediği bir bölge olması içi acıtan bir durum. Kuzey Ege, otlarıyla, yemekleriyle dünyada tanınabilir, çok turistik bir bölge olabilirdi.  Butik üreticilerinin kendi çabalarıyla doğal gıda ürünlerini pazarlamaya çalıştığı bir ortamda bölgenin yemek kültürünün oluşmaması körfez adına üzüldüğüm bir durum. Umarım kısa zamanda yemek kültürü konusunda da bakış açımız genişler.

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here